Kur’Anı Camilerde Ve Evlerde Yasaklayalım

Kur’Anı Camilerde Ve Evlerde Yasaklayalım

Kur’anı Camilerde ve Evlerde Yasaklayalım

Batı’da yükselen İslam düsmanlıgında bası Hollanda çekiyor. Yabancılara karsı siddet olayları da…
Batı’da yükselen İslam düsmanlıgında bası Hollanda çekiyor. Yabancılara karsı siddet olayları da gözle görülür derecede artıyor. Hollanda’da su sıralar iktidar ortagı olması düsünülen ırkçı partinin lideri ise Kur’an’a, Peygamber efendimize ve İslam’a her fırsatta hakaret eden birisi. Irkçıların lideri Geert Wilders, Kur’an’ı Kerim’in bütün Hollanda’da yasaklanmasını ve tesettürlü olanlardan ayrıca vergi alınmasını isteyen bir İslam düsmanı. Rotterdam İslâm Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin Dekanı Doç. Dr. Özcan Hıdır, Batı’da yasanan bu çılgınlıgı anlatmaya devam ediyor.

Özellikle 11 Eylül saldırıları ve 2004 yılında sinema yönetmeni Theo van Gogh’un öldürülmesinin ardından, Hollanda’da yabancı düsmanlıgı gözle görülür bir oranda artmıs. Rotterdam İslâm Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin Dekanı Doç. Dr. Özcan Hıdır hocam ile yaptıgımız görüsmeye özellikle bu İslam ve yabancı düsmanlıgı damgasını vurdu.

ENTEGRASYON’DAN ASİMİLASYON’A BİR YOL GİDER

Aslında bu bütün Batı dünyasında görülen bir trend olmasına ragmen, “özgürlükler ülkesi” diye nitelenen Hollanda bu alanda bası çeken Avrupa ülkelerinden biri haline gelmis. Özcan hocama göre tabiatıyla bu durum, ülkede yasayan en önemli azınlıklardan olan Türkleri de yakından etkilemekte. Zira yabancılara yönelik politikalar “entegrasyon politikaları” baglamında yeniden ele alınmakta ve ya önceki politikalarda daha katı uygulamalara gidilmekte veya yeni degisikliklere gidilmekte. Adeta “entegrasyon” adı altında “asimilasyon” çagrıstıran söylemler ve uygulamalar kapı aralanmakta. Bu durum ise genelde yabancıları özelde de Türkleri ülkedeki gelecekleri adına endiselendirmekte.

KUR’AN YASAKLANSIN, TESETTÜR VERGİSİ ALALIM

Genelde Batı’da özelde de Hollanda’da hukuki, siyasi ve ekonomik kurumsal güçten yoksun olan Müslüman Türkler için bu durumun oldukça dramatik bir hal almaya basladıgını belirten Özcan Hoca; “Müslümanlar sokakta özel kimlikle dolassın, sokaktaki basörtülülere özel vergi konulsun, Kur’an yasaklansın, söylemlerinin ötesinde, Batı’da bazı ülkelerde yapılan arastırmalarda İslâm’a ve Müslümanlara olumsuz bakanların oranının neredeyse yüzde 60’ları bulması, hatta ‘İslâm’ın kendisi Batı için tehdittir’ söylemlerinin sıkça duyulması, genel olarak yabancı karsıtlıgı özel olarak da islamofobik ve anti-islamist egilimlerin Batı’da ve dolayısıyla Hollanda’da hızla yükseldigini gösterir” diyor. İslam ve Türk karsıtlıgının neticesi olarak daha önceden elde edilmis hakların kısıtlandıgını ve çifte standartlı uygulamaların arttıgını dile getiren Hıdır hoca; “Egitim ve is piyasasında ayırımcılık yapılmakta ve bundan bir yabancı ve Müslüman olarak Türkler de alabildigine nasibini almaktadır” diyor.

WİLDERS’İN İSLAM’A SALDIRMADIGI BİR KONUSMASI DAHİ YOK

Hollanda’daki İslam düsmanlarının lideri sayılabilecek Geert Wilders’i de anlatan Özcan Hoca, bu azılı İslam düsmanı hakkında su bilgileri veriyor; “Asırı sagcı bir siyasetçi. 2004'te Özgürlük Partisi (PVV) ismiyle partisini kurarak Pim Fortuyn'un ırkçı ve anti-İslamist fikirlerinin bayraktarlıgını yapmaya baslamıstı. Yapılan arastırmalarda Hollanda'da %20 ile 25 arasında degisen ırkçı görüslere sahip insan yasadıgı belirtiliyor. Wilders siyasete girdiginden bu yana hemen hemen bütün politik mesaisini Müslümanlara saldırmaya harcamıstır. Bu maksatla her fırsatı kullanmıs ve her fırsatta İslam'a, Kur'an'a, Hz. Peygamber'e ve Müslümanlara saldırmıstır. Adeta onun İslam'a ve Müslümanlara saldırmadıgı bir konusması yok gibi. Dolayısıyla yaklasık üç sene önce yayımladıgı ve gerek Hollanda’da gerekse basta İslam dünyası olmak üzere bütün dünyada çalkantılara sebep olan “Fitna” adlı Wilders’in hazırlattıgı İslam ve Kur'an karsıtı film, Wilders’in aslında ilk vukuatı degildir.”

KUR’AN FASİST BİR KİTAPTIR, CAMİLERDE VE EVLERDE OKUNMASI YASAKLANSIN

“Wilders, daha önceden de yabancılara, Müslümanlara ve İslam’a yönelik son derece incitici beyanlarda bulunmustu. Mesela o, Hz. Peygamber'i Hitler'e ve Kur'an'ı da Hitler'in “Kavgam” adlı kitabına benzetmis; yine Kur'an'ın “fasist bir kitap” oldugunu ve Hollanda'ya uymadıgını ve yasaklanmasını istemisti. Onun bu yöndeki sözlerinden bazıları sunlardır:

“Kur'an'a, tıpkı Mein Kamf gibi sadece arastırmalar için izin verilmeli. Camilerde ve evlerde okunması yasaklanmalı ve cezalandırılmalıdır. Bu yasak, siddet ve terör ilhamını Kur'an'dan alan Müslümanlar için önemli bir uyarı olacaktır.”

“Hollanda'da Müslümanların artısına ve cami yapımlarına 'yeter artık' demek lazım. Bu bir İslamîlesme tsunamisidir.”

“Kur'an fasist bir kitaptır”

AYRIMCILIK HER YERDE VE HER ZAMAN

Hollanda’daki İslam düsmanlıgı sadece su anda iktidara aday olan ırkçı bir partinin isi de degil. Genel manada bir ırkçılık söz konusu. Özcan hoca, egitim, is piyasası gibi alanlarda çok daha fazla hissedilen ayırımcılıgın, son yıllarda Batı’da genel olarak bütün Müslümanlara yönelik paradigma degisikliklerine paralel olarak Hollanda’daki Türklere yönelik de hissedilir oranda artıs gösterdigini ifade ediyor. Özcan hoca, bu ayırımcılıgın en fazla kendisini is piyasasında, okullarda, ticari ve politik hayatta kısaca aslında hayatlın hemen her alnında hissettirdigini belirtiyor. Ana dilde egitim konusunda ciddi sıkıntıların yasandıgını söyleyen Özcan Hoca, bu sıkıntıyı ise söyle anlatıyor; “Özellikle Hollanda Devlet okullarında Türkçenin kaldırılması sonrasındaki durum, gelecekte bu konuda hiç de olumlu sinyallerin olmamasına yol açıyor. Tabiatıyla bu da bilinçli bir kısım insanımızı bu konuda çözüm üretmeye zorluyor. Yaklasık üç yıl önce baslatılmıs olan ‘Türkçe için el ele’ kampanyası bunlardan biridir. Ancak gerek halkımız tarafında gereken ilgi gösterilememesi gerekse finansman ve organizede yasanan zorluklar neticesinde bu güzel inisiyatif bugünlerde kısmen akamete ugramıs gözükmektedir.”

HOLLANDALILARIN ASIRI IRKÇI VE YABANCI DÜSMANI YAPISI VAR

Uzun yıllardır Hollanda’da yasayan ve rehberlik ve psikolojik danısmanlık yapan Derya Kaya Hanım da hemen hemen aynı cümleleri kuruyor. Hollandalıların ırkçı ve yabancı düsmanı yapılarına dikkat çeken Derya Hanım, bu durumu söyle anlatıyor; “İnsanları çok sıcak ve samimi görünürler ancak onları iyice tanıdıgında asla bir samimiyetlerinin ve sıcaklıklarının olmadıgını net olarak anlarsın. Hiçbir göçmen, Hollandalılarla muhatap olmak istemez. Hollandalılar da göçmenlerle muhatap olmak istemiyorlar. Üstelik örfü, adeti, giyinisi, hayalleri dahi Hollandalılarla aynı olan göçmenler bile Hollandalılarla birlikte olmak istemiyor. Göçmenler kendi ülkelerini, dillerini, kültürlerini farklı insanlarla ve etnik gruplarla konusurlar ve anlasabilirler ancak Hollandalılar asla bu tür muhabbetlere tahammül gösteremezler. Asırı bir ırkçı yapıları var. Hollandalıların yüzlerinde tebessüm olur ancak içlerinde bize karsı hep bir kin var. Hep hata, kusur arıyorlar. Göçmenleri her sekilde ezmek isterler.”

PSİKOLOGLAR İNEGE SARILMAYI DAHİ ÇÖZÜM OLARAK ÖNERİYORLAR

Hollandalıların is ve aile yasantıları üzerine de bilgiler veren Derya Hanım, çok zengin olduklarını ancak o ölçüde de cimri olduklarını söylüyor. Hollandalıların islerinde karıncalar kadar çalıskan ve sadık olduklarını ifade eden Derya Hanım, evdeki durumları hakkında ise “Evlerinde inanılmaz tembeller. Evleri pislikten geçilmez. Çocuklarına asla özen göstermezler. Bütün enerjilerini islerinde ve eglence mekânlarında harcalar. Ev önemli degildir onlarda. Yemek yapmayı bilmezler. Hep dısarıda yerler. Evde yedikleri ise hazır yiyecekler” yorumunu yapıyor. Hollanda’da çesitli kurumlarda rehberlik ve psikolojik danısmanlık yapan Derya Hanım, Avrupa ve Hollanda’da yasanan monotonlugun strese, mutsuzluga ve ruhsal bunalımlara yol açtıgını belirterek; “Psikologlar ineklere sarılmayı dahi çözüm olarak sunuyorlar. Dergileri bu tür önerilerle dolu. Çözümsüzler. Ne yapacaklarını sasırmıs durumdalar. İs yerlerinde, sokaklarda sahte bir tebessüm ile gezerler. Evde ise inanılmaz stresli ve çekilmezler. Yüzlerindeki o nese kaybolur” diyor.

ÇOCUK YAPMAZ, KÖPEK BESLERLER

Hollandalıların çocuk edinme konusunda da çok çekingen olduklarını söyleyen Derya Hanım, bu durumu su dehset cümlelerle söyle anlatıyor; “Çocuk sahibi olmuyorlar. Çocuk edinmenin zorlugundan ve pahalılıgından bahsediyorlar sürekli. Hepsinin bunun yerine kedileri ve köpekleri var. Annelerinin ölümüne dahi köpeklerinin ölümü kadar üzülmezler. Yaslı insanlarla baglar kopmustur. Aile yoktur. Benim yasadıgım yerde kaç defa yaslı insanlar öldü ve aylar sonra bulundu cesetleri. Gelen gidenleri yok, çocukları yok. Anne babalar da aslında belli bir yastan sonra çocukları istemiyorlar. Onlara çok masraf oluyor. Çok az istisnası olsa da genelde eger çocuk kendileri ile kalmaya devam ederse kiralarını alıyorlar”.

Batı’da göze çarpanlar

*Avrupa’da 4.5 Milyon Türkiye’den göç eden vatandasımız olmasına ragmen üniversitelerde okuyan ögrenci sayısı 25 Bin civarındaymıs. Korkunç derecede kötü bir rakam.

*Rotterdam’da bir semsiye aldım, Paris’e kadar dayanmadı. Üstelik Çin malı da degildi.

*Rotterdam tam bir liman sehri. Sehir, limana baglı olarak gelismis.

*Batı’da hicaba, tesettüre karsı girisilen savas giderek daha da keskinlesiyor. Hollanda da bundan nasibini alıyor.

*Hollanda’nın ırkçı partisi büyük ihtimalle simdi iktidar ortagı olacak ve önümüzdeki seçimde de tek basına iktidar olabilirmis.

02.04.2011
M. MUSTAFA UZUN / HOLLANDA – ROTTERDAM –
Ajans5.com