
Büyük Okyanus’ta Gergin Bekleyis
Bölgenin en büyük ülkeleri arasında askeri rekabet giderek hız kazanıyor. Çin dısisleri bakanlıgı temsilcisi, Washington yetkilileri ile Kanberra arasındaki askeri anlasmayı soguk savas normlarının geri dönüsü olarak tanımladı. ABD ile Avustralya arasında yapılan anlasmaya göre Avustralya'nın kuzeyindeki Darvin sehrindeki askeri üsse 2 bin 500 ABD deniz piyadesi yerlestirilecek. Bu konu hakkında nihai anlasma ABD Baskanı Obama'nın Kasım ayında yapılan bölge ziyareti sırasında imzalandı. Ayrıca Obama'nın bölge ziyareti sırasında Amerika savas gemilerinin Singapur'da konuslandırılması konusunda da anlasma saglandı.
Avustralya ile yapılan anlasma ABD'nin müttefiklik görevi sembolik bir garantörlük olarak görülebilir. Ancak ABD askeri deniz kuvvetlerinin Malaka Körfezi'nde konuslandırılması çok büyük askeri öneme sahip. Konuslandırılmanın tamamlanmasından sonra Ortadogu petrolünün Dogu Asya'ya tasınma bölgesi ve sanayi mallarının geçisi kontrol altında tutulmus olacak.
Amerika askeri güçlerinin sayısı Büyük Okyanus'un batısında gözle görülür bir sekilde artıyor. Japonya'da 80 bin, Güney Kore'de ise 28 bin Amerikan askeri bulunuyor. Obama'nın bölge ziyaretinden kısa bir süre önce bölgeyi ziyaret eden ABD Savunma Bakanı Leon Panetta askerlerin sayısının azalmayacagına dair söz verdi. Bölge liderleri ile görüsmesi sırasında Panetta ülkesinin askeri bütçesinin kısıtlanması durumunda da bunun söz konusu olmayacagını ifade etti.
Washington yetkilileri açık bir sekilde bölgeden çekilmeyi düsünmedigini göstermis oldu. ABD'ye müttefik olan ülkelerin temel hedefi Çin karsıtı saglam bir ittifak olusturmak… İddiaya göre Çin büyük bir hızla askeri gücünü artırıyor ve bölge ülkeleri ile sınır tartısması baslatabilir. Nitekim Çin askeri harcamalarını büyük bir hızla arttırıyor, askeri sanayisi gelisiyor. Özellikle de besinci nesil savas uçaklarını imha edebilme yetenegine sahip balistik füzelerin imal edilmesi ve Çin savas uçaklarının teknik özelligini gelistirmesi endise ile karsılanıyor. Son bir hafta içerisinde Pekin yetkilileri savas uçaklarının deneme uçuslarının yapıldıgını duyurdu.
Kısa bir süre öncesine kadar Washington yönetimi SSCB ile soguk savas döneminde yürütülen politikanın tekrarlanmayacagını vurgulamaktaydı. Yani Çin'in gelisimini engellemeyi düsünmedigi iddia ediliyordu. Özellikle de Baskan Yardımcısı Robert Zoellick – su anda Dünya Bankası baskanlıgını yapıyor- ülkelerin yakın ticari-ekonomik ve diger iliskiler içerisinde oldugu küresellesme döneminde soguk savas politikasının devam ettirilmesinin imkansız oldugunu ifade etmisti.
Gerçekten de Çin ile ABD arasındaki ekonomik iliskiler zamanla daha fazla yakınlık arz ediyor. Su anki iliskiler karsılıklı bagımlılık düzeyi olarak tanımlanabilir. Bununla beraber ABD'nin Çin'in askeri gelisimini engelleme politikası da devam ediyor. Çıkarların kesistigi bölgeler ise temelde Dogu ve Güneydogu Asya bölgesi.
Asya ve Büyük Okyanus bölgesinde yasanan gelismeler beraberinde rekabeti de getirmis oldu. Ticari-ekonomik rekabet, enerji kaynaklarının paylastırılması konusu örnek olarak görülebilir. Ekonomik rekabetin artması her ne kadar ekonomik gelismenin dogal bir sonucu olarak görülebilse de askeri rekabet olumsuz sonuçlar dogurabilir. Yani bölgesel çatısmaların yasanmasına neden olabilir. Asya ve Büyük Okyanus bölgesinde- örnegin Avrupa'nın Helsinki sürecine benzer bir olusum- gerilimi önleyebilecek mekanizma bulunmuyor. Önümüzdeki dönemde de bu türlü bir meksanizmanın olusturulması beklenmiyor. Ancak su ana kadar mevcut uluslararası teskilatların benzer bir olusum içerisinde degerlendirilmesi söz konusu olabilir. Kanaatimizce bu tür bir statü Asya Büyük Okyanus İs Birligi (ATES) tarafından uygulanabilir. Teskilatın üye sayısının yeterli olması ve uluslararası güce sahip olması öneminin üzerinde durulmalı. 2012 yılında ATES toplantısının Vladivostok'ta yapılması öngörülüyor. Rusya'nın ev sahipligini yapacagı toplantı sırasında Kremlin sarayının bölgesel askeri rekabati azaltmak için çabalarda bulunması bekleniyor. Bu tür tekliflerin hazırlanması için önümüzde yeterince zaman var.
05.12.2011
Konstantin Remçukov
Nezavisimaya Gazeta'dan Dünya Bülteni için İbrahim Ali tarafından tercüme edilmistir.