
Ladin Operasyonunun Almanya’ya Etkisi
Halkın düsüncelerini gözardı ederek ülkeyi yöneten konservatif koalisyon hükümetin lideri Merkel, Obama’yı arayarak, ‘trajikomik Bin Ladin zaferini’ kutladı!
Avrupa Birligi’nin artık hem ekonomik hem de siyasi bakımından lokomotif gücü olarak görülebilecek Almanya’nın koalisyon Basbakanı Angela Merkel, Bin Ladin operasyonu karsısında yaptıgı açıklamayla, yine diplomatik bir acelecilik örnegi sergiledi. Amerika’nın Pakistan’daki operasyonla Bin Ladin’i öldürmesinden dolayı sevinç duydugunu ifade eden Merkel, Almanya’daki II. Dünya Savası sonrası ikinci nesil politikacı olarak, ya her zaman Amerika’nın müttefiki olduklarını göstermek maksadıyla bu sözleri sarfetti, ya da savas sonrası halen ABD korkusunu üzerinden atamamıs tipik bir Alman siyaseti örnegi verdi.
Merkel’in sevinç duydugunu ve rahatladıgını belirttigi sözler tüm dünyada tepkiyle karsılandıgı gibi en çok da kendi ülkesinde ve hatta kendi partisinden sert elestirilere neden oldu. Hristiyan Demokratlar Birligi’nin baskanının bu sözleri Hristiyan çevrelerce de inançlarına aykırı bir tutum olarak nitelendirildi.
Hamburg’ta bir yargıç, Heinz Uthmann, Merkel’in bir insanın öldürülmesinden sevinç duydugunu söylemesini büyük bir öfkeyle karsıladıgını belirterek Amerikalıların isledigi suçu onaylamaktan dolayı Alman Basbakan hakkında suç duyurusunda bulundu. Uthmann, Hristiyan bir rahibin kızı Merkel’e bu sözleri yakıstıramadıgını ve bu ifadelerin uslupsuz ve onursuz oldugunu söyledi.
Henüz ABD ile boy ölçüsebilecek duruma gelmese de duvarın yıkılmasıyla dogu ve batının birlesmesinden sonra, Almanya’da, Amerikan karsıtı dıs politikanın temkinli bir sekilde büyüdügünü söylemek mümkündür.
Irak’a giren ABD’ye zamanın Sosyal Demokrat Parti ile Yesillerden olusan koalisyon hükümeti Basbakanı Söder ‘hayır’ diyebilmisti. Son olarak Libya’ya NATO bombardımanı kararında Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerle birlikte BM Konseyinde çekimser oy kullanan bir Almanya’ya sahid olduk.
Bin Ladin operasyonunda ABD’ye muhalif ses, ilk olarak SPD’nin tecrübeli politikacılarından Helmut Schmidt’ten geldi. Pakistan’dan izin almadan böyle bir operasyonu yapan ABD’nin devletler hukukunu ihlal ettigini belirten Schmidt, böylece Almanya gündeminde Bin Ladin tartısmasını baslatmıs oldu.
Eski basbakanlardan Schmidt, her ne kadar Amerikalıların terörden sorumlu bir kisiye karsı böyle bir operasyon yapmasını anlayısla karsılasa da, bagımsız bir devlet olan Pakistan’ın izni olmadan yapılan böyle bir hareketi iki tarafı keskin bir bıçaga benzetti. Schmidt, Ortadogu uzmanlarından Peter Scholl-Latour ile birlikte katıldıgı bir televizyon programında da İslam’a karsı geçmisteki ‘batının kibirli tutumu’nun Müslümanlar arasında intikam duygularını artırabilecegini dile getirdi.
Scholl-Latour ise Bin Ladin’in öldürülmesinin Arap dünyasını fazla etkilemeyecegini, El-Kaide’nin Araplar arasında hiçbir zaman populer olmadıgını iddia etti.
Almanya’da Schmidt’in baslattıgı devletler hukuku tartısmasının yanında Amerikalıların Usame bin Ladin’i yargısız bir sekilde infazı birçok siyaset ve hukuk bilimcileri tarafından insan haklarını da ihlal olarak nitelendi.
Hamburg Devletler Hukuku Üniversitesi profesörlerinden Reinhard Merkel, birinci Alman televizyon kanalı ARD’nin haber programı ‘tagesschau’a verdigi demeçte dünyada en agır suçu islemis olsa bile Bin Ladin’in temel insan hakları geregi yakalanarak mahkeme edilmesi gerektigini, ancak yargı kararı infazını istiyorsa idam edilebilecegini söyledi.
Medyada çıkan tartısma programlarında elbette ABD’nin yanında yeralan bazı kisiler de Amerikanın haklılıgını ortaya koymak için çaba sarfetti. Ancak bunlar da Merkel’in bir basbakan olarak ‘sevinç’ kelimesini kullanmasını uygun bulmadı. Alman birinci televizyonunda yayınlanan ve sunucusunun ismini alan ‘Anne Will’ talkshow programına katılanlardan Yahudi bir ailenin çocugu oldugunu söyleyen, yıllarca İsrail Ordusu’nda görev yapmıs, Münih Alman Federal Ordu Üniversitesi proflarından Michael Wolffsohn, ‘kitlelerin ölümüne neden olan birisi olarak’ Bin Ladin’in öldürülmesini bir rahatlama olarak gördügünü ifade etti. İkinci dünya savası sona erdigi gün aynı sevinci ailesinin 8 Mayıs 1945’te Telaviv’de duydugunu, hatta bayram yaptıklarını söyleyen Wolffsohn, Bin Ladin’in öldürülmesini de o güne benzetti.
Eski Adalet Bakanlarından Sosyal Demokrat Partili Herta Daeubler-Gmelin, Amerikalıların operasyon sırasında birçok kisiyi etkisiz hale getirdikten sonra baglayarak bırakıp gittiklerini, bu durumda neden Bin Ladin’i de aynı sekilde etkisiz hale getirip yakalamadıklarını sorusunu gündeme getirdi. Halen avukatlık yapmakta olan eski Adalet Bakanı, ‘Bin Ladin yakalansaydı ve mahkemeye çıkarılsaydı iste o zaman gerçekten bir rahatlama olabilirdi’ dedi.
İsrail tarafından 1960’da mahkeme edilen ve 1962’de idam edilen Alman nazi Adolf Eichmann’ı örnek veren Daeubler-Gmelin, bu mahkemenin İsrail’e büyük bir zahmet ve masrafa maloldugunu ancak nazi suçlarının ortaya konularak bütün dünya tarafından bilinmesine çok büyük fayda sagladıgını söyledi.
Bin Ladin’in öldürülmesiyle birçok bilgilerin örtbas edildigi iddiasını gözönüne alırsak Amerikan devletinin gerçekten Bin Ladin’in yakalanıp mahkeme önünde konusmasıyla birtakım gerçeklerin ortaya çıkmasını isteyip istemedigi sorusu geliyor akıllara.
Aynı programda konusan eski ABD Berlin Büyükelçilerinden John Kornblum ülkesini tam olarak temsil ettigini gösterircesine biraz da alaylı bir edayla Almanların yaptıkları tartısmaların yanlıs oldugunu, Avrupalıların bu konuda seyirci rolü üstlendiklerini açık bir dille ortaya koydu. Yanlıslıkla Osama diyecegine ‘Obama öldü’ diyen Kornblum, Bin Ladin’in öldügünü hatırlatarak artık bunun yerine Afganistan, Irak, Kuzey Afrika ve İran’daki dünyanın diger problemlerine karsı, seyirci Avrupa ile nasıl olacaksa, Amerika ile ortak bir strateji gelistirmeleri gerektigini savundu.
Özet olarak diyebiliriz ki, Alman kamuoyu ABD’nin son olarak Bin Ladin operasyonuyla bütün dünyaya meydan okurcasına ortaya koydugu gövde gösterilerinden hiç de hoslanmıyor. Yapılan anketler Almanların yüzde 52’sinin ‘Bin Ladin yakalanarak mahkeme edilseydi daha dogru olurdu.’ dedigini ortaya koydu.
Fransa’nın dısında da sokaklara dökülüp Amerikan sevincini paylasan kalabalıklar da Avrupa’nın hiçbir ülkesinde görülmedi. Ancak halkın düsüncelerini gözardı ederek ülkeyi yöneten konservatif koalisyon hükümetin Basbakanı Merkel, on yıldır ele geçiremedikleri bir kisiyi süpheli bir operasyonla ortadan kaldırdıklarını iddia eden ABD Baskanı Obama’yı arayarak, ‘trajikomik Bin Ladin zaferini’ kutladı.
13.05.2011
Mucahid Yıldız – Dünya Bülteni / Almanya