Küresel Güçlerin Yeni Yetmesi { Uhim }

Küresel Güçlerin Yeni Yetmesi   { Uhim }

20. yüzyılın ikinci yarısından bu yana, hak ihlalleri ile en fazla gündeme gelen ülkelerden biri İsrail olmustur. İhlal karnesi hayli kabarık İsrail’in, geçtigimiz günlerde Gazze’ye insani yardım malzemesi götüren gemilere gerçeklestirdigi haksız müdahale, çesitli açılardan incelenmesi gereken bir olay olarak tarihe geçecektir.

Öncelikle, sözkonusu haksız müdahalenin asıl amacının, gemideki yardım malzemeleri olmadıgının bilinmesi gerekmektedir. Haksız müdahale ile verilmek istenilen mesajın asıl muhatapları, basta Türkiye olmak üzere, Ortadogu’daki diger aktörlerdir. Varlıgını siddetle anlamlandıran ve mesruiyet zeminine gerilim ve savası koyan İsrail, degisen dünya konjonktürüne karsı, gerilimi körükleyen icraatlarıyla, basta Ortadogu olmak üzere tüm dünyada gerginligi had safhada tutma politikası yürütmektedir.

Uluslararası insani yardım gemisine İsrail’in yapmıs oldugu haksız müdahale ile Türkiye’ye verilmek istenen mesaj son yıllarda bölgesel aktör rolünü giderek artırmaya çalısan Türkiye’ye haddini bildirmek ve özellikle Dogu Akdeniz’in İsrail’in arka bahçesi oldugu ve burada baska aktörlerin etkin rol almasına müsaade edilmeyecegidir. Bu haksız müdahale ile Türkiye askeri alanda İsrail ve hamisi ABD’ye baglı oldugundan zor durumda kalmıs Ortadogu’da yürüttügü etkin siyasetten geri adım atmaya zorlanmıstır.

Bir diger mesaj; özellikle gemilere karsı yapılan haksız müdahalenin gerçeklestirildigi saatlerde, İskenderun’da Deniz Kuvvetleri Komutanlıgı’na baglı birliklere eszamanlı olarak gerçeklestirilen saldırılarla birlikte degerlendirilerek anlasılabilir. İsrail’in sözkonusu saldırıyla bir iliskisi olup olmadıgı tartısıladursun, İsrail’in, Türkiye’nin son yıllarda büyük umutlar bagladıgı enerji projelerine bir gönderme yaparak, projelerin güvenliginin kendilerine baglı oldugunu hatırlatmak istedikleri açıktır. Böylece İsrail’in çesitli vesilelerle dile getirdigi “Hiçbir yer müdahale alanımız dısında degildir” söylemi de bir kez daha karsılıgını bulmus olmaktadır.

Uzunca bir süredir Türkiye’nin ve uluslararası örgütlerinin gayretleriyle bölgede olusmaya baslayan barıs ve huzur ortamı, İsrail’in bölgedeki mesruiyet zeminini sarsacagı gibi, 50 yılı askın bir süredir gerçeklestirdigi insanlık ve hukuk dısı uygulamaların da hatırlanması ve yeniden sorgulanmaya baslanması sonucunu doguracaktı. İste tam da bu yüzden, basta Türkiye olmak üzere, bölgedeki diger ülkelerin Ortadogu’da yeni bir savas daha istemiyor olusunu sonuna kadar kullanan İsrail, -insani yardım gemisine haksız müdahalesi sonrasındaki tavırlarından da anlasılacagı üzere- küresel güçlerin destegini de yanına alarak, ‘suç’un ve ‘suçlu’nun bu kadar net oldugu, ihlallerin bu kadar göz önünde gerçeklestirildigi böylesi bir eylemin altına imza atabilmistir.

Gemilere gerçeklestirilen haksız müdahale sonrasında, uluslararası hukukun ve medyanın olaya bakısı da, sürecin İsrail’in isteyecegi sekilde ilerleyecegini göstermektedir. Zira basta BM olmak üzere, uluslararası arenada ciddi sayılabilecek hiçbir yaptırımın gerçeklesmemis olması bu iddiayı dogrulamaktadır. Birlesmis Milletler’in aldıgı kınama kararı, somut alana tasınacak sonuçlar dogurmayacagı gibi, alınan benzeri kararlar da, önümüzdeki süreçte takip edilmeyecek ve geregi yerine getirilmeyecek gibi gözükmektedir.

Önümüzdeki süreçte, masum insanların hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan bu elim olayın; İsrail ve hamileri tarafından İsrail’in bölgedeki politikalarını destekleyecek bir adım olarak kullanılmaya baslanacagı açıktır. Mümkün olan bütün propaganda imkanlarını sonuna kadar kullanan İsrail; bütün dünyaya, yapılan haksız müdahalenin yerinde ve haklı bir müdahale oldugunu kabul ettirmeyi planlamaktadır. Bu plan daha simdiden meyvelerini vermeye baslamıs gözükmektedir. Zira, basta ABD medyası olmak üzere uluslararası kamuoyunu etkileyecek tüm argümanlar ve özellikle sivil toplum kartı devreye sokularak karsı bir propaganda atagı baslatılmıstır. Yasadıgımız süreç bu atagın, özellikle Türkiye’deki yansımalarına bizzat sahit oldugumuz ve bu yansımaların gelecekte de devam edecegini isaret eden bir süreç olacaktır.

UHİM olarak biz diyoruz ki;

Yasanan bu hak ihlallerinin müsebbibi konumundaki İsrail’e karsı toplumlar nezdinde küresel ölçekte olusan kamuoyu, etkin bir sekilde kullanılmalı ve vicdani yaptırımlar devreye sokulmalıdır. İsrail, basta uluslararası hukuk mercileri olmak üzere, birçok mecrada hesap vermeli ve yargılanmalıdır.

Basta BM olmak üzere, taraflara esit mesafede tavır sergilemesi beklenen uluslararası kurumların, yasanan ihlaller karsısındaki tutumları ve tarafsızlıkları sorgulanmalı, sözkonusu kurumların mesruiyetleri ve yapılanmaları tartısmaya açılmalıdır.

ABD, Fransa, İngiltere gibi küresel güçlerin! yasananlar karsısındaki tavırları, uluslararası basın-yayın organlarının olayları aktarıs biçimleri ve yasananlar karsısındaki tavırları dikkatle izlenmeli, ihlallere göz yuman yaklasımlar desifre edilmelidir.

İsrail’in bu son hak ihlali, kendisine en yakın bölge ülkesi olan Türkiye vatandaslarına yönelik olmustur. Türkiye’nin, bu kural tanımaz devlet terörü karsısında İsrail ile sürdürmekte oldugu tüm iliskileri gözden geçirmelidir. Ayrıca uluslararası arenada baslatmıs oldugu hukuki ve siyasi hak arama mücadelesini olumlu netice alıncaya kadar kararlılıkla devam ettirmelidir.

                                                                                                                                                                                                                               UHİM Basın Sözcüsü