Suriye´ye Yönelik Bu Arap Sessizliği Niçin?

Suriye´ye Yönelik Bu Arap Sessizliği Niçin?

 Suriye'ye Yönelik Bu Arap Sessizligi Niçin?

Gerçekten de sasırtıcı soru su: Suriye rejiminin Suriye'deki baskıyı protesto eden vatandaslara karsı gündüz vakti alenen isledigi 'katliamlara' karsı tuhaf bu Arap sessizligi niçin?
Niçin Araplar Libya'da çok 'nettiler' ve hatta bir kısmı Albay Kaddafi rejiminin ve Cemahiriye'sinin devrilmesi operasyonuna para ve silahla bizzat katılırken Suriye'de yasananlara karsı tam bir sessizlik içine girdiler?
Libya'da rejimle savasan silahlı insanlar var. NATO'nun uçakları ve füzeleri de onların yanında. Yani Kaddafi rejimi uluslararası hava yasagıyla desteklenmis silahlı birliklerle savasırken Suriye'de rejim, slogan atmak, bagırmak ve kurbanlar vermek dısında bir sey yapmayan savunmasız insanlarla savasıyor ve öldürüyor.
Cisr es Sugur'u ve göstericilerin elinde silah oldugu iddialarını bir kenara bırakalım ve bu olaydan çok önce Dera, Lazkiye, Hums, Kamisli ve diger kentlerde yasananları ele alalım. Bu sehirlerde silah yoktu ve depolamamıslardı. Libya'daki siyasi ve askeri açık Arap müdahalesinin gerekçesi Kaddafi birliklerinin 'sivilleri' öldürmesi idiyse Suriye'de dördüncü tugayın füzelerine hedef olan, tankların zincirleri altında ezilen ve kendilerini koruyacak NATO uçakları bulamayan siviller var.
Arap Birligi sonunda konustu. 'Yıldızı sönmüs' genel sekreteri Amr Musa çekincelik bir üslupla Suriye'de yasananlara iliskin rafine edilmis sözler sarf etti. Suriye'deki rejim, Arap Birligi'nden endisenin ortaya konulmasına dahi katlanamadı. Adet oldugu üzere Suriyeli borazanlardan daha atesli olan rejime baglı Lübnanlı borazanlar ihanetle, Amerikalı ve Siyonist düsmanın usaklıgını yapmakla suçladılar. Bu melodiyle birlikte çocuk Hamza el-Hatib'in cesedine iskence yapmak ve Suriyeli sivilleri kaçırıp törpülemek mesrulasmamıs oluyor!
Açıkça söylemek gerekirse arkadasımız Tarık el Humeyid'in ve Davud el-Seryan gibi diger yazarların ifade ettigi üzere ortada Arapların ve özellikle de Körfez ülkelerinin Suriye trajedisine yönelik içine düstügü garip bir sessizlik, ahlaki ve büyük bir trajedi var. 'Erdogan Türkiye'si Suriye'deki rejimin belasına ve inadına karsı daha açık ve net tutumlar almaya basladı. Ondan önce de Fransa benzer tutumlar alırken Araplar ve Körfez ülkeleri tuhaf bir sessizlik içinde.
Türkiye'ye kaçan binlerce Suriyeli mülteci bu gazetenin yayımladıgı üzere kendi trajedilerine yönelik uluslararası ve Arap sessizligine karsı duydukları öfkelerini dile getirdiler. Kanımca akmaya devam eden Suriye kanı basta Libya'ya askerî ve siyasî müdahalesini ahlakî ve insanî gerekçeyle formüle eden Obama ABD'si olmak üzere herkesi sıkıntıya sokacak. Oysa Suriye'deki siyasî ve ahlakî skandal daha çıplak ve açık. Bizler benzeri bir askerî müdahale çagrısından bahsetmiyoruz. Zira böyle bir müdahale hikâyeyi tamamen tahrip edebilir. Fakat herkesin Libya'daki müdahalelerini gerekçelendirdigi mantıktan bahsediyoruz.
İsin garibi Lübnan Hizbullah'ı ve İranlı borazanlar gibi Suriye rejimine çalısanlar ve alkıs tutanlar NATO uçaklarının ve Amerikan füzelerinin Kaddafi rejimine karsı etkin katılımına sessiz kalmıslar ve Libya devrimcilerini övmüslerdi. Simdi İran dısisleri bakanı sözcüsü karsımıza çıkıyor ve Suriye'de rejimin sivillere yönelik isledigi suçlarına karsı Amerikan veya Avrupa askeri müdahalesi olasılıgını dahi kınıyor. Nasıl bir yüzsüzlük bu!?
Çünkü ya insanî ilkeleri gündeme getirmeksizin müdahalelerin gerekçeleri açık sekilde konusulmalı ya da bu ilkeler her yerde aynı olmalıdır. Suriye'de yasananlar Kaddafi, Mübarek, Bin Ali veya Salih'in hatalarına dair söylenebilecek her seyin kat kat üstündedir.

18.06.2011
Müsari El Zayidi
Londra'da Arapça yayımlanan El Sarkulevsat gazetesi, 17 Haziran 2011