Süleymaniye Camii Neden Cemaatsiz?

Süleymaniye Camii Neden Cemaatsiz?

Sultan Süleyman'ın Mimar Sinan'a insa ettirdigi Süleymaniye'nin hali içler acısı. Sultanahmet, Eyüp Camii dolup tasarken, Süleymaniye'nin boynu neden egik?

İmam Ayhan Mansız, “Süleyman'lar Sinan'lar ah edecek bize!” diyor.

Muhtesem Süleyman'ın muhtesem külliyeli camisi. Mimar Sinan'ın dualarla kapısını açtıgı, Osmanlı ulemalarının, sadrazamların, bürokratların saflarını doldurdugu bir medeniyetin kutsi mekânında yükselen mabet. Yüzyıllar geçmesine ragmen hâlâ İstanbul silüetinin bas yapıtı: Süleymaniye Camii. Yapımında çalısan 3 bin isçinin abdestsiz tek bir tas koymadıgı bu mabet, bilir miydi ki gün gelecek 11 ayın sultanı Ramazan ayında bile bos kalacak!

Caminin imamı Ayhan Mansız'ın dedigi gibi Sinan'lar, Süleyman'lar ah ediyor mudur bizlere simdi? Kim suçlu Süleymaniye'nin yalnızlasmasında… Sultanahmet, Eyüp Camii dolup tasarken, Süleymaniye'nin boynu neden egik? Yahya Kemal Beyatlı'nın 'Süleymaniye'de Bayram Sabahı' siirinde bahsettigi o kalabalıklar nerede simdi, niçin kestiler ayaklarını 'gökyüzüne açılan bu uhrevi kapıdan'? Bilinmez…

Bu kutsal ayda Sultanahmet'i teravih namazıyla senlendiren, Eyüp Camii'nin bahçesinde sabahlara kadar dua edip Allah'a yakaran kalabalıkları görünce fark ettik Süleymaniye'nin yalnızlıgını. Caminin 2 imamı, 4 müezzini durmadan çalısıyor ama cemaatin sesi çok cılız. Enderun usulü teravih geleneginin devam ettirildigi ibadethanede 6-7 saf ancak doluyor. Üstelik sabah namazlarında durum çok daha üzücü! 2 saf bile dolmuyor. Oysaki Mimar Sinan, 14 bin kisinin aynı anda secdeye kapanabilecegi büyüklükte insa etmis camiyi. İç kısım 8 bin, dıs avlu 6 bin kisi kapasiteye sahip.

16. yüzyılda, İstanbul nüfusu 500 binle sınırlıyken bile dolan caminin simdiki halini İmam Ayhan Mansız, edebiyatçı Besir Ayvazoglu ve Mimar Sinan Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Suphi Saatçi ile konustuk.

PARK VE ULASIM SORUNU VAR

İmam Mansız, camideki boslugun en yakın tanıgı. Biraz cemaate biraz da belediyeye sitem ediyor. “Sabah namazlarında Eyüp'e gidenlerin; biraz da Süleymaniye'ye gelmeyi, burayı senlendirmeyi düsünmeleri lazım. Allah dostlarının ayak bastıgı, secdeye kapandıgı mekânlar buralar.” diyor. Sonra da ekliyor: “Ama insanlar da haklı. Süleymaniye'nin park ve ulasım sorunu var. Toplu tasımaya çok uzak. Arabalara da park yeri bulunamıyor.”

Camiye yakın, yaygın kullanılan toplu tasıma alanı Beyazıt tramvay duragı. Camiye yaklasık 15 dakika yürüme mesafesinde. Ramazan haricinde gece yürümek istediginizde epey tenha oldugundan biraz da tehlikeli bir yol. Yani cami, kendi aracınızla daha rahat ulasabileceginiz bir bölgede. Ama cami civarına park yapan araçlar hemen çekiliyor. Otoparka giris çıkıs içinse en az 5 TL ödemek zorundasınız. Bu sorun, diger selatin camilerinin Süleymaniye'ye tercihinin temel sebebi.

Bir diger sebep ise geçmis asırlardaki Süleymaniye çehresinden artık eser kalmaması. Aslında külliyenin medrese egitimi bugün İstanbul Üniversitesi tarafından yürütülüyor. Darüssifa'sı Süleymaniye Dogumevi, Darüzziyafe'si turistlere hizmet veren pahalı lokantalar, Seyhülislamlık İstanbul Müftülügü olarak hizmet veriyor. Bir bakıma tarihteki islevlerini devam ettiriyorlar. Ama cami, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a insa ettirildigi dönemde (1551-1558) ulemaların, seçkinlerin yasadıgı bir Süleymaniye çehresi vardı. Ancak simdi seyyar satıcıların ve göçmenlerin konakladıgı bir bölge haline geldi. Devlet adamlarının konakları bekâr evleri oldu. Üstelik bu konakların bir odasında 5-6 isçi kalıyor. Tarihi eser statüsünde oldugu için yenilenemiyor, gün geçtikçe daha virane bir hal alıyorlar. Dolayısıyla Süleymaniye'nin ne yakınından gelecek bir cemaati var ne de uzagından.

Peki Süleymaniye'nin yalnızlasma süreci ne zaman basladı?

20. yüzyılın basında yavas yavas önemini yitiren Süleymaniye'nin asıl kırılma noktası yüksek mimar Prof. Dr. Suphi Saatçi'ye göre 1935-1938 yılları arasında Atatürk Bulvarı'nın yapılması. Saatçi, “Tarihi yarımadayı Beyoglu'na baglayan Atatürk Bulvarı, Süleymaniye ve Fatih'i birbirinden ayırmıs. Fatih bölgesi iskân açısından daha cazip kaldıgı için zamanla Süleymaniye'deki halk Zeyrek'e tasınmıs ve yavas yavas çöküntü baslamıs. O tarihten sonra Süleymaniye insan açısından kuraklasmıs ve simdiki hale gelmis.” diyor. 2006'da projelendirilen yenileme çalısmalarına Fatih Belediyesi nihayet basladı. Projeye göre Süleymaniye'de 319'u tescilli tarihi eser, 26'sı anıt eser olmak üzere 732 bina restore edilecek. Restorasyon çalısmalarının 2 yıl sürmesi planlanıyor. Umarız kentsel dönüsüm fayda saglar ve Süleymaniye eski çehresine kavusur.

CAMİ, TABİİ ÇEVRESİNDEN TECRİT EDİLMİS

Besir Ayvazoglu (Edebiyatçı): Selatin camileri yapıldıkları dönemlerde bulundukları çevreye hitap ederlerdi. Süleymaniye bir zamanlar ulema semtiydi. En seçkin insanlar otururdu burada ve bir cazibe merkezi konumundaydı. Ama simdi Süleymaniye Camii kendi çevresinden tecrit edilmis. Dolayısıyla camiyle dogrudan alakası olmayan nüfusun bu mabedi doldurması imkânsız. Tabii eskiden İstanbul trafiginin rahatlıgında insanlar çesitli yerlerden gelebiliyorlardı camiye. Simdi o da mümkün görünmüyor. Camiyi besleyecek cemaat, beseri doku yok artık Süleymaniye'de. Kökten bir yenileme yapılmazsa da olacak gibi görünmüyor.

DÜNYA DURDUKÇA SÜLEYMANİYE İSTANBUL'UN BAS AKTÖRÜ OLACAK

Prof. Dr. Suphi Saatçi (Yüksek Mimar): Süleymaniye Camii, o dönemde Süleymaniye'nin ihtiyacına cevap vermesi için yapılmıs. Tüm selâtin camileri gibi o da dolup tasıyormus. Ama simdi çok sanssız bir konumda. Civarında çok niteliksiz atölye ve isyerleri var. Güzelim konaklar bekâr odaları olarak kullanılıyor. Degisik yerlesim politikalarıyla Süleymaniye zenginlestirilebilir. Eski cemaatine kavusması saglanabilir, saglanmalı da. Çünkü tarihimiz boyunca böyle zengin programlı bir külliye yapılmadı. Ki bence dünya durdukça Süleymaniye Camii İstanbul silüetinin hep bas aktörü olacak. Bu yüzden Süleymaniye Camii'ni de, Süleymaniye'yi de gözümüz gibi korumalıyız.

KURU FASÜLYECİLER TIKLIM TIKLIM AMA CAMİ BOS

Ayhan Mansız (Süleymaniye Camii imamı): Kuru fasulyeciler tıklım tıklım doluyken caminin bos olması içimi acıtıyor. İnsanlara 'İslam'ı tesvik etmede eksik mi kalıyoruz?' diye soruyorum kendime. Sabah namazlarında burada ez az 10 safın dolu olması lazım. Ama 2 safı zor dolduruyoruz. Ramazan'da ögleden önce vaaz veriyoruz. Sabah namazından önce, ögle namazından sonra, ikindiden önce ve sonra olmak üzere dinleyen olsun olmasın günde 4 kez mukabele okunuyor. Teravihlerden önce yine vaaz var. Teravihler ise Enderun usulü kılınıyor. Yine de cemaat az. Sinan'lar, Süleyman'lar ah ediyorlardır bize!

SELATİN CAMİLERİ, ÇİRKİN YAPILAR İLE İSGAL EDİLDİKLERİ İÇİN CEMAATSİZ

3 yıl önce kaybettigimiz mimar Turgut Cansever bir yazısında bu durumu söyle elestiriyor: “Bugün Fatih, Sehzade, Süleymaniye, Beyazıt, Sultanahmet gibi sehrin en büyük camilerinin çevresindeki iskan alanları seviyesiz çirkin yapılar ile isgal edildigi için bu eserler nerede ise cemaatsiz kalmıslardır. Bugün tarihi yarımadanın gündüz nüfusu 900 bin iken, gece nüfusu 100-150 bin civarındadır. Bu olusum Darussaadet, saadetler sehri olan tarihi yarımadanın her gün 700-800 bin kisi tarafından çignenen bir yer haline geldigini göstermektedir. Korunmak istenen bu tarihi yörenin her gün yüz binlerce kisi tarafından çignenmesine son verilmesi, bu topraklardaki on asırlık kültürümüze bugün en ufak bir saygımız var ise bugün toplumumuzun asli ve acil bir görevi olmalıdır.

07.08.2012 / Dünya Bülteni