
Terörle öfkelendik, depremle üzüldük. Öfkemiz ve acımız hala devam ediyor ama bizler, öfkemizi merhamet operasyonuna, dayanısma örnegine dönüstürmeyi bildik. Ancak bu sekilde öfkelerimizin üstesinden gelebilecegimize bir kez daha tanık olduk.
Ama etrafımızda fırtınalar kopuyor. Kendi dertlerimize odaklanırken bunları da bir sekilde takip edebiliyor olmalıyız. 'Arap Baharı'nın ilk ülkesi Tunus'ta seçim yapıldı ve İslamcılar zafer ilan etti. Birkaç yıl içinde “Sudan'dan Suriye'ye Müslüman Kardesler kusagı olusacak” tezi biraz daha netlesti.
Libya'da Kaddafi'nin hazin sonu ve “yeni Libya”ya iliskin yogun tartısmalar yasanıyor. Bir süre sonra Körfez bölgesinde Sii ayaklanması beklentisi hakim. Bu da, İran-S. Arabistan çatısmasını siddetlendirecek demektir. İngiltere'nin Avrupa Birligi'nden ayrılması tartısılırken, küresel ekonomik kriz özellikle Batı'da jeopolitik çözülmeleri artırıyor. AB'nin merkez ülkeleri arasında ciddi tartısmalar yasanıyor.
Ama bizim için en acil, yakın tehdit Suriye olacak. Düsük yogunluklu iç savas, korkulan anlamda mezhep üzerinden kanlı bir iç savasa dönüsür mü? Dönüsürse, İran'dan Lübnan'a kadar nasıl bir etki uyandırır? Bu genel istikrarsızlık döneminde PKK nasıl bir bölgesel 'kart'a dönüsür?
Öyle görünüyor ki, Suriye dügümünün çözülmesi, Suriye üzerindeki Büyük Oyun'un sıcak çatısma olarak ortaya çıkması bütün ülkeleri derinden sarsacak. Tabi en basta İran, S. Arabistan ve Türkiye'yi. Son günlerde, bu egilimin arttıgına yönelik isaretler var.
ABD'nin Suriye Büyükelçisi Sam'dan ayrıldı. Aynı sekilde Suriye de Büyükelçisi'ni geri çagırdı. Irak isgalinden sonra “ABD müdahalesi” beklenirken bes yıl aradan sonra Suriye'ye gönderilen Büyükelçi Robert Ford, Suriye muhalefetine tam ve açık destek veriyordu. Hama'ya gidiyor, beyanlarıyla Sam yönetimini çaresiz bırakıyordu. Gerilim zirvedeydi ama Büyükelçi'nin ülkeyi terketmesi gibi bir durum söz konusu degildi. Peki ne oldu da bu ani karar verildi?
Bu bir isaret mi? Suriye'ye yönelik “müdahale sinyali” mi? BM Güvenlik Konseyi'nde bir önceki karar tasarısı Rusya ve Çin'in tepkisiyle basarısız olurken ABD ve Avrupalı ülkeler bundan sonra nasıl bir politika izleyecek
Libya'ya yönelik NATO müdahalesi sonra erdi. Artık kaynak paylasımı ve yeni yönetimin insası zamanı… Kaddafi'nin öldürülmesinden sonra “özel hesaplar” dısında Libya dosyası kapatılmıs olacak.
Libya'dan sonra gözlerin Suriye'ye çevrilecegi, Suriye cephesinin açılacagı, bu ülkeye de Libya benzeri bir müdahale yapılacagı zaten düsünülüyordu. Ancak Kaddafi yalnızdı. Hem kendi halkı tarafından hem bölge ülkeleri tarafından hem de Batı tarafından yapayalnız bırakılmıstı. Güvenlik Konseyi'nde alınan Libya kararında Rusya ve Çin adeta aldatılmıstı.
Suriye ise öyle degil. Esad yönetiminin etrafında bir tür ideolojik örgüt mantıgı ile kenetlenmis, istihbarat ve askeri yapılanma var. Bu yapı, Suriye halkının belli bir bölümü tarafından kayıtsız sartsız destekleniyor. Suriye'ye Libya modelini uygularken aynı sonuçların alınamayacagı düsünülmeli. Benzer bir müdahale oldugunda, iç savasın kaçınılmaz olacagı, mezhep eksenli bir direnis gelisecegi, bu direnisin ise İran ve Hizbullah gibi örgütler tarafından sartsız desteklenecegi bilinmeli.
Yine de Büyükelçi'nin Suriye'yi terkedisi hiç de öyle sıradan bir olay degil. Önümüzdeki günlerde hareketli günlerin baslayacagını, iç çatısma hatta müdahale senaryolarının hızla gündeme getirilecegini beklemeliyiz. Peki sonrasında ne olacak?
İran dogrudan Suriye'ye müdahil olacak. Hizbullah müdahil olacak. Körfez ülkelerindeki Siiler ve Irak'taki Sii yönetim hiç de yerinde durmayacak. Bu çerçevede Türkiye-İran iliskileri alabildigine gerilecek. PKK saldırıları tırmanacak. Ankara ile Tahran arasında teröre karsı ortak mücadele azminin yenilenmesi Suriye meselesine nasıl yansır bilemiyoruz ama PKK'nın son saldırılarının Suriye'deki gelismelerden bagımsız olmadıgını artık hepimiz biliyoruz.
Tam da bu dönemde, Türkiye'nin terör operasyonu, zamanla kapsamını genisletip baska bir hal alır mı? Bekleyip görecegiz. Ancak PKK saldırıları, terör operasyonları Suriye'ye yönelik müdahale senaryolarından hiç de bagımsız degil. Depremin yaralarını sarmayı tamamlamadan yeni ve bu sefer Suriye sınırlarını bile asan bir bunalımla yüzlesecek gibiyiz.
Büyükelçi'nin gitmesi Suriye mesaisinin basladıgı anlamına geliyor… Suriye için dügmeye bastılar…
26.10.2011
İbrahim Karagül / Yeni Safak