Petrol Karşılığı “Özgürlük”?

Petrol Karşılığı "Özgürlük"?

Petrol Karsılıgı “Özgürlük”?

Libya'da yasananlara geçmeden önce Afrika'nın baska kösesine ilginç bir ayrıntıya göz atalım. Güney Sudan, uzun yıllar süren bir iç savastan sonra Kuzey'den ayrılarak bagımsızlıgını ilan etti. Bu iç savasın siyasal, ekonomik ve kültürel pek çok nedeni olmakla birlikte bir türlü uzlasmayla sonuçlanamamasının sebebi farklıydı. Afrika'nın en büyük ülkesi olan Sudan bu yıl ikiye bölünmüs; özellikle zengin petrol yataklarının oldugu bölgeler Güney Sudan'da kalmıstı.
Dün Güney Sudan'a giden Amerikan Afrika kuvvetleri komutanı ziyaret sebebini “iki ülke arasındaki askeri isbirligini gelistirmek” olarak açıkladı.
Diger taraftan yeni petrol kaynakları bulunan Darfur bölgesinde de iç savasın çıkması ilginçti. Kolonyalizmin bıraktıgı sorunlar uygun zamanlama ile yeniden alevlendiriliyordu. Bir yana özgürlük isteyen halkların ve bu özgürlükleri destekleyen Batılı güçlerin, diger yana otoriter yönetimlerin konulabilecegi bir sablon olarak okunmaya çok uygun bir manzara. Güney Sudan bagımsızlıgını kazanmıs ve karsılıgında petrolü istenmeyen ülkelerin kontrolünden kurtarılmıstı. Açıkçası petrol karsılıgı bagımsızlık verilmisti.
Libya'da yasananlara bakılınca söylem ve realite arasındaki büyük çeliski günlük haber akısı içinde kayboluyor. Özellikle Batılı basın organlarının itinayla seçtigi haber dili ve belli yönde yayınları gerçegin üstünü örtüyor.
Altı aydır Libya'da bir iç savas yasanıyor. Nihayetine gelinmis gibi görünen savasta, taraflarca bu zamana kadar 15 bin kayıp verildigi açıklandı. Yani diktatör Kaddafi'ye karsı özgürlüklerini kazanmak isteyenlerle yönetimi savunan Libyalılar arasındaki çatısmalarda bu kadar can kaybı… Bingazi-Trablus hattında insanlar birbiriyle savasırken ve NATO, muhalifleri desteklemek için hava operasyonları yaparak siviller dahil Kaddafi güçlerini bombalarken baska oyunlar da kuruluyordu. Kaddafi despotizmini yıkmak, özgürlüklerini kazanmak adına silahlandırılan insanlar birbirlerini katlederek geldikleri yolun sonunda, bu arada sahneye konan oyunu fark edecekler mi?
Kendileri Libya çöllerinde kardes kanı dökerken Bingazi yönetimiyle hangi ülkenin daha iyi sartlarda petrol anlasması yaptıgını ya da Trablus düserken hedefleri bombalayan RAF uçaklarının oynadıgı kritik rolden dolayı İngilizlerin yeni yönetimden ne türden ayrıcalıkları simdiden garantiye almıs oldugunu…
Bu liste uzatılabilir.
Yasananların tümünün petrol ya da ülkelerin sahip oldukları diger kaynaklar açısından açıklanamayacagını söylemeye gerek yok. Ancak özellikle Ortadogu'da yasanan böylesi büyük altüst olusların hiç biri petrolden ve stratejik hesaplardan bagımsız ele alınamaz.
Bu baglamda tekrar hatırlatmakta yarar var: Ortadogu'da pek çok sorundan özellikle ikisi önemli. Biri, ülke yönetimlerinin mesruiyet sorunları ve buna baglı olarak halkların özgürlük sorunu; ikincisi ise bu topraklardan çıkarılan petrol, dogal gaz gibi enerji kaynaklarının kullanımı ve bunun paylasımı sorunudur.
Libya özelinde olaya yaklasacak olursak; Kaddafi olanca antiemperyalist söylemine ragmen baskıcı bir askeri diktatörlükle 40 yılı askın ülkeyi yönetti. Hiçbir muhalefete göz açtırmadı ve bunları acımasızca bastırmaktan geri durmadı. Geçen yazımda aktardıgım trajikomik bir devrimcilik-halkçılık söyleminin teatral oyuncusuydu.
Tunus'tan Mısır'a sıçrayan gösteriler Libya'ya geldiginde Kaddafi'nin ne kadar sert tepki verecegi biliniyordu. Buna ragmen kabile rekabeti üzerine oturan Libya'nın fay hattı derinlestirilerek isyancılar cesaretlendirildi. Sonuç almaktan çok olgunlastırılmasını gözeten bir strateji izledi NATO… Ve bugün Yesil Meydan'da bir kurtarıcı rolü oynayan İngiliz, Fransız ve Amerikan liderlerine sükranların sunuldugu pankartlar açıldı.
Libya'da özetle olan su: Bir diktatörden kurtarılan Libyalılara görece özgürlük sunulmus (bu özgürlügün sınırlarının ne oldugu henüz belli degil), ancak ellerinden onurları ve enerji kaynakları alınmıs oldu.
Eski sömürgeciler bıraktıkları çarpık yapının ürettigi sorunları kasıyarak tekrar dönmüs oldular. Bir İtalyan liderinin Libya'da kahraman ilan edilmesi Libyalı kimliginde tam bir travmadır.
Yasananlar karsısında Kaddafi'yi savunmak mümkün degil. Batının “cici çocugu” oldugunda da muhalefetimizi göstermistik. Ancak yeni dönemde Libya'nın eski sömürgeciler eliyle yagmalanıyor olmasına da sessiz kalamayız. Bu kendini tüketen Avrupa'nın tarihine ve eski yöntemlerine dönerek emperyal emellerini çok ilkelce sergilemeye basladıgı bir dönüm noktasıdır.
Soguk savas bittiginde tarihin sonunu ilan edenler tarihin basına döndüklerini söylemek istemislerdi! Batı tükendikçe daha da saldırganlasıyor. Düsüse geçen her emperyal güç saldırganlasır.

25.08.2011
 Akif Emre/Yeni Safak