
100 hamile kadından 10'u gebeligini kürtajla sonlandırıyor. O kadar ki 17 kere kürtaj yaptıran kadın dogum hastanelerinin kürtaj kayıtlarında yer alıyor.
AK Parti hükümeti de kürtajı tıbbı gereklilikler dısında kullanımını önlemek için dügmeye bastı. Önceki gün AK Parti Merkez Karar Yönetim Kurulu'nda (MKYK) masaya yatırıldıgı ögrenilen kürtaj rakamları ürkütücü boyutlara ulastı.
Bugün Gazetesi'nin haberine göre 2009'da 60 bin 140, 2010'da 58 bin 186 ve 2011 yılında 69 bin 364 kürtaj operasyonu yapılırken, özel kliniklerde kayıt dısı yapılan sayı kamu hastanelerindeki rakamların çok üzerinde seyrettigi tahmin ediliyor.
Anne ve çocugun saglıgını tehdit eden kürtajın artmasında, 2827 sayısı Nüfus Planlaması Hakkındaki Kanun'un 5. maddesinde serbest bırakılması etkili. Anne ve çocugun ölüm riskini ortadan kaldırmak için tıp fakültelerinde asistan doktorlara ögretilen tıbbi bir operasyon olan kürtaj, Türkiye'de aile planlaması olarak kullanılıyor. O kadar ki 4 kere kürtaj yaptıran anne adayı da var, 17 kere gebeligini kürtajla sonlandıran kadın da. Kürtaj yaptıran kadınların çogunlugu da saglıklı bebekleri istemedikleri için bunu yaptırıyor. Tıbbi olarak yapılan kürtaj oranı Türkiye'de oldukça düsük kalıyor.
KÜRTAJ YAPMAMAK İÇİN YEMİN EDEN DOKTORLAR VAR
Söz konusu kanun, vatandasa kürtaj hakkı tanırken doktorları da kürtaj yapmaya zorluyor. Herhangi bir dogum hastanesine giden anne adayı, 10 haftaya kadar olan gebeligini tıbbi zorunluluk dısında bile kürtajla aldırabiliyor.
“Almam” diyen doktor ise cezai müeyyidelerle karsılasıyor. Bu durumda kadın dogum hastanelerinde kürtaja sıcak bakmayan hekimler kürtaj yapmama konusunda yemin ediyor. İsmini vermek istemeyen bir hekim yemin etme gerekçesini söyle açıklıyor:
“Kürtajı hiçbir hekim istemez. Çünkü bir cana kıymak ve çocugu parçalanmıs sekilde çıkarmak çok büyük psikolojik travmalara neden oluyor. Kanunla baglı olan doktorlar, kürtaj yapmamak için yemin ediyor”
YILDA 68 BİN ANNE KÜRTAJDAN ÖLÜYOR
2012 yılı itibariyle 68 ülkede kürtaj tamamen yasak. Aralarında Brezilya, Meksika, İran, Suriye ve Endonezya'nın da bulundugu bu ülkelerde kürtaj yasagı hiçbir istisna olmaksızın uygulanıyor. Kürtaja yalnızca belirli durumlarda izin veren ülke sayısı 58. Bu grupta bulunan ülkelerin yasalarına göre kürtaj, anne veya fetüsün saglıgının tehlikede oldugu durumlarda, tecavüz ve ensest sonucu olusan hamileliklerde veya annenin ruhsal saglıgının korunması için uygulanabiliyor.
Dünya Saglık Örgütü, yasagın uygulandıgı ülkelerde kürtajın ortadan kalkmadıgını, ancak uygun olmayan kosullarda, isinin ehli olmayan kisilerce gerçeklestirildigine dikkat çekiyor. Buna göre dünya çapında her yıl 68 bin kadın saglıksız kürtaj nedeniyle hayatını kaybediyor.
Türkiye sezaryende dünyada en yüksek orana sahip ülkelerin basında geliyor. Yüzde 46,6 oranıyla en yüksek sezaryenle dogum oranına sahip 5 ülkeden biri olan Türkiye, Brezilya ve Çin'den sonra üçüncü sırada yer alıyor.
Saglık Bakanlıgı verilerine göre, Türkiye'de 2008'de 1 milyon 317 bin 988, 2009'da 1 milyon 306 bin 966, 2010'da 1 milyon 284 bin 772, 2011'de 1 milyon 267 bin 880, 2012'nin ilk üç ayında ise 295 bin 509 canlı dogum oldu.
Türkiye'de sezaryenle dogum oranları 2009'da yüzde 42,7, primer (ilk dogumda) 27,2, 2010'da yüzde 45,4, primer yüzde 25,6, 2011'de 46,6, primer 24,9, bu yılın ilk üç ayında ise 51,1, primer 24,9 olarak gerçeklesti.
2009'da sezaryenlerin yüzde 39'u devlet saglık kurumlarında, 61'ı özelde, 2010'da 40'ı devlette, 60'ı özelde, 2011'de 36'sı devlette, 64'ü özelde, bu yılın ilk üç aylık döneminde ise 37'si devlette, 67'si özelde yapıldı.
Dogudan batıya gittikçe artan sezaryen oranları, bölgelere göre de farklılık gösteriyor. Buna göre sezaryenle dogum Ege bölgesinde yüzde 31,8, Akdeniz'de 28,4, Güneydogu'da 14,7, Dogu Anadolu'da 16,3, Kuzey Dogu Anadolu'da 14,6, Dogu Karadeniz'de 25,5, Batı Karadeniz'de 25,1, Dogu Marmara'da 28,9, Batı Marmara'da 34,2, İstanbul'da ise 27,6 oranında gerçeklesti.
Dünya Bülteni