Skandalı Yenile, Katili Örtbas Et!

Skandalı Yenile, Katili Örtbas Et!

Skandalı yenile, katili örtbas et!

Arap dünyasının ünlü yazarlarından Fehmi Huveydi, Filistin lideri Mahmud Abbas'ın İsrail ile olan gizli anlasmasını ortaya çıkardı. Huveydi, 'ümmet, tehdit karsısında ve kargasanın idaresinde tek basına sorumlu hale gelmis oldu' dedi.

Bir degil; İki skandal. Birinci olarak: Filistin Yönetimi tekrardan İsrail”in Gazze'ye karsı saldırılarla islemis oldugu suçların cezasız kalmasını yönelik anlasma kararı aldı. İkinci olarak: Arap medyası bu suçu örtbas ederek olayı suskunluk ve görmezden gelme surlarıyla ördü.
Geçen hafta karsılıklı görüsmelerin gerçeklestigi ve hiçbir sonucun alınamadıgı; herkesin bunlarla ugrastıgı bir anda bir olay ortaya çıktı. Filistin Haber Ajansı Cenevre’den verdigi haberde: Bes ay sonra 2011 yılı Mart ayında Konseye meselenin sunumu ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları esnasında konu ile alakalı uluslararası yargıç Richard Goldstone’nin raporundaki tavsiyelerin uygulanmasının devam ettirilmesi için Birlesmis Milletlere baglı İnsan Hakları Konseyin, Genel Sekreter ve Yüksek Temsilcisinin istegi ile 9.29 Çarsamba günü bir toplantı düzenlenecegi kararını, bildirdi.
Kastettigim skandal haberin sunumu bu sekilde. Bu sunum, aldatmaca barındıran, hileli/ kurnazca bir sunum seklidir. Haber söyle bir intiba uyandırıyor: Sanki bu olay, Goldstone raporundaki tavsiyelerin uygulanmasının sürdürülmesi için İnsan Hakları Konseyi Genel Sekreterinin istegi dogrultusunda verilmis ve daha sonraki bir tarihte karara baglanmak için ertelenmesi etrafında dönen normal bir haberdir.

Haberin bu sekildeki sunumuna ek olarak daha derin bir aldatmaca içerisinde; karar, tarafların (İsrail ve Filistin tarafları) gerçeklestirdigi sorusturmaların sonuçları hakkında Komitenin, Bagımsız Uluslararası Yasal Komitesi taraflarca yürütülen raporu memnuniyetle karsıladıgından bahsetti. Karar, İsrail’i isbirligi yapmamasını ve bununla ilgili çabaları engellendigi hükmüne vardıgı esnada; Ulusal Otoritenin Komisyon ile gerçeklestirilen isbirligini övdü.
Komite kararında, Ulusal Otoritenin, Gazze Seridi ile alakalı gerçekleri arastıran komisyonun iddialarını ile ilgili sorusturmalarını tamamlanması hakkındaki acele etmesini istedi. Aynı sekilde İsrail’i de, Goldstone raporunda geçen kendilerini ilgilendiren uluslararası hukukun ciddi ihlalleri ile alakalı sorusturmalarını tamamlamak için üzerindeki sorumluluklarının gerektirdiklerini yapması noktasında da ecele etmesini istedi.
Özellikle bu sunumum, karar arkasında duran Filistin Yönetimine baglı Filistin Haber Ajansı “ Vefa ” tarafından bildirildigi göz önünde bulunduruldugunda; ben bu haberin bu sekilde iyi niyetle sunuldugunu zannetmiyorum.
Bu nedenden dolayı ben, bu sunumun (haberin sunun tarzı) islenilen korkunç suçun örtbas edilmesi için olan bir yöntem olduguna dair bir tereddüt tasımıyorum. Bu haber, İsrail’in Gazze’ye saldırıları esnasında islemis oldugu cürümlerin Uluslararası Ceza Mahkemesi huzurunda durarak sorgulanmaktan kaçmasını saglamayı hedeflemektedir. Haberin bu sekildeki sunumu, geçen yılın (2009) Ekim ayında İnsan Hakları Konseyi sunulan Goldstone raporunun ilk anlardan bu yana Filistin Ulusal Yönetimi tarafından kabul edilen sasırtıcı durusun bir benzeri niteligindedir. Bununla ilgili anlatılması gereken utanç verici bir hikâye var…

Baslangıçta, , Uluslararası Yargıç Yahudi Richard Goldstone (Güney Afrika’dan) baskanlıgında Birlesmis Milletler yetkisi ile olusturulmus gerçekleri arastıran Komite raporunun ortaya çıkardıgı İsrail skandalı… Rapor, İsrail’i Gazze üzerine (2008’in sonlarından 2009 yılının baslarına kadar) 22 gün süren saldırıları nedeni ile (suçlu bulmustu) mahkûm etmisti. Bu dönem içerisinde İsrail insan haklarını ve uluslararası hukuku hiçe sayan birçok fiil sergilemisti. Bunlardan en dikkat çekeni İsrail’in oksijen ile teması halinde insan cildini eriterek yok eden beyaz fosfor kullanmasıdır. Bu, 1400 Filistinlinin ölümü ve 5.000 kisinin de zarar görmesi ile sonuçlanan bir düsmanlıktır.
Aynı zamanda 575 sayfalık rapor, Gazze Seridindeki yönetimin haklarına yönelik çesitli ihlalleri tescil etmektedir. Rapor, eger İsrail ve Hamas kendilerine yönelik güvenilir bir sorusturma yapmayı saglamazlar ise; bulguların Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne havale edilmesini önerdi. İsrail, Uluslararası Komisyonu ile isbirligi yapmayı reddettigi gibi raporu da reddetti ve onu önyargılı (taraflı) buldu.

Bu rapor, öngördügü direktiflere uyulması için tedbir alma açısından ilk adım olarak; geçen yıl ekim ayında İnsan Hakları Konseyi'ne sunulması gerekiyordu. Fakat Cenevre’de, Filistin Yönetimi Baskanı Mahmut Abbas (Ebu Mazin) İnsan Hakları Konseyin de FKÖ temsilcisinden raporun tartısmasının bir sonraki Mart 2010 yılında gerçeklesecek Konsey oturuma ertelenmesini istedigi açıkladı ki; bu hiç kimsenin aklına gelmeyecek sok etkisinde bir sürprizdi.
Bunun, İsrail’in içerisine düstügü kıskaçtan kurtulması ve üzerindeki güçlügün kaldırılmasını hedeflemekten baska bir açıklaması yoktur. Bu herkeste bir sok etkisine ve Filistin’in her tarafında siddetli kızgınlıga neden oldu. Bu durum, Ebu Mazin’i kararından geri adım atmasına itekledi; ardından erteleme talebini geri çekti ve raporu Araplar, Müslümanlar ve üçüncü dünya ülkelerinin büyük bir çogunlugunun istifade ettigi İnsan Hakları Konseyine sundu. Sonuç: Konsey, Goldstone raporunu ve bu raporun önerileri kabul etti ve olayı Kasım 2009 yılında Birlesmis Milletler Genel Kuruluna sevk etti. Birlesmis Milletler Genel Kurulu(oy) çoklugu ile raporu destekledi ve her iki devlete nispet edilenler hakkında uluslararası adalet standartlarına uygun adil birtakım arastırmaların sürdürülmesi için hem Filistinli hem de İsrailli her kisiye fırsat (zaman) vermis oldu.    
BM, İsrail ve Filistin taraflarının yürüttükleri iç sorusturmaları degerlendirmek ve izlemek amacıyla uzmanlardan olusan bagımsız bir komite kurdu. Komite, Cenevre'deki son toplantıdan önce raporunu İnsan Hakları Konseyi'ne sundu. Rapor, İsrail hükümetinin saldırıyı planlayan ve denetleyenler ile beraber sorusturmada basarısız olduguna isaret ederek, kurul baskanı Profesör istian Tomuschat diliyle, İsrail tarafından yürütülen sorusturmanın seffaflık ve dürüstlük tasımadıgını bildirdi.

Aynı sekilde komite, Filistin tarafının da kendi sorumluluguyla kendisine mahsus yapmıs oldugu iç sorusturmalarda basarısız oldugunu bildirdi.         
Goldstone raporu, her iki tarafa da nispet edilen gerekli sorusturmaların yapılmasında taraflar eger basarısız olurlar ise; dosyanın Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne havale edilmesini öngördü.

Her iki tarafın da sorusturmalarını bu senenin Mart ayında sonuçlandırmaları kararlastırılmıstı. Bu gerçeklesmeyince Birlesmis Milletler süreyi Temmuz ayına uzattı. Bu yönde de hiçbir ilerleme olmayınca, İnsan Hakları Konseyi Amerika Birlesik Devletleri ve İsrail’in devamlı bir sekilde somut bir sonuca ulasmadıgı iddiasıyla yapılmıs olunan sorusturmalarla yetinilerek bu dosyanın kapatılması ve Goldstone raporunun tamamen sonuçlandırılmasını istediklerinden haberdar olarak; bu belirsiz olaya bir son vermesi gerekiyordu.
Bundan dolayı gözler, geçen 29 Eylül tarihinde Cenevre'de yapılan son toplantıya çevrildi. İnsan Hakları alanında aktif çalısmada bulunanlar bu çalısmaların kendi seyrinde gidecegini beklemektedirler. Çünkü Komite, dosyayı daha sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne iletmesi için Güvenlik Konseyine havale etti. Fakat olanlar, hiç kimsenin tahmin ettigi gibi çıkmadı.

29/09 Çarsamba sabahı sadece Londra “Yasam” gazetesi tarafından sızdırılarak yayınlanan haberde: Filistin hakları kaynakları, Filistin Yönetiminin geçtigimiz Ekim ayında raporun bir daha gözden geçirilmesi istegini benimseyen konumunu tekrar ederek, Goldstone raporunun Birlesmis Milletlere havalesinin geciktirilmesi ile alakalı yeni bir skandal açıkladı. Bu haber agır elestirilere yol açtı. Olay, genel olarak Filistin durumu üzerinde tehlikeli sonuçlar dogurdu.
Kaynaklar, Cenevre'de İnsan Hakları Konsey’deki Filistin heyetin Konseye bir karar tasarısı sundugunu kesfetti. Bu tasarı, İsrail’in Gazze Seridinde yapmıs oldugu saldırı savasına yöneltilen suçlamalardan kaçısı kolaylastırmıstır. Bu ise yeni/büyük bir skandal sayılır. Kaynaklar, kararın dogrulugu için yapılan oylamanın tehlikeleri konusunda uyardı. Bu, Gazze seridine yapılan saldırılar esnasında İsrail’in islemis oldugu savas suçlarına isaret eden Güney Afrikalı yargıç Richard Goldstone tarafından hazırlanan raporun bosa çıkması anlamına gelmektedir.
 Hayat gazetesi yayınlanan haberde, İnsan Hakları Konseyine birkaç gün önce FKÖ temsilcisi tarafından sunulan karar tasarısının özetini sundu. Tasarının en tehlikeli paragrafları “Konseyin, 2011 Mart ayındaki on altıncı oturumunda İnsan Hakları Konseyine; kararın uygulanmasına iliskin, İnsan Hakları Yüksek temsilcinden bir rapor sunması istedigini ifade ettigi madde oldu. “

Bu asamada “Hayat” gazetesinin Filistin Hukuk Kaynaklarının söyledikleri hakkında ki naklettigi yorum: Mademki İsrail ısrarla Gazze Seridindeki saldırılar hakkında bagımsız ve adil bir sorusturmanın yürütülmesini reddetti; o halde bu durum, topu bu sorusturmanın yürütülmesi gibi uygulamalar için uluslararası toplumun oyun sahasına attı. Yapılması gerekli budur; erteleme, geciktirme ve Filistin yönetimi tarafından İsrail’in bu konumdan çıkıs arayısları degil…
Aynı günün aksamında saat aksam 6.30’da Filistin haber ajansı Ramallah’da bulunan merkezinden muammalı (kapalı) bir suretle isaret ettigim su cümleyle baslayan haberi yayınladı: “İnsan Hakları Konseyi, Arap Birligi ve İslam Birligi tarafından ne sunulursa sunulsun kararı benimsedi; İnsan Hakları Genel Sekreter ve Yüksek Temsilcisi, Goldstone raporunda yer alan önerilerin uygulanmasının devam edilmesini istedi. “
Haber, raporun Konsey’de hükümet temsilcisinin direktifiyle sunuldugunu gizledi. Kararın gerçek konusunun İsrail’e olası bir cezanın verilmesi açısından Uluslararası Ceza Mahkemesine sevk edilmesini önleme olduguna isaret etmedi.
Sasırtıcı olan insan hakları Kahire merkezinin diger Filistin hukuk teskilatları ile beraber çıkardıgı beyan haricinde geçen dönemdeki siddetli yankıya ragmen; bu haberin Arap âleminde hiçbir yankı uyandırmamıs olmasıdır. Bu beyan, Goldstone raporunun yok sayılması için Arapların faydasız anlasmalarının kusurlarını ortaya koydu. Kararın belirsizlestirilmesi hiç kimseye Cenevre’de olanları takip etme fırsatı vermedi. Bunun ardından karar geçirildi ve kimse hissetmeden sessizce gömüldü.

Cenevre'de gerçeklesen skandala birçok kisi dikkat etmedi. Sadece Filistin ajansının örtülü bir sekilde sundugu karar nedeni ile degil; aynı sekilde ikili görüsmeleri engelleyen yerlesim merkezleri krizi, İsrail’in içerisinde dokuz türkü öldürdügü özgürlük gemisi krizinin meydan okumaları ve İngiltere’den hareket ederek Gazze’ye yönelen “ hayat damarları konvoyu” hakkındaki gürültülü konusmalar ortamının tam merkezinde takdim edildi ve kesinlesti.
Kesinlikle dikkatlerimizi, Filistin yönetiminin, bünyesinde İsrail’in zor durumunu ve cezalandırılmasını erteleme talebi esnasında, El Fetih ve Hamas arasında uzlasma çabalarını yeniledigi seklindeki ortaya attıgı süslü habere çekmemiz gerekir. Bilemiyorum! Acaba bu, Cenevre’de olanlardan dikkatleri çekmek için miydi? Yoksa bu es zamanlılık sadece bir tesadüf müdür?
Aynı zamanda Ebu Mazin’in İsrail'e, bu hediyeyi takdim etmesi paradoksal bir durumdur. İsrail Basbakanı Bünyamin Netanyahu yerlesim yerlerinin insasına devamlılık ile ilgili durusundan söylem olarak dahi tek bir adım geri atmayı reddettigi esnada; Ebu Mazin’e karsı son derece kibirli ve kendini begenmis bir sekilde davrandı.

Geçen yıl Ekim ayında ilk skandal oldugunda; Filistinli siyasi meshur aydın Dr. Azmi Besera 4-5,9 tarihinde “ Utanç çıplaklıkla yürüyor ” baslıgı altında Netanyahu'nun yönetime yönelik siyasi ve iktisadi tehditlerin ve onun Dısisleri Bakanı Lieberman, Yönetimin, açık bir sekilde kararı desteklemekten geri adım atmasına neden olan, İsrail’in Gazze savasına verdigi destek ile ilgili kaygılarını açıklamakla ilgili tehditlerinin söz edildigi, iki makale kaleme aldı. Dr. Besara, yönetimin tavrının aslında, kararın iptal edilmesi için verilen bir ugras oldugu kanaatinde. Böyle bir durumda olayın sahibi davasından vazgeçerse; kuskusuz baskaları yükten kurtulma mazeretine sahip olmus olurlar. Böyle bir durumun arkasından, olayın sahibi baskalarının yükten kurtarma çabalarının arkasına gizlenme fırsatı bulmus olur.
Olaylar karsısında ki bu Arap suskunlugu, hayret uyandırıyor. Ebu Mazin ve grubunun eger İsrail’in isledigi cürümü örtbas etmeyi ve İsrail’in cezadan kaçmasına yardımcı olmayı tehdit altında yaptılarsa; tüm bunlar Arap âleminin durumu hakkında sorular yöneltmemize neden oluyor. Onlar damı bu tehditle karsılastılar yoksa büyük baskentleri meselenin agırlıgını tahlil etmek (çözmek) ve kendileri açısından bas agrısına sebebiyet veren bu meseleden kurtulmak için derin bir sessizligimi tercih ettiler.
Yönetim ve onunla beraber olan kuruluslar meseleyi tasfiye etme ve dosyanın kapatılması safında açık bir sekilde; beraberce durur oldular. Artık ümmet, tehdit karsısında ve kargasanın idaresinde tek basına sorumlu hale gelmis oldu.

11.10.2010

Fehmi Huveydi
Timeturk