
Libya Operasyonunun Arkasında Ne Var?
Bu operasyon ABD ve Fransa’nın Kuzey Afrika’da birlikte gerçeklestirdigi ilk operasyondur. ABD askeri güç kullanarak –olmadıgı- Kuzey Afrika’ya yerlesmeye çalısmakta, Fransa ise Tunus’la kaybettigi prestiji Libya ile kazanarak hem bölgeye hem de iç politikaya bir mesaj vermektedir.
ABD, Fransa, İngiltere ve Kanada’nın basını çektigi ve 25 ülkenin destek verdigi uluslar arası güçlerin Libya’yı bombalaması dün aksam saatlerinde basladı ve halen devam ediyor. İlk gelen açıklamalara göre 50’ye yakın kisi hayatını kaybetti. Libya devlet televizyonu, ölenlerin çogunun sivil oldugu iddia ediliyor. “Safak Yolculugu” adı verilen operasyonun sivilleri korumak adına mı yoksa Kadddafi’den kurtulmak adına yapıldıgını görmek için beklemeye gerek yok. Çünkü bu operasyon arkasında baska niyetlerin oldugu bir gerçek.
Öncelikle bu operasyonların son iki aydır Tunus’ta baslayıp diger Ortadogu ülkelerine yayılan halk hareketlerine en büyük darbe oldugunu söylemek mümkün. Halk gücünün, uluslar arası silahlı güçlerden daha etkisiz oldugu, batılı devletlerin destegi ve koruyuculugu olmadan bir halk devrimin gerçeklestirilmeyecegi dünya kamuoyuna gösterilmeye çalısılıyor. Kaddafi gitmeliyse buna Libya halkı karar vermeliydi. Libya halkının isteklerinden ziyade Batılı devletlerin çıkarları için Kaddafi’den kurtulmak istenmesi, bölgedeki diger halk hareketlerinin varlıgına da kuskuyla bakmamıza ve yönetim degisikliklerinin batı eliyle yapıldıgı tezini haklı çıkarmaktadır.
Bu operasyon ABD ve Fransa’nın Kuzey Afrika’da birlikte gerçeklestirdigi ilk operasyondur. ABD askeri güç kullanarak –olmadıgı- Kuzey Afrika’ya yerlesmeye çalısmakta, Fransa ise Tunus’la kaybettigi prestiji Libya ile kazanarak hem bölgeye hem de iç politikaya bir mesaj vermektedir. Libya, İtalya ve İngiltere’nin himayesinde on yıllardır varlıgını sürdürürken ABD ve Fransa’nın da dahil olması Ortadogu’daki jeopolitik durumun eskisi gibi olmayacagını göstermektedir.
ABD ve Fransa’nın birlikte hareket etmesinin altı özellikle çizilmelidir. Çünkü her iki ülke de kendi kontrollerindeki bölgede sesli bir isbirligi yerine sessiz bir isbirligini tercih eder birbirlerinin kolonyal alanlarına dokunmamayı tercih ederlerdi. İlk defa bu ittifak Fildisi Sahili’nde yasanan seçim sonuçlarından sonra görüldü. ABD ve Fransa aynı adayı destekleyerek diger devlet baskan adayı Gbogba’nın baskan seçilmesini tanımadıklarını söylediler. Fildisi halkı eger isterse birlikte operasyon düzenleyeceklerinin isaretini verdiler. Fakat 28 Kasım’dan bu yana ülkede, 1000’e yakın insan ölmesine ragmen askeri operasyon seçenegini kullanmadılar.
Çin ve Rusya’nın son yıllarda kuzey Afrika pastasından daha fazla pay alması, hem ABD hem de Fransa’yı rahatsız ettigi bilinmekteydi. Bu pazarı kaybetmek, bölgedeki etkinligi yitirmek özellikle Fransa’nın kabul edecegi bir durum degildi. Özellikle Çin’in yayılmacılıgına karsı ekonomik tedbirlerden ziyade askeri seçenekleri tercih etmesi ABD’nin de Afrika’yı kaybetmek istemediginin bir delilidir.
Libya’ya gerçeklestirilen bu operasyonun uzun vadede Afrika’ya yönelik oldugunu düsünüyorum. Somali’den baslayarak Fildisi Sahili’ne kadar uzanan yeni bir güvenlik hattı olusturulmakta sıranın Fildisi ve Sudan’a da gelecegi böylelikle NATO devreye sokularak Çin ve Rusya’nın ekonomik yayılmacılıgına karsı yeni olusturulacak halk yönetimleri ile hat kurulacaktır. Bu hat, el Kaide’nin Kuzey Afrika’daki kolu İslami Magrip Cephesi’nin etkili oldugu bir bölgedir. Terör bahanesi ile Kuzey Afrika’ya yerlesecek NATO güçleri yeni bir Afganistan ve Somali tecrübesini yasatmak isteyeceklerdir. Batılı devletler için dünyanın yüzde 45’lik petrol ve diger enerji kaynaklarına sahip bu bölgenin jeopolitik öneminin, Libya’da 42 yıldır baskı ve zulüm altında yasayan insanlardan daha önemli oldugu görmek mümkün.
Safak Yürüyüsü operasyonu, Libya’ya özgürlük, istikrar ve güvenlik getirmekten uzak görünmektedir. Libya’da olayların ilk günlerden itibaren batı basınının üzerinde durdugu nokta, Libya halkının kabilelere bölünmesi, kabileler arasındaki düsmanlıklardı. Operasyon sonrasında da batılı devletlerin elindeki en önemli koz, kabiller arasındaki çekismeler olacaktır. Uluslar arası operasyonlardan sonra Balkanlar’daki etnik çatısmayı öne çıkarma, Irak’ta Sii, Sünni ve Kürtler arasında düsmanlıkları kurumsallastırmanın bir örnegi simdi de Libya’da görülecektir. Libya, Kral İdris ve Kaddafi dönemlerinde sagladıgı birligi, operasyonla birlikte bir daha göremeyecektir. Kabilleler arasındaki düsmanlıklar çatısma ve iç savasa kolaylıkla dönüsebilecek, Somali, Irak, Sudan bölünmeleri Libya için de örnek olmaya devam edecektir.
Afrika Birligi ve Arap Birligi’nin operasyona katkısının ne oldugunu da sorgulamak gerekli. Çünkü Libya bir Ortadogu ülkesi olmaktan ziyade bir Afrika ülkesi. İki yıl önce Kaddafi, Afrika Birligi’nin dönem baskanlıgını yaptı ve bir çok Afrika ülkesine “kralların kralı” unvanını kabul ettirdi. ABD’nin basını çektigi batlı devletlerin yaptırımlarından sonra yönünü Afrika ülkelerine çevirerek bu ülkeler arasında yaptıgı yatırımlar ile önemli bir güç ve saygınlık elde etti. Güney Afrika Devlet Baskanı Zuma, Libya’ya askeri bir operasyondan yana olmadıklarını Afrika’daki sorunların Afrika Birligi’nin katkısı olmadan çözülemeyecegini söylemisti. Fildisi Sahili, Çad, Moritanya ve Gine’de, Afrika Birligi’nin çabaları öne çıkarken simdi neden Afrika Birligi’ne sans tanınmadı? ABD Dısisleri Bakanı Hilary Clinton, Arap Ligi ülkelerinin operasyonun arkasında oldugunu iddia ediyor. Bu destegi verenler Bahreyn, Yemen, Suudi Arabistan gibi yıllardır kendi insanların haklarını, özgürlüklerini göz ardı eden yönetimler mi?
21.03.2011
İbrahim Tıglı / Dünya Bülteni