Bir Karikatür Dergisi

Bir Karikatür Dergisi

Bir Karikatür Dergisi

Arap Baharı”nın en yumusak geçisle sekillendigi yerin Tunus oldugu biliniyor. Çok fazla arbede yasanmadan ve kan dökülmeden halk hareketine direnemeyen Bin Ali’nin ardına bakmadan kaçması, Tunusluların basarısı olarak kaydedildi. Bununla birlikte, bu sürecin analizi sırasında bazı mantık hataları da yapıldı. Basta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinden gelen yorumlar, Bin Ali gibi bir otoriteyi yıkmayı basaran halkın, demokratik sistem için çaba gösterecegi bir öngörü olarak kabul edildi. Ardından, bu demokratiklesme çabasının yönü de tahmin edildi.
Tahmin edilen yön, bunca yıl Fransa etkisinde kalan, Fransız turistlerin en fazla tercih ettigi ülke olan ve Müslümanların arka planda bırakılmasında basarılı olmus Tunus’ta İslami referansı fazla olmayan bir yönetimin iktidara gelecegi idi. Hatta belki “beyaz Tunusluların” yeniden kuracagı bir tatil köyü kıvamını hayal edenler bile olmustur. Belki tam da bu nedenle En Nahda’nın yeni siyasi aktör haline gelmesi çok beklenmedik bir gelisme gibi görülmüstür.
Dısa vurum
En Nahda’nın kimligi, Fransa basta olmak üzere Avrupa basınında İslamcı olarak tanımlanıyor. Bu ifade, En Nahda’nın herhangi bir Hıristiyan demokrat parti gibi degerlendirilemeyecegini ifade ederken aynı zamanda Seriat düzeni çagrısımı yapıyor. Tunusluların “batı tipi” demokrasi söz konusu oldugunda tercihleri makbul bulunurken bu kalıpların dısında bir tercih yapmıs olmaları anti-demokratik imalar tasıyor. Dolayısıyla Tunusluların degil, Tunus’un gelecegi ele alınmaya baslıyor ve bu noktada da En Nahda’nın ne kadar İslamcı ne kadar ılımlı İslamcı oldugu arasında bir tartısma yapılıyor.
Bu tartısmanın kendi basına ne kadar anlamlı oldugu ayrı bir konu. Ancak anlasılan o ki Fransa’da bazı kesimler ılımlı İslam konusunu bile çoktan geçmis ve Tunus’un otoriter İslami bir rejime kurban gittigine kanaat getirmis. Bu gelismeyi alaya alan bir tutum sergileyen mizah dergisi Charlie Hebdo, büyük olasılıkla tam da bu zihni arka planının dısa vurumunu sagladı. Bir yandan Müslümanlar incitildi, öte yandan İslami referansı olan hareketlerin ne tür yönetimler olusturmaya gebe olduklarını hatırlattı. Dergi, ifade özgürlügü kapsamında kendisini konumlandırmakta; bu arada bilinçli bir ayrımcılık yaptıgını da muhtemelen farkında. Ancak bundan daha vahim olanı, sosyal medyada verilen tepkiler. Paylasılan sitelerde, Çarsamba günü Seriat Hebdo adıyla çıkan ve editörünün Hz Muhammed oldugu söylenen derginin metrolarda, kalabalık yerlerde göstere göstere okunması tesviye ediliyor.
Provokasyon
Avrupa’nın neden krizde oldugunu anlamak zor degil. Ancak, madalyonun bir de öteki yüzü var. Seriat Hebdo yayınlanmadan bir gece önce binası bombalandı, sitesi çökertildi ve çökertenler siteye Kâbe resmi koyarak kimin eylem yaptıgı konusunda adres de verdi.
Bu adres, gerçekten eylemi yapanlar tarafından mı bildirildi, yoksa Müslümanların saldırgan ve tahammülsüz oldugu kanısını güçlendirmek için çaba sarf edenlerin isi mi orası süpheli. Zira olay tüm yönleriyle provokatif ve sanki Tunus’un ötesinde Fransa’da yasayan Müslümanları hedef alıyor gibi gözüküyor. Cumhurbaskanlıgı seçimleri yaklasırken oldukça manidar bir durum. Bir yandan Tunus gibi yerlerde asla “makbul” rejimler kurulamayacagı, öte yandan Fransa’daki Müslüman nüfusun oranına dikkat çekilerek “tehlike” ima ediliyor, ayrıca Müslümanların siddet egilimli oldukları kanısı da güçlendiriliyor. Kim bilir belki Müslümanlar da bu tuzaga düsmüs olabilirler.
Herkese iyi bayramlar.

04.11.2011
Beril Dedeoglu / Star