Yeni Dünya Düzeninin Sıradaki Oyunu
Yeni Dünya Düzeninin Sıradaki Oyunu
“Yeni Dünya Düzeninin Sıradaki Oyunu”basın açıklamamız UHİM Danışma Kurulu Üyesi Atıf Gönenç tarafından dernek merkezimizde gerçekleştirilen basın toplantısıyla kamuoyuna sunuldu.
 
ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın, ilk yurtdışı ziyaretini gerçekleştirdiği Suudi Arabistan’da 380 milyar dolara kadar ulaşabilecek silah antlaşmaları imzalaması ve Arap ülkeleri liderleriyle bir araya gelmesi, yeni dönemde ABD ve İngiltere eksenli küresel sistemin izleyeceği politikalara dair önemli ipuçları vermektedir.
Irak İşgali’nde Şiî eksenli bir yönetime zemin hazırlanması, Lübnan’da Hizbullah’ın, Yemen’de Şiî unsurların desteklenmesi ve Obama döneminde İran’a yönelik ambargoların kaldırılması gibi gelişmeler, küresel sistemin Şiî bloğu güçlendirerek İslam coğrafyasında mezhep temelli bir çatışma ortamına zemin hazırlama planının parçaları olarak ortaya çıkmıştır. Son yıllarda coğrafyamızda yaşananlar, bu planın başarılı olduğunu göstermektedir. ABD’de yeni dönemin hem İran karşıtı söylem ve icraatlarla, hem de Sünnî bloğu kuvvetlendirecek ziyaret ve antlaşmalarla başlamış olması manidardır.
Peki İslam coğrafyasındaki mezhep temelli çatışma ortamının canlı tutulması ne anlama gelmektedir? Küresel sistemin, İslam dünyasının Şiî ve Sünnî blok olarak iki düşman bloğa ayrılmasından kazancı nedir? 
ABD ve Avrupa’daki göçmenler ülkelerindeki kaos ortamı sebebiyle, yaşadıkları ülkelere bağımlı hale getirilmektedir.
Bu süreçte İslam coğrafyasına ait yetişmiş insan gücü ABD ve Avrupa ülkelerine kaymakta, geri kalan çoğunluk ise bu ülkelerin ucuz işgücü ihtiyacını karşılamaktadır.
Kaos ve içsavaşlar sebebiyle milyonlarca insan ülkesini terk etmekte, bu durum kaosa sürüklenen ülkelerin yeniden kalkınmasına da engel olmaktadır.
İslam coğrafyasındaki bloklaşma sebebiyle küresel sistemin politikaları karşısında ortak bir duruş sergilenememekte, ihlaller artarak devam etmektedir.
Silah endüstrisi İslam coğrafyasındaki bu çatışma ortamı sayesinde canlılığını ve kârlılığını devam ettirmektedir.
Devletler siyasal istikrarsızlığa ve kaosa itilmekte, ortaya çıkan denetimsiz süreçte çokuluslu şirketler milyarlarca dolarlık kazanç elde etmektedir.
İşgal, içsavaş ve çatışmaların ortaya çıkardığı çoğu kadın ve çocuk milyonlarca mülteci, organ ve fuhuş çeteleri için büyük bir pazar oluşturmaktadır.
Oluşan çatışma ortamı sebebiyle coğrafyaların kültürel zenginlikleri yok edilmekte, toplumlar yalnızca Batı kültür ve değerlerine mahkum hale getirilmektedir.
Küresel sistemin bu ve benzeri kazanımlarını korumak adına önümüzdeki süreçte de mezhep temelli çatışma ortamını canlı tutmaya çalışacağı aşikardır.
Bu nedenle yaşanan gelişmeler karşısında gösterilen tavrın İslam coğrafyasını birleştirici bir misyon üstlenmesine özen gösterilmelidir. Din, dil, mezhep, etnik köken ve dünya görüşü farklılıklarını körükleyerek coğrafyamızda kaosu sürekli kılmak isteyenlere izin verilmemelidir.  Küresel sistemin bu yöndeki uygulamaları karşısındaki hamlemiz, onların istediği ve beklediği çatışmacı refleksleri sergilemek değil, coğrafyamızdaki tüm ülkelerde barış, işbirliği, siyasi istikrar, refah ve huzuru sağlayacak adımları atmak olmalıdır.
 
BASIN BİLDİRİSİ / 25 Mayıs 2017 Perşembe
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi / İstanbul
Kayıt Tarihi : 25.5.2017
Bu sayfa 1024 defa ziyaret edilmiştir.