
Gilad Atzmon İsrail'in kanlı
saldırısına dini ve tarihsel göndermeler yaparak İsrail'i analiz ediyor.
16 Haziran 2010
İsrail’deki panik seziliyor.
Geçen hafta açık denizlerde yasanan katliam sırasında basbakan olarak hareket
eden stratejik islerden sorumlu basbakan yardımcısı Mose Yaalon dün
“birilerinin standart bir prosedür hazırlama basarısızlıgı” yasadıgını söyledi.
İsrail ordusu yetkilileri cevap vermekte gecikmedi: “Yürürlükte olan standart
bir prosedür yoktu madem, hazırlanması için gerekeni niçin yapmadı? Basbakan’a
vekâlet ediyordu ve sorumluluk onundur.” Savas suçlusu Tzipi Livni de
sorumlulugu üstlenemeyen hükümetten hosnut degildi. İki gün önce Knesset’te
güvensizlik oylaması istedi.
Görünene bakılırsa İsrailliler
birbirlerini suçlamaya basladılar. Olumlu bir hamle olarak görünse de
İsrailliler bagıslanma dilemis degiller. Açık denizde yasana katliamın çapını
hiçbir İsrailli kavramıs görünmüyor. Ulusların hissettigi öfke düzeyini
İsrail’deki hiç kimse algılamıs degil. İsrailliler daha ziyâde Hasbara
basarısızlıgının, askeri operasyonel hatalarının kaygısını güdüyorlar. Açık
denizlerde bir kez daha İsa’yı öldürmeye yeltendiklerini halen göremiyorlar.
İsa’yı öldürmek, sembolik
olarak iyilige karsı saldırı, sefkate ve masumiyete karsı islenen bir suç
olarak anlasılır. Barıs eylemcilerinin uluslararası sularda sogukkanlı bir
sekilde katledilmesinin de benzer bir etkisi vardır. Merhamete, dogruluga ve
insancıllıga saldırıdır. Hıristiyanlıgın ve İslam’ın yücelttigi her ne varsa
hepsine de saldırıdır. İsrailliler gibi Siyonistler ve Neocon’lar da aldatıcı
bir Yahudi-Hıristiyan ittifakı efsânesini ısrarla yayıyorlar ama ne ki
İsrail’in su son cürmü, Yahudi devletinin insancıllıkla, Hıristiyanlık ve
İslam’la paylastıgı hiçbir seyin olmadıgını âsikar kılmıstır. İsrail, kabul
görmüs her bir batı degerine karsıdır.
Çagdas İsrail’in kadîm
İsrailogulları ile etnik veya biyolojik bir soy iliskisi olmamasına ragmen
merhametsiz ideoloji yine de tekerrür ediyor. Siyonist proje, kendisini Kitâb-ı
Mukaddes’teki İsrailogullarının dirilisi olarak tanımladıgından dolayı ölümcül
Kitâb-ı Mukaddes ideolojisinin hayata dönüsü de bizi sasırtmamalıdır.
Filistinli kadınlara, çocuklara, yaslılara karsı günlük olarak uygulanırken
simdi de uluslararası insâni yardım konvoyuna uygulanmıstır.
Geçen hafta, Filistin
dayanısma hareketinin basına gelenleri anlamak istiyorsak, büyük bir suur
degisimi üzerinde durmalıyız. Siyasetin, psikoloji veya sosyolojinin ötesine
geçer bu; esâsen spritüel/ruhi, metafizik bir degisimdir. Yıllardır tahmin
ettigim üzere, Filistinliler ve onların haklı mücadeleleri aracılıgıyla ümit ve
kurtulusu görmeye basladık. Anlıyoruz ki Filistinliler, serre karsı savasın ön cephesindeler.
Ve bizler, yek vücut olarak onların ardında duruyoruz. Çok ilginç,
politikacılar çok arkadalar. İsrail toplumunda ve onun dünya çapındaki
lobilerinde bir seylerin fena halde hastalıklı olduguna dair dünyada hızla
artan umumi farkındalıgı halen fark edebilmis degiller. Politikacılarımız bize
muhtemelen daha sonra katılacaklar- Siyonist paraları tükendiginde.
İsa’nın öldürülmesini geçen
hafta açık denizlerde yasanan katliama es tutarak, İsrail’in hasbara
makinesinin basarısızlıgını anlayabiliriz. İsrailli yetkililer ayaga kalkıp,
denizde bir seylerin korkunç sekilde yanlıs gittigini kabul etmek yerine olagan
martavallara geri döndüler. Türk eylemciler “Yahudi’den nefret edenler, “el
Kaide teröristi” oldular; Mavi Marmara ise “Nefret Gemisi” oldu. Maalesef çok
bildik bir taktik bu. Rabbinik Yahudilik / Çifte Torah, bunu özellikle de
İsa’nın hâtırasına karsı iki binyıldır kullanmaktadır.
İsa için İbrânice’de “Yesu” (??”?) kısaltması kullanılmaktadır; Yesu’nun
İbranice, adı, hatırası batasıca” anlamına
geldigini ögrenince Hıristiyanların ve Müslümanların
sarsılacagını ve fena halde bozulacaklarını sanıyorum; Yesu, Hitler ve Stalin
gibi Yahudilerin artık hayatta olmayan düsmanlarını anarken kullanılır. İsa’ya,
insanların en sefkatlisine, Tanrı’nın ogluna, İbrani kültüründe nihai düsman nazarıyla
bakılır. Eger Hitler İsa’yla aynı yere konulmussa, Hasbara yetkililerinin barıs
eylemcilerini ısrarla el Kaide diye yaftalaması bizi sasırtmamalıdır. Modern
Yahudi felsefesine göre bir kimse İsrail kursunuyla bir kez vuruldugunda artık
Yesu nefret figürü'dür.
Yesu kısaltmasının yansıttıgı üzere İsa’ya karsı Yahudi
nefreti, İsrail'in bu son katliamı baglamında hayli ilham vericidir. İsrail, su?unu
duymak yerine Türk sehitlerini Yahudi’nin nihai düsmanı gibi tasvir etmeye girismistir. Anlasılan, bu tesebbüs büsbütün basarısız
olmutur. özgür Gazze Filosu artık bir ümit
ve merhamet sembolüne da?anıyor. İsrail ise kendisini bi köseye sıkıstırdı. Ger?eklesen trajik
bir kehanettir bu.İsrail hiçbir zaman iyilesmeyecek, iyilesemez.
Dünya Bülteni için çeviren: Ertugrul Aydın
Kaynak : Dünya Bülteni