Zenginleri Her An, Fakirleri Bir An Düşünmek…

Zenginleri Her An, Fakirleri Bir An Düşünmek...

Zenginleri Her An, Fakirleri Bir An Düsünmek…

Her Ramazan ayında infak ile baslayıp lüks üzerinden devam eden tartısmaların/gündemlerin içinde oluyoruz.
Yardım, dayanısma, güçlülerin güçsüzlerden mesul olma bilincini gelistirmesi için bize yol gösteren bir hadis-i serif üzerinden gitmek istiyorum.
Muaz b.Cebel'i(r.a), Rasullulah (SAV) Yemen'e (Vali olarak) gönderirken söyle buyurmustur: “Konfora dalmaktan sakın. Zira Allah'ın (has) kulları lükse göz dikmezler.”
Lüks nedir?
Lüks konusunda yasadıgımız zamanın etkisinden dolayı kafalarımız bir hayli karısık. Çünkü tüketim kültürü, her türlü yeni nesneyi ihtiyaç sıfatının boyasıyla boyayarak bize takdim ediyor. Ve reklamların çarpıcı dili yüzünden insanlar her seyi ihtiyaç olarak algılıyor. Evler nesnelerle dolup tasarken, çöplükler kullanılabilir ürünlerle dolu iken bizim ihtiyaçlarımız hiç bitmiyor. Yoksul degiliz ama hepimiz yoksunuz.
Bir seyin ihtiyaç mı yoksa lüks mü oldugunu nasıl anlayacagız?
Bir nesne ile kurdugumuz iliski o nesneye sahip olma biçimimiz o nesnenin ihtiyaç mı lüks mü oldugu konusunda zengin ipuçları verir. Lüks dogrudan gösteris kültürü ile alakalıdır.
Bir seyi göstermek istemek ne demektir?
İhtiyaç ile lüks arasındaki farkı anlatması bakımından cep telefonu iyi bir örnek olma özelligi tasıyor. Cep telefonu ilk çıktıgı zamanlarda aletin kendisi lüks ürünler kategorisinde idi. Yanlıs hatırlamıyorsam bin dolar civarında belki de daha yüksek bir fiyat ile satılıyordu. Ve cep telefonu sahibi olmak baslı basına sınıfsal bir konumu ifade ediyordu.
Bugün cep telefonu ihtiyaç durumunda. Köyden kente, fakirinden zenginine herkes cep telefonuna sahip neredeyse. Sınıfsal durumu cep telefonu sahibi olmak belirlemiyor artık. Ya ne belirliyor? Cep telefonunun modeli belirliyor. Herkesin ulasamayacagı kadar yüksek bir ücret ile her sene yeni bir model piyasaya sürülerek sınıfsal konumunu yenileme imkanı sunuluyor insanlara.
Piyasaya yeni sürülen cep telefonunun özellikleri bazıları için derhal ihtiyaç haline gelebilir. O ihtiyacı karsılamak için yeni model telefon alması onun lüks müptelası oldugu anlamına gelmez. Lüks müptelası olanlar nesneleri kullanmak üzere degil, sahip olmak üzere alırlar. Nesneye sahip olurken, yüksek bir toplumsal konuma geçtigini düsünür ve bu düsüncesini herkese sirayet ettirebilmek için nesnesi üzerinden gösteris yapar.
Gösteris yapmasının sakıncası nedir? İki boyutlu bir sakıncası var. Birincisi, benliklerini gösteris tüketimi içinde idrak edenler İslam'ın asli unsurunu reddetmis olurlar. Bu dünya gelip geçicidir. Esas vatan ahiret hayatıdır. Dolayısıyla biz bu dünyada bütün yatırım ve emeklerimizi ruhun kanatlanması için harcamak durumundayız.
Gösteris tüketimi ve konfor içinde ruh kilitli kalır. Beden ile ruh birlesik kaplar gibidir. Birinin zevk aldıgı sey öteki için yorgunluktur. Birisi artarken öteki azalır.
Lüks ve konfor düskünlügünün ikinci sakıncası sudur: Lüks ve konfora kapılmıs kisiler toplumun zayıf kesimlerini görmezler, algılamazlar. Lüks ve konfor algıyı bozar, bakısı zayıflatır basireti öldürür.
Baska bir hadisi serifte Efendimiz “Zayıfların hakkı kuvvetlilerden alınmadıgı sürece bir millet temizlenemez” buyuruyor.
Lüks pesinde kosanlar zayıfları degil önünde gitmekte olan güçlüleri görür. Kendisini onlarla mukayese eder. Hâlbuki bir baska hadisi serif bize: “Kendinizden yukarıda olanlara bakmayın. Sizden asagıda olanlara bakın. Allah'ın nimetleri için sükredebilmeniz için bu daha dogru bir yoldur” diye mihmandarlık eder hakikat yolunda.
Günümüzde insanlar daha asagıda olanlara bakamıyor. Çünkü medya üzerinden daima bizden uzakta ve yukarda olanların hayatına odaklanıyoruz.
Diyeceksiniz ki Somali'deki çocukları düsünüyoruz. Düsünmekle kalmadık onlar için mesaj bile gönderdik.
Söylemek istedigim tam da bu. Zenginleri, bizden yukarıda olanları her an, fakirleri bir an düsünüyoruz.
Bir de post modern kültürün etkisini ilave edelim bu duruma. Post modern kültürün hayat algısı “yasam kalitesi” kavramında kendisini asikar kılar. Nedir yasam kalitesi. Barınma, yeme, saglık, aile kurma, çoluk çocuk sahibi olma bütün bunlar her zaman insanların meselesi idi. Ve bunları en genel sekliyle hayatta kalma kavramı üzerinden degerlendirmek mümkün idi. Günümüzün kavramı yasam kalitesi. Ne demek yasam kalitesi. Su demek diyemiyoruz. Çünkü müphem bir sey. Çünkü postmodern zamanın dokusu müphemlik üzerine kurulu.
Tüketim kültürü varlıgını müphemlige borçlu. Hersey bu kadar müphemlesince insanlar mutlu olmak istiyor. Mutluluk bugüne bu ana dair bir sey degil oysa. Ya dünde kalan ya henüz gelmemis olan bir sey mutluluk.

17.08.2011
Fatma Barbarasoglu / Yeni Safak