
Basörtülü Vekili Kim İstemiyor?
Simdi degilse ne zaman, sözünü her zaman önemsemisimdir.
Basörtüsü tartısmasının asıl muhatabının CHP oldugunu düsünüyorum, çünkü artık yenilendigini ilan eden bu partinin bu ülkeye bir borcu var.
Simdi degilse ne zaman, sözünü her zaman önemsemisimdir.
Hatta simdilerde bu sözün tamamını söylemek daha da yerinde ve anlamlı.
“Ben degilsem kim? Simdi degilse ne zaman?”
Bu ülke geç kalınmıslıklar ülkesi; ayıpları, kusurları, günahları fazlaca bir ülke.
Geçmis sicili zifir siyahına dönüsmüs, temizle temizle bitmiyor. Vatandaslarına sundugu CV’sindeki günahlarından öncelikli olarak hangisini temizleyecek, hangisini temize çekecek…
Teker teker tüm vatandaslarının kapısını çalıp özür mü dileyecek, gönlünü mü alacak, bassaglıgına mı gidecek, “bir daha bu ülkede bu ayıplar, günahlar islenmeyecek” diyerek “güven” mi isteyecek?
Dolayısıyla “simdi degilse ne zaman” sözünü bu devlet, vatandaslarından sıkça duyacak.
Bugünlerde de, 1934 yılından bu yana “cumhuriyet”in kadınlara “bahsetmis” oldugu “seçme ve seçilme” hakkından “seçilme” kısmını hiç kullanamayan “ötekilestirilmis kadınlar”ın sesini daha yüksek duyacagız.
(Hos söyle söyle dilimizde tüy bitti ve nihayetinde söylem yorgunluguna düstük.)
Seçim sürecine girdigimiz su günlerde Bulusan Kadınlar Platformu hayli iddialı, kıskırtıcı ve tehditvari bir sloganla çıktı ortaya: “Basörtülü aday yoksa oy da yok!”
Kavga mı çıkartır bu söz, çıkartsın.
Seçim sürecini kilitler mi? Kilitlesin.
Anarsist bir eyleme dönüsebilir mi? Keske dönüsse.
Son tahlilde, basörtülü kadınlar bu ülkenin “gerçekleri” filan degiller. Bu ülkenin tam da kendisidirler.
Dolayısıyla sonuna kadar desteklenecek bir çıkıstır ve hatta geç bile kalınmıstır.
Ancak!
Görünen o ki, ya kursunun hedefledigi adres yanlıs ya da birileri hedefi saptıracaklar.
Ve yine bütün bu söylemler yerini bulmayacak.
Basörtülü kadın adaylar adaylık müracaatlarını nereden koydular, AK Parti’den.
Peki bildiriyi hazırlayan arkadaslar, bütün siyasi partileri hedef alıyoruz deseler de üzerine alınacak hangi parti var, AK Parti.
Gandi Kemal “aile sigortası”, “bedelli askerlik” meselesine takmıs kafayı, dokunma yanarsın politikası güttügünden memleket meselelerine söyle bir bakınıp geçiyor.
MHP zaten önceden “aç kapa” oynayan bir örnekle isi berbat ettigi için, güven vermiyor.
HAS Parti’nin Meclis’e girip giremeyecegi belli bile degil, gerçekten girecek olsalar basörtülü aday gösteriyoruz diyerek cesur davranırlar mı bilmiyorum.
Bir tek geriye BDP kalıyor ki, onlar daha bu konulara hiç gelebilmis degiller.
AK Parti tek basına basörtüsü sorunun muhatabı degildir. Zaman zaman itirazlarım olsa da, gerek Basbakan Erdogan’ın gerekse Emine Erdogan’ın bu konudaki samimiyetlerinden zerre kadar süphem yok.
Türkiye eski defterini kapatıp, yeni Türkiye’ye adım atıyorsa, 28 Subat sürecinin defterini dürecekse, dün Meclis’te haddi bildirilen basörtülü kadın, artık oraya girmeli.
Ancak, “oy yok” tehdidini sadece AK Parti üzerine alınacaksa, önümüzdeki günlerde sadece bu mesele yine AK Parti üzerinden tartısılacaksa, “basörtülü aday olsun” diye sadece müracaatlar AK Parti’ye yapılıyorsa, yine yanlıs zeminde seyredecek bu tartısmada ben yokum.
Çünkü ben, basörtüsü tartısmasının asıl muhatabının CHP oldugunu düsünüyorum, çünkü artık yenilendigini ilan eden bu partinin bu ülkeye bir borcu var.
Anayasa kapılarında kim engel çıkarttıysa bu ayıbı da onlar temizlemeli, diyorum.
Cumhuriyet hepimizin diyecekler ve basörtülü milletvekillerini de aralarına alacaklar.
Çünkü, Türkiye’nin demokrasi rayına oturması için asıl CHP’nin sosyal demokrat parti çizgisine gelmesi gerekiyor.
Yoksa, “oy yok” diyen arkadasların vermeyecekleri oyların kime fayda saglayacagını da, bunun nasıl kötü bir tezgaha dönüsebilecegini de sonuna kadar tartısırım.
24.03.2011
Elif Çakır-Star