Abd Ve İran Karşılaşacak Mı?

Abd Ve İran Karşılaşacak Mı?

Süveys'ten geçen ABD savas filosu İran yardım gemileriyle karsılasma ihtimali sorgulanıyor.

Donanma demir aldı. ABD donanması, bir uçak gemisi ve yaklasık bir düzine savas gemisini Süveys Kanalı’ndan Kızıldeniz’e gönderdi. İngilizce yayınlanan Kuds el Arabi’nin haberine göre gemilerde deniz piyadeleri, zırhlı araçlar ve mühimmat var.
 
Bu haber İsrail’de dikkatleri celbetti; filonun Kanal’dan geçisini gören sahitlere göre ABD filosunda en az bir İsrail savas gemisinin bulunmasından dolayı olsa gerek, İsrail’de yayınlanan önemli iki gazete bu haberi mansetten verdi. İran’dan yayın yapan Press TV, İran Savunma Bakanlıgı’nın Amerikan savas gemilerinin hareketini teyit ettigini ileri sürdü. Ancak ne ABD ne de İsrail hükümetleri filonun istikâmeti veya amacı hakkında hiçbir açıklama yapmadı. Bu yüzden de kafa yormak zorundayız.
 
Gıda, ilaç ve giyim esyaları tasıyan İran Kızılay’ına ait iki İran yardım gemisinin Gazze’ye dogru seyrettigi bir zamanda sadece tesadüften ibaret olabilir mi bu? Ve İran, ilk yardım filosundan sonra daha fazlasını göndermeyi vaat etmisken?
 
İran yardım filosunun yola çıkacagı ilk duyuruldugunda, ABD Dısisleri Bakanlıgı sözcüsü Philip Crowley söyle demisti: İran’ın Gazze’ye iliskin hayırlı bir niyet tasıdıgını sanmıyorum.” Amerikan hükümeti bu açıklamadan sonra sessizligini korudu.
 
Newsweek.com’dan Mark Hosenball, konustugu Amerikalı ve Avrupalı yetkilileri İran’ın Gazze ablukasına meydan okuması karsısında sasırtıcı derecede rahat buldugunu kaydediyor. “Tahran, bir süreligine söylem ve tehditlerine geri dönmüs görünüyor” diyen yetkililer, donanmanın İran Silahlı Kuvvetleri’nin en zayıf ordusu oldugunu söylemisler.
 
Fakat Amerikalı yetkililer bu derece rahatsa, aralarında uçak gemisinin de bulundugu bir savas filosunun Kızıldeniz’e hatta daha da ileri, İsrail nükleer denizaltılarının da gittigi Basra Körfezine göndererek bir servet harcamanın âlemi ne? (evet, mâliyeti bir servettir).
 
Kanalı kontrol eden Mısır’ın bu oyunda merkezi bir rolü var. Mısır’da iç muhalefete ragmen, Amerikan filosu geçerken trafigi kapatan ve güvenligi saglayanlar Mısır askerleriydi. Mısırlıların İran yardım gemilerine nasıl yaklasacakları belli degil. Yardım gemileri Süveys Kanalı’ndan geçip Mısır karasularına yakından seyrederek İsrail’in kendi karasuları oldugunu iddia ettigi Gazze sahillerine ulasmayı planlıyor.
 
İsrail radyosu, İsrail’in Mısır’dan İran gemilerine geçisi yasaklamasını istedigi ama Mısır’ın uluslararası hukuka göre Kanal’ın tüm gemilerin geçisine açık olması gerektigi gerekçesiyle İsrail’in bu talebini reddettigi haberini verdi. Ancak Mısırlılar, teknik ayrıntılarla İranlıların geçisini bir hayli geciktirebilecektir.
 
İranlı yetkililer, yardım gemilerine donanma kuvvetlerinin eslik edecegi haberini reddetmislerdi. “Fakat İran gemileri Akdeniz’e ulasırsa, neler olacagını kimse kestiremez” diyor Hosenball. Ancak Gazze’ye yaklasan İran yardım gemilerinin hem Netanyahu hükümeti hem de Obama yönetimi için büyük bir kriz olacagından emin olabiliriz. Amerikan yönetimi, göstermelik ve sembolik deger olarak bir İsrail gemisinin de bulundugu filonun bu krizin yolunu kesecegini ümit ediyor muhtemelen.
 
Aslında, sıcak karsılasma tehdidi gerçekse de, tüm drama, büyük ölçüde sembolizm kaygıları üzerinden yürümektedir. Hosenball’ın konustugu Avrupalı bir yetkili, Türkiye ve Brezilya’nın İran’la takas anlasması için sarfettikleri çabanın ardından Kahire’nin nüfuzunu yeniden ileri sürmek için Mısırlıların İran gemilerinin geçisini geciktirmeyi tercih edebilecegini söylüyor. Bir de İran hükümetinin bu gemileri göndermesinin ardında, bunu yükselen Türkiye karsısında bölgedeki nüfuzunu yeniden ileri sürmenin bir yolu olarak görmesi yatıyor diyen görüs var.
 
ABD’nin donanma gücü gösterisi, sembolik deger tasıyor gibi. Teddy Roosevelt’in dünyayı dolasmak üzere gönderdigi Büyük Beyaz Filo’dan bu yana, Amerika sözde rakiplerine gözdagı vermek için bu tür güç gösterileri yapıyor. İran liderlerine verilen isaret su götürmez sekilde açık. Eger İsrail savas gemisinin  mevcudiyeti de kesinse, sembolik mesajın derinligi de artacaktır.
 
Ayrıca, Netanyahu hükümetine verdigi mesaj da su: ABD, Filistin’le ilgili olarak her ne taviz isterse istesin, söz konusu olan İran oldugunda, ABD-İsrail askeri ittifakı saglamdır. Washington nezdinde altta yatan mesaj su olabilir: Netanyahu, İran’a karsı tektaraflı bir askeri eylemi düsünmeye bile ihtiyaç yok.
 
Siyaseti kültür ve psikolojinin sahasına tasıyan bu sembolizm meseleleri, olayların gerçekçi analizine ve realpoitik’e sıkı sıkıya yapısan gazeteciler ve uzmanlara nazaran politikacılar için daha önemlidir. Eger ABD’deki kitle medyası, Kızıldeniz’e yol alan filo hikayesine al atarsa, ABD çıkarlarını tehdit eden bir güce karsı anlasılır bir stratejik hamle olarak haberlestirecektir. İsrail’de ise İsrail’in varlıgını tehdit eden bir ulusa karsı selamlanacak bir direnis olarak görülecektir.
 
İyi de İranlılar kimseye karsı somut bir saldırganlık içine girmemisken, Amerikalılar ve İsrailliler böylesi korkutucu hikayelere niçin inanmak zorundalar? Bu kilit soru nâdiren inceleniyor veya hatta nâdiren soruluyor.
 
Dolayısıyla istian Science Monitor’un Tel Aviv muhabiri Scott Peterson’ın kaleme aldıgı “İsrail, İranofobi acısı mı çekiyor?” baslıklı yazıyı görmek, hos bir sürpriz. ABD filosunun Süveys Kanalı’ndan geçtigi haberleri geldigi sırada yayınlanmıs olması muhtemelen bir tesadüf ama çarpıcı bir tesadüftür.
 
Peterson,  “Iranophobia: The Logic of an Israeli Obsession” yazarı İsrailli Haggai Ram’ın “katıksız irrasyonel ve asırı sekilde orantısız” dedigi İsrail korkusu hakkında yazdı sadece. Ram, “bunun hakkında İsrail’de elestirel bir tartısma yapılmıs degil” diye de ilave ediyor. İran hakkındaki bu korkuyu sorgulayan herkes “kendi kendine zarar veren, kendinden nefret eden tuhaf Yahudi ve besinci kol olarak görülüyor.”
 
İsrail’in sahin Savunma Bakanı Ehud Barak sadece iki ay önce “İran, İsrail’e karsı varolussal tehdit degildir” demesine ragmen böyle. Ancak Barak, gelecekte nükleer silahlı bir İran’ın böylesi bir tehdit teskil edecegi ilavesini yapmıstı.
 
Fakat Peterson’ın makalesine göre, İsrailli analistler İranofobi’yi gelecek tahminlerde degil de geçmisin hâtıralarında görmektedirler. Reuven Pedatzur’ın belirttigine göre İsrail’deki baskın zihniyet su:  “Baska çaremiz yok, bizi yok etmek istiyorlar.” “Holokost üzerine bina edilmis, herkesin Yahudileri yok etmek istedigini varsayan kültürel bir meseledir bu” diyor Pedatzur. Netanyahu’nun iktidarda tutunmak için ardı arkası kesilmeden kullandıgı ve anlasılan ise de yarayan bir hikaye.
 
İsrail’de sır degil. “İsrailli analistler, Filistinlilere karsı zulmün ve kisi bası milli gelire göre Ortadogu’daki en büyük savunma bütçesinin devamını haklı kılmak için Yahudi devletinin bir dıs ‘düsmana’ nasıl ihtiyaç duydugunu sıksık ifade ederler” diyor Peterson.
 
İsrail’e, gerçekçi güvenlik ihtiyaçlarının degil kültürel-politik anlatıların yön verdigi fikri, Amerikan medyasında fısıltı kâbilinden olsun yer bulmaz. Peterson’ın kaleme aldıgına benzer veya Henry Siegman’ın New York Times’da yayınlanan ve İsrail korkularının patalojik oldugunu telkin eden op-ed makalesine benzer yazılar tek tük görülür. Ama hiç degilse ispât-ı vücûd ettiler!
 
Amerika’nın nükleer silahlı İran korkusunun “İranofobik” ve patolojik oldugunu, sembolik kültürel anlatıların ve düsman “ihtiyacının” yumurtladıgını, gerçekligin gerçekçi bir sekilde degerlendirilmesinden kaynaklanmadıgını telkin eden esdeger makaleleri Amerikan medyasında nerede bulacagız? Amerika’nın İran hakkında patolojisini analiz eden sesler alternatif medya da bile o kadar az ki. Merkez medyada ise hiç göremiyorum.
 
Dünyanın en büyük askeri gücü (hem de fersah fersah) kusatma altında çaresizlik içindeki sivillere gıda, ilaç ve giyim esyası tasıyan iki yük gemisinin yolunu kesmek için bir uçak gemisi ve neredeyse bir düzine savas gemisi gönderiyorsa, bir seyler ciddi sekilde ârızalı demektir.
 
İran karsıtı politikalar, yeteri kadar çok sayıda Amerikalı bunun patolojik oldugunu kabul edene dek sürüp gidecek. Eger Amerikan medyası bu patolojiyi İsrail’de görmemize yardım ederse, aynı patolojiyi kendimizde de görmeye baslayabiliriz. İste o zaman, ABD-İsrail arasındaki “özel iliskilerin” ortak bir tehlike, korku ve magduriyet anlatısı üzerinden nasıl beslendigini de görebilecegiz.
 
Kızıldeniz’e yönelen ABD donanma filosu, bu ortak anlatıyı dısa vuran sembolik bir dramadır. Tehlike su ki, sembolik dramalar genelde gerçek kan akıtmakla son bulur.
 
Özgün baslık: Süveys’ten geçen ABD savas filosu İran yardım gemileriyle mi karsılasacak?

 Yazar Hakkında: Colorada Üniversitesi Dini Çalısmalar Profesörü
 
22 Haziran 2010
 
Ira Chernus

Kaynak : Dünya Bülteni