
Cumartesi, 24 Nisan 2010 11:23
I.Dünya savasında Ruslara karsı açılan Kafkas cephesinde yasanılan basarısızlıgın neticesinde, Dogu Anadolu toprakları Rus isgaline girmeye baslamıstı. Rusların doguda ilerleyisi sırasında, bölgedeki Ermeni komitelerinin Rus askeri birliklerine yardımlarda bulunmaları ve yasadıkları bölgelerde isyan çıkartmaları üzerine İttihat ve Terakki hükümeti, İstanbul’da bulunan Ermeni Patrigi ve Ermeni milletvekillerine uyarılarda bulunarak bu durumu engellemelerini aksi takdirde sert önlemlerin alınmasının kaçınılmaz oldugunu ifade etti. Ancak Ermeni çetelerinin Müslüman köylere yaptıkları tecavüzler ve isyan hazırlıklarını hızlı bir sekilde devam ettirmeleri gerginligi daha da arttırınca, 24 Nisan 1915 tarihinde Ermeni komiteleri kapatılmıs ve 2345 Ermeni birkaç gün içinde tutuklandı.
Kısa bir süre sonra Van sehrinin Ermeni çetelerinin faaliyetleri sonucu Rusların eline geçmesi üzerine Sadrazam Talat Pasa 23 Mayıs 1915’te, 4. Ordu Komutanlıgına bir sifre göndererek, “Erzurum, Van ve Bitlis vilâyetlerinden çıkarılan Ermenilerin, Musul vilâyetinin Güney kısmı, Zor sancagı ve Merkez hariç olmak üzere Urfa sancagına; Adana, Halep, Maras civarından çıkarılan Ermenilerinse Suriye vilâyetinin Dogu kısmı ile Halep vilâyetinin Dogu ve Güneydogusu'na sevk ve iskân edilmelerini” istemistir. Sevk islemlerini takip etmek üzere Adana, Halep ve Maras bölgesine mülkiye müfettisleri tayin edilmistir.
Sadrazamlık tarafından 30 Mayıs 1915’te İçisleri, Harbiye ve Maliye Nezâretlerine gönderilen bir yazıda, göçün nasıl uygulanacagı ayrıntılı sekilde anlatılmıs ve söyle denilmistir:
“Göç ettirilenler, kendilerine tahsis edilen bölgelere can ve mal emniyetleri saglanarak rahat bir sekilde nakledileceklerdir;
Yeni evlerine yerlesene kadar iaseleri Göçmen Ödenegi’nden karsılanacaktır;
Eski malî durumlarına uygun olarak kendilerine emlâk ve arazî verilecektir;
Muhtaç olanlar için hükümet tarafından konut insa edilecek; çiftçi ve ziraat erbabına tohumluk, alet ve edevat temin edilecektir;
Geride bıraktıkları tasınır malları, kendilerine ulastırılacak; tasınmaz malları tespit edilecek ve kıymetleri belirlendikten sonra, paraları kendilerine ödenecektir;
Göçmenlerin ihtisasları dısında kalan zeytinlik, dutluk, bag ve portakallıklarla, dükkân, han, fabrika ve depo gibi gelir getiren yerleri açık arttırma ile satılacak veya kiraya verilecek ve bedelleri sahiplerine ödenmek üzere mal sandıklarınca emanete kaydedilecektir;
Bütün bu konular özel komisyonlarca yürütülecek ve bu hususta ayrıntılı bir tâlimatnâme hazırlanacaktır.”
Bu seklide belirlenen göç kanunu dönemin Resmi gazetesi Takvim-i Vekayi gazetesinde 1 Haziran 1915’te yayınlanarak yürürlüge girmistir.
Yapılan tehcir sırasında hükümetin dikkat ettigi noktalardan biri özellikle yalnız kadınların ve çocukların göç ettirilmemesidir. Çocukların Ermeni Patrikhanesi, kiliseleri veya göç ettirilmeyen Ermeni Cemaati mensubu kisilerin yanına verilmesi bunun gerçeklememesi halinde ise kadınların ve çocukların belirlenen yurtlarda barındırılması ve her türlü ihtiyaçlarının devlet tarafından karsılanması yönünde karar alınmıstır. Her vilayette bulunan kimsesiz Ermeni kadın ve çocuklarının sayısı belirlenmistir. Bu belirlenen kimsesiz kadın ve çocukların aylık yıllık masrafları hesaplanmıs ve çerçevede 1915 yılı bütçesine bir masraf kalemi olarak dahil edilmistir.
Kadın ve çocuklar ile ilgili olarak böylesine hassas uyarılarda bulunan hükümetin istekleri ile bölgede yasanan gerçekler birçok kez birbiri ile zıtlık halindedir. Tehcire tabi tutulanların uzun ve mesakkatli bir yola çıkarılmaları, salgın hastalıklar, bazı çetelerin ve asiretlerin göç kervanlarına saldırması gibi birçok etkenin de sonucu olarak onbinlerce Ermeni bu tehcir sırasında hayatını kaybetti.
Osmanlı Hükümeti seferberlik ilânından itibaren, dokuz ay tahammül gösterdikten sonra Ermeniler konusunda köklü tedbirler almak zorunda kaldı. Van İsyanı'nın patlak vermesi üzerine bu olayları baslatan ve Ermenileri silâhlandıran komite yuvalarını dagıtmak için 24 Nisan 1915 tarihinde vilâyetlere ve mutasarrıflıklara gizli bir genelge yolladı. Bu genelgede; Ermeni komite merkezlerinin kapatılması, evrakına el konulması ve komite elebaslarının tutuklanması istenmekteydi.
Devletin savasa girmesi ve ordunun zayıf düsmesinden yararlanarak ülke içinde haince eylemler organize etmekte olan ve merkezleri yurt dısında bulunan Hınçak, Tasnak ve diger Ermeni komitelerinin Anadolu'nun çesitli yerlerindeki subelerinin kapatılarak elebasılarının göz altına alınması, ancak bu tedbirler alınırken Ermeni ahali ile Müslüman ahali arasında kırgınlıklara yol açabilecek davranıslardan kaçınılması hususunda Dahiliye Nezareti tarafından vilayetlere ve sancaklara gönderilen genelge.
Kaynak : Dünya Bülteni