
Vahsi bir zihniyetle hava saldırıları düzenleyip sivilleri öldürmek sadece “çirkin Amerika” imajını pekistirmeye yarar.
Ayaklanmaya Karsı Koyma Stratejisi (COIN) Gücü Mü Kullanıyor Sagduyuyu Mu?
Terörizm güçten nefret eder. Hatta, ABD’nin uzlasmaz Taliban’la birlikte her El-Kaide marka “teröristin” –ABD’nin güvenligi için bir tehdit olarak görülüp korkulan- kökünü kazımayı tercih etmesinin aksine terörizm 9/11 türü trajedileri artırma egilimindedir. Askeri gücün sınırları Afganlar, hatta onların içinde Taliban yanlısı olmayanlar tarafından kahramanca gösterildi. Afgan zihni, ister Britanya İmparatorlugu’nun insaatçıları ister Sovyet arazi spekülasyoncuları olsun topraklarını yabancı isgalinden kurtarmaya tavizsiz ayarlanmıstır. ABD’deki neocon anlayısıyla zihinleri sartlanmıs olan yeni-sömürgeciler bölge topraklarını ele geçirmeyi degil de Körfez Bölgesi, pesinden Irak ve sonunda Orta Asya’daki -özellikle petrol ve gaz içerikli zengin bir enerji rezervinin bulundugu Hazar havzasında- petrol zenginligini kontrol ederek ekonomilerini büyütme amacı tasımaktalar. Süper Güç’ün ne kadar acımasız oldugunu göstermek için “sok ve dehset” taktiginden bunker-buster tarzı silahlar kullanmaya ve aralıksız halı bombardımanı yapma gibi en tahripkâr taktiklere varıncaya kadar çesitli yöntemlerle Afganistan’ın dize getirecegi düsünülüyordu. Bu silahların gücü Afgan daglarını unufak etmeye yeterdi. Ne var ki Afganistan gibi ülkelerde özgürlügü korumaya yönelik insani “iradeyi” altetmek imkânsızdır. ABD’nin bilmedigi sey Afgan “Ruhu”nun aziz bildigi egemenliginden asla taviz vermeyecegidir. Güç onlar için kırmızı bir bezdir ve teslimiyet varolussal durumlarına ters düstügü için onlar savasmaya devam ederler. Bu uzlasmaz “savasçılar”, Afganistan’ı isgal ettikleri zaman Sovyet kuvvetlerine karsı kullanılabilecek stratejik sermaye idi. Fakat ABD “isgalci” olunca direnise de ironik bir sekilde kötü gözle bakmaya basladı. Sovyet isgalcilerine karsı ISI (Pakistan istihbarat örgütü) CIA ile elele çalısıyordu ama simdi ISI’nın ülkelerindeki Amerikan isgalini desteklemeyen tüm Afganlıların istisnasız bertaraf edilmesine alet oldugu ortaya çıkmıstır.
İster Iraklı isterse de Afgan olsun –aslında George Bush’un askeri hedefleri olan- teröristlere karsı counter-insurgency (COIN) (ayaklanmaya karsı koyma) operasyonları yürütüldü ve simdi de Obama'nın baskanlık seçimlerinin ikinci dönemini kazanmak için İran’ı hedef almayı düsündügüne inanmak için geçerli bir sebebimiz var. Dogrudan veya vekili İsrail aracılıgıyla dolaylı olarak İran’a saldırmak için güç toplayabilirse her iki durumda da korkunç sonuçlar ortaya çıkar. Bu durumda insan hüsnükuruntuya kapılabilir ama hüsnükuruntu bizi katı gerçeklerle net sekilde yüzlestiremez. ABD’nin o görkemli askeri yenilmezlik fikri, onları “terörist” diye lanse etmek için ne kadar çok propaganda yapılırsa yapılsın Afgan özgürlük savasçılarının elinde büyük bir sarsıntıya ugradı. Bu propagandalar semantik sahtekârlıktır. İsrail miti de aynı sekilde “insanların ve füzelerin” gücünü gösteren Hizbullah’ın elinde benzer bir akıbete ugradı. İsrail’in Hizbullah’a karsı yapacagı benzeri bir ters hareket aynı kaderi, belki de daha kötüsünü paylasacaktır.
ABD savas doktrini 3 P’yi öngörüyor: prosperity (refah), presence (varlık) ve partnership (ortaklık). (Edina Campbell, Eisenhower Moment: American strategic choice in Trans-atlantics Defence Relationship (Eisenhower Zamanı: Transatlantik Savunma İliskilerinde Amerika’nın stratejik tercihi), ASPJ Africa & Francophonie, s. 73-76)
Refah, ABD’nin hegemonya tutkularına karsı inatla duran herhangi bir ülke veya ülkeler grubuna askeri bir saldırı düzenleyebilmek için savunmaya istenilen yatırımı yapabilme gücüdür.
Varlık, ABD güçlerini denizasırı yerlerde kullanabilmek ve stratejik öneme sahip ülkelerde onları konuslandırmak için azgınca bir kapasiteye sahip olmayı öngürür. ABD’nin Afganistan’ı ve Irak’ı isgal etmeye sevk eden anlayıs, bu ülkelere İran, Çin ve Orta Asya Cumhuriyetleri gibi ülkeleri de ekleyip hem onların hem de Irak’ın petrol zenginligini kontrol altına almasını saglayabilir. Hem “yakın yurtdısında” Rusya’nın etkisini bertaraf etmek hem de enerji ihtiyaçlarını karsılamak için Çin’in yapacagı hamlelere karsı koymak amacıyla kaydadeger oranda bir ABD gücünün Azerbeycan ve Kırgızistan’da tutulması için girisimde bulunuluyor.
Ortaklık, ABD’nin savunma amaçları dogrultusunda diger ülkelerle isbirligi yapmasıdır. 1933 yılında büyük bunalım yüzünden çıkan ekonomik krizle basa çıkan Rosewelt gibi bir baskan gelmedigi için refah ciddi bir tehlike altında ve Obama akut bir durgunlugun kıskacında. Campbell göre, “Obama zor seçimlerle karsı karsı kalacak, I. Dünya Savası'ndan sonra İngiltere’nin karsı karsıya kaldıgı seçimler gibi. O zamanki İngiltere gibi günümüzde de Amerika Birlesik Devletleri kapsamlı küresel taahhütlere, yurtiçi gelir tabanında daralmaya, yabancı güçlere borçlanmaya ve mali üstünlük açısından kendisi gibi küresel taahhütleri olmayan rakiplere –Avrupa Birligi- sahip.” Obama’nın hem COIN (ayaklanmaya karsı koyma) hem de SSTR –İstikrar, Güvenlik, Geçis ve Yeniden Yapılanma- alanında Avrupa’nın büyük askeri rolüne dair hüsnükuruntusu gerçeklere uymuyor.
COIN bastan sona kusurlu bir stratejidir. Devlet terörizmine karsı direnis gayet bilinçli bir tepkidir. Ayaklanma özünde sömürge karsıtıdır ve boyun egmeye karsı kendini savunmayı öngörür. Zira “özgürlügü” savunmamak utanç verici bir alçaklıktır ve askeri açıdan acımasız ülkelerin köle devleti olmak demektir. ABD’nin Guantanamo, Ebu Garib ve kendi topraklarının dısındaki diger yerlerde sözde savas mahkûmlarına yaptıgı canavarlıklar igrenç ölçüde insanlıkdısı ve terbiye, edep ve ahlâktan yoksundur ve Nazilerin Yahudilere yaptıgı soykırımı (Auschwitz) ve Sovyetler’in idaresi altındaki “Gulag Takımadaları”nda yasanan insanlık suçlarını bile geride bırakmıstır.
Mathew Alexander bir makalesinde (Martyrdom Interrupted (Kesintiye Ugrayan Sehitlik), the National Internet Mart / Nisan 2010, s. 10-16), fanatikler veya asırı uçlar denilen kesimlerle mücadele etmekte en iyi seçenegin onları radikallikten uzaklastırma stratejisi oldugunu savunuyor. Medeni olmayan sorgulama yönteminden, iskenceden vazgeçip yumusak bir yaklasım sergilemek ve tutukluların duygusal, maddi ve manevi baglılıklarını Kur’an’ın radikal yanlıs yorumundan kurtarıp gerçekçi bir algıya dönüstürmek sorgucuların amacı olmalıdır. Onlar böylece Alexander’in yapısık ikizler diye tarif ettigi “ayaklanmayı karsı koymayı” kolaylastıranlara ve “sorguculara” dönüsürler. Amerikan askeri liderleri sorgulama yöntemlerinde devrim yapmalı ve o yöntemleri savas zamanı stratejine dâhil etmeliler. Esirlerine karsı yapılan vahset hem Irak hem de Afganistan’da adı kötüye çıkmıs bir uygulamaydı ve General Mcystal sonunda yeni yaklasıma meyletti.
Albay Karnavarian, 88 Ayrılık hareketine baglı Endonezyalı tutukluların kazanma yönünde yenilikçi bir yaklasıma öncülük etmistir. Bir düzineden daha az sayıdaki sorgucular, tutukluların altkültürü benimsiyorlar, onlarla birlikte dua ediyorlar ve kibar ve vakur dil kullanıyorlar. Tutukluların aile bireylerine para ödendi, böylece tutuklular ailelerinin geçimi konusunda endise duymadılar. Evli olanlar için ilave bazı haklar tanındı, kendilerine ayarlanan bir otelde bulusup esleriyle birlikte olmaları gibi Bekâr olanlara istedikleri kızla evlenme imkânı sunuldu ve akrabaları evlilik törenine davet edildi. Karnavarian yöntem tutuklular ile uyum kurmaya ve sonra etkilesim sırasında İslam'ın gerçek özünü günyüzüne çıkarmaya dayanıyordu. Bu sekilde, çok sayıda tutuklu gerçek İslam'a döndü ve masum sivilleri öldürmekten ve intihar saldırısından nefret eder oldu. Bu kisilerin önemli bir kısmı polis kuvvetlerinde görev aldı.
“Çirkin Amerikalı” adlı kitabında Albay Hillandale, Amerikalıların Filipinlilerin yerel kültürünü, cahil diplomatların ihanetine ugramıs olan Manila’daki direnisçileri benimsemeleri gerektigini savunuyor. Aynı hata Afganistan'da da islendi. Amerikalılar Psikolojik Operasyon tekniklerinde Takviye Operasyonu denilen seyi benimsemis olsaydı, yani kalkınma için altyapılar, okullar, hastaneler, sosyal hizmet binaları insa etmenin yanı sıra insanlar için is imkânları saglasalardı, Afganlıların zihinlerini ve kalplerini kazanırlardı. Vahsi bir zihniyetle hava saldırıları düzenleyip sivilleri öldürmek sadece “çirkin Amerika” imajını pekistirmeye yarar.
Bu makale Orhan Düz tarafından timeturk.com için tercüme edilmistir.
18.08.2010
Dr. S.M. Rahman*
*Dr. S.M Rahman, Mirza Aslam Beg tarafından Rawalpindi’de kurulan bir düsünce kurulusu olan FRIENDS’in genel sekreteridir. Pekçok makalenin yanı sıra çesitli kitaplar yazmıstır.
TİMETURK