Kepazelik Örneği Rapor: İsrail´i Defterden Sildik!

Kepazelik Örneği Rapor: İsrail´i Defterden Sildik!

Kepazelik Örnegi Rapor: İsrail'i Defterden Sildik!
 
Türkiye İsrail ile iliskilerini kopardı. Bu cümle, Mavi Marmara saldırısı, Birlesmis Milletler'in raporu, Gazze'ye yönelik saldırı, koltuk krizi, İsrail'in özür dilememesi, tazminat ödemesi gibi, her biri derin krizler olan gelismelerin ötesinde bir gerçeklige isaret ediyor. Bütün bunlar olmasaydı bile, iliskiler eski seyrindeki, özellikle de 28 Subat dönemindeki gibi asla olmayacaktı.
O derin, gizemli istihbarat ortaklıkları ve operasyonları, Ortadogu'nu İsrail'in önceliklerine göre sekillendirmede Türkiye'nin üslendigi rol, İsrail'e yönelik taarruzlara Ankara'nın gögsünü siper etmesi, milyar dolarlık askeri ihaleler, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden bile gizli tutulan ama '28 Subat'çıların bütün ayrıntılarıyla bildigi gizli anlasmalar dönemi çoktan kapanmıstı çünkü.
İki ülkenin, birbirine, bölgeye ve dünyaya bakısı, eskisi gibi benzesmiyor, çıkarları örtüsmüyor, hedefleri uyusmuyordu çünkü. Yukarıdaki gelismeler, her biri iki ülke iliskilerini derinden sarsacak büyüklükteki krizler, iki ülkenin stratejik hedeflerindeki ayrısmanın hatta içten içe çatısmanın patlama noktalarıydı sadece.
İskenderun'da deniz üssünün süpheli biçimde saldırıya ugradıgı gece, Gazze'ye yönelik insanlık dısı ambargoya dikkat çekmek için Akdeniz'e ulasan bir sivil gemi, içindeki siviller, “uluslararası sularda”, İsrail'in hiçbir sekilde egemenlik alanı olmayan bölgede saldırıya ugradı. Bu ülkeye dokuz sehid geldi. Türkiye-İsrail'i ilk tanıyan Müslüman ülkelerdendi. Ve o tarihten bu yana ilk kez böyle bir saldırı gerçeklesti. Araya “kan” girdi. Bu ülkenin vatandasları İsrail tarafından ilk kez bu sekilde öldürüldü.
Bir devlet, kendi insanlarını korumayacaksa saygıya layık degildir. Kaçırılan bir İsrail askeri için savas çıkıyorsa, sehid edilen dokuz Türkiye vatandasının haklarını, onurunu korumak bu ülkenin namus borcudur. Bir zamanlar bazılarımızın tekmil verdigi o ülke, her zaman oldugu gibi, onursuzca, yılısıkça, karaktersizce tavır gösterilecegini, bu ülkenin bir sekilde susturulacagını, insanlarının hassasiyetlerinin üstesinden gelinecegini düsündü. Onlar hep öldürürdü, bizler, bu bölgenin insanları hep alttan alır, yalvarır, kendi insanlarımızın kanının hesabını sormazdık.
Bu alıskanlık, gelenek, kisiliksizlik artık bozuldu. O devir artık geride kaldı. Yeni Türkiye'nin bu halini kavrayamayanlar, “Eyvah İsrail'i kızdırdık, ABD'yi kızdırdık, mahvolacagız” korkularını pazarlamaya devam ediyor. Etsinler, kendi korkuları içinde yuvarlanıp gitsinler. Ama bu korku pazarlama isi artık tutmuyor, Türkiye sokaklarında yankı bulmuyor.
BM Raporu'ndan kimsenin bir beklentisi yoktu aslında. BM'nin bundan önceki bütün raporları ABD-İsrail çıkarlarıyla örtüsür biçimdeydi çünkü. Çok ülkenin, insanın, halkın canını yaktılar. İlk kez bize dokundugu için ates püskürüyoruz. Oysa BM, aynı ülkelerin uluslararası çıkarlarına hizmet eden bir ulus üstü kurumdur. İnsanlıgın en üst kurumu, birkaç ülkenin çıkarlarına hapsedilmistir ve dünyanın ezici çogunlugu nazarında hiçbir saygınlıgı yoktur.
Rapordaki ayrıntılara bakın: Gemidekiler asırı ve organize tepki verdikleri için İsrail askeri silah kullanma zorunda kalmıs! İsrail'in özür dilemesine gerek yokmus. Gazze ablukası mesru imis. İHH'nın karmasık iliskileri varmıs! İsrail/ABD/Fransa ve Alman istihbaratlarının, İHH'yı terör örgütü listesine alma çabalarına zemin teskil edecek cümlelere yer verilmis.
Cinayeti, katliamı mesrulastıran bir rapor bu. Farklı beklentimiz yoktu ama bu kadar kepazelik beklemiyorduk. İsrail'in erteleme taleplerinin Türkiye'nin tepkisini yumusatmak için elverisli zamanı kollama amaçlı oldugu da ortaya çıktı. BM, uluslararası sularda, sivillerin can emniyetine çok büyük darbe indirdi. Bu çok acı sonuçlar doguracak.
Peki Türkiye'nin tavrı çok mu sert? Kesinlikle hayır! Bazıları, güçlerin içerideki uzantıları rolünü hâlâ oynamaya, panik havası estirmeye çalıssa da, bu ülkenin böyle onurlu durusa hep ihtiyacı vardı. Korku ne peki? İsrail Türkiye'ye mi saldıracak, ABD Türkiye'yi mi vuracak? Geçin bunları. Türkiye'ye karsı kullandıkları en etkili koz terördür. Bunu da zaten kullanıyorlar. Hem de yıllardır.
Bir ülke dik durusuyla ömrünü uzatır. Yalvararak, el uzatarak ömür uzamaz. Öyle olsaydı, ABD'ye yalakalıkla on yıllarca ülkelerini yöneten liderler bir bir devriliyor olmazdı.
Dısisleri Bakanı Ahmet Davutoglu'nun açıkladıgı bes maddenin devrim niteliginde sonuçları olacaktır. İsrail simdi umursamaz görünse de, sonuçlarını uzun vadede görecegiz bu maddelerin. .
1. Türk İsrail diplomatik iliskileri ikinci kâtip düzeyine indirilecektir. Basta büyükelçi olmak üzere Çarsamba günü ülkelerine geri döneceklerdir. (Yani, gönderilecektir. Bir sonraki adım, tamamen kesmektir.)
2. Türkiye ile İsrail arasında askeri anlasmaların tümü askıya alınmıstır. (Bir sonraki adım iptaldir ve bu aslında hemen olmalıdır.)
3. Dogu Akdeniz'de en uzun kıyısı bulunana devlet olarak Türkiye Dogu Akdeniz'de seyrüsefer serbestisi için gerekli gördügü her türlü önlemi alacaktır. (İsrail, Rum Yönetimi, Yunanistan, Almanya ve Fransa aynı bölgede enerji anlasmaları, aramaları yapıyor. Çok yakında, bölgede tansiyon yükselecektir. Türkiye, Dogu Akdeniz gibi dünyanın en stratejik noktalarından birini İsrail'in nüfuz alanı olmasına asla izin veremez, vermemeli.)
4. Türkiye İsrail'in Gazze'ye uyguladıgı ambargoyu tanımamaktadır.
5. İsrail saldırısının Türk ve yabancı tüm magdurlarının mahkemelerdeki hak arama girisimlerine tarafımızdan gereken her türlü destek verilecektir.
Cumhurbaskanı Abdullah Gül'ün dedigi gibi; bu rapor bizim için yok hükmündedir. Yani tanımıyoruz. Raporu bosverin, Türkiye'nin açıkladıgı kararlar sarsıcı olacaktır.
Onlar seçilmis, dokunulmaz olmadıklarını ögreninceye kadar bu durus devam edecektir. Olagandısı bir gelisme olmazsa, geri dönüs kesinlikle olmayacaktır! Artık Türkiye ve İsrail iki ayrı cephedir!

03.09.2011
İbrahim Karagül / Yeni Safak