Dünya İnsani Zirvesi’nin Ana Fikri: Aslolan İnsani Yardımı Gerekli Kılan Etmenleri Ortadan Kaldırmaktır!

Dünya İnsani Zirvesi’nin Ana Fikri: Aslolan İnsani Yardımı Gerekli Kılan Etmenleri Ortadan Kaldırmaktır!

23-24 Mayıs 2016 tarihlerinde, dünyada ilk kez gerçekleştirilen ve Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı Dünya İnsani Zirvesi tamamlandı. UHİM delegasyonunun da iştirak ettiği zirvede, insani yardıma muhtaç coğrafyalardaki mevcut sorunlar masaya yatırıldı ve çözüm önerileri tartışıldı. İnsani yardım alanında yapılan çalışmalara dair fikir alış verişinde bulunuldu.
Biz UHİM olarak “insani yardım” kampanyalarının bir “yara sarma” vazifesi görse de, insanları ve coğrafyaları yardıma muhtaç hale getiren sebepleri ortadan kaldırmaya yetmediği gerçeğini, Dünya İnsani Zirvesi vesilesiyle bir kez daha yineliyoruz. Yardıma muhtaç coğrafyaları yeniden ayağa kaldırmanın insani bir erdem olmakla birlikte, aslolanın bu coğrafyaları kaosa sürükleyen etkenleri ortadan kaldırmak olduğu bu zirvede bir kez daha kanıtlanmıştır. Ayrıca küresel sistemin çıkarlarının insani yardımın başlıca gerekçesi olduğu da güçlü bir şekilde vurgulanmıştır.
Zirvede ayrıca şu hususlar öne çıkmıştır:

– İnsani yardımlar BM veto yetkisi ve ambargo uygulamalarının dışında tutulmalıdır.
– İnsani yardım çalışmaları küresel güçlerin yönlendirmelerinden bağımsız olarak sürdürülmelidir.
– Sorunlu bölgelerde öncelikli olarak siyasi çözüm mekanizmaları işletilmeli, insani yardımı gerekli kılacak durumların oluşmasını engellemek hedeflenmelidir.
– İnsani yardım alanında yapılan çalışmalarda koordinasyon süreçleri güçlendirilmelidir.
– Bu alanda yapılacak çalışmalarda, insani yardım kuruluşlarının yanı sıra, önleyici çalışmalar yapan, ihlal alanlarında deşifre edici çalışmalar yapan düşünce kuruluşları da yer almalıdır

Dünyada yıllık insani yardım ihtiyacının 15 yıl içinde 12 kat artarak 245 milyar dolara ulaştığı bizzat Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon tarafından dile getirilmiş ve, “Maalesef krizler devam edecek gibi görünüyor” denilmiştir. Bu rakamlar, sorunun insani yardımlarla çözümünün mümkün olmadığını ortaya koymaktadır.
BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon konuşmasında BM bütçesinin doğal afet vb. krizlere ayrılması gerekirken, bugün mevcut şartlar sebebiyle bütçenin insani krizlere ayrılmak durumunda kalındığını belirtmiştir. Bu durumun, son yıllarda küresel aktörlerin dolaylı ya da dolaysız işgal ve operasyonlarının bir sonucu olduğu görülmektedir.
Yine BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon tarafından ifade edildiği üzere, devletlerden talep edilen yardım miktarları, küresel askeri harcamaların %1’i bile değildir. Bu durum 11 Eylül sonrasında tırmanışa geçen silahlanma politikalarının ulaştığı tehlikeli boyutu gözler önüne sermekte, sorunların giderilmesi için aslolanın işgal, içsavaş ve çatışma bölgelerinde yaşanan kaosun ortadan kalkması için önleyici çalışma yapmak olduğunu teyit etmektedir.