Yasakçı Devlet Geleneği İle İstismar Anlayışının Yüzleşmesi
Yasakçı Devlet Geleneği İle İstismar Anlayışının Yüzleşmesi
‘Yasakçı Devlet Gelenegi İle İstismar Anlayısının Yüzlesmesi’ isimli basın açıklamamız dernek merkezimizde yöneticilerimizden Veysel Basar tarafından yapıldı.. 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı sebebiyle düzenlenen kutlama ve gösteriler, Türkiye’de bir tarafta yasakçı devlet geleneğinden kaynaklanan sıkıntıların sürdüğünü, diğer tarafta mağduriyet söylemi üzerinden siyasal hesaplaşma peşinde koşulduğunu bir kez daha göstermiştir.
29 Ekim kutlamaları ve millî bayram gerekçe gösterilerek düzenlenmek istenen gösteriler karşısında siyasal iktidarın gösterdiği refleks, otoriter devlet anlayışının devam ettiğini düşündürmektedir. Geçmişte çeşitli yasaklar ve baskılar sebebiyle mağduriyetler yaşayan ve bugün ülke yönetimini elinde bulunduran iktidarın, anlamsız gerekçelerle ve klasik yasakçı reflekslerle bir başka kesimi mağdur durumuna düşürdüğü söylenebilir.
Öte yanda, dün kendisi gibi düşünmeyenlere karşı çeşitli baskı ve sindirme politikaları uygulayarak büyük mağduriyetler yaşanmasına sebep olurken bugün hak ve özgürlüklere vurgu yapan, yasakların mağduru durumundaki kesimlerin, bir taraftan silahlı kuvvetlerimizi ‘göreve çağırmaya’ devam etmeleri bir tutarsızlık örneği oluşturmaktadır.
Dinî ve millî bayramların ülkemiz adına birlik ve bütünlük vesilesi olduğu unutulmamalı, böyle zamanlarda siyasal hesaplaşmalar bir kenara bırakılmalıdır. Toplumun ortak paydaları olarak görülmesi gereken bu zaman dilimleri istismar edilmemeli; ne siyasal iktidarın güç gösterisine, ne de siyasal iktidarla hesaplaşma zeminine dönüşmelidir. Söz konusu yaklaşım biçiminin bir kısır döngü doğuracağı ve bu kısır döngünün devleti ve toplumu çıkmaza sürükleyeceği unutulmamalıdır.
Demokratikleşme, hak ve özgürlükler konusunda hatırı sayılır adımlar atan, 1 Mayıs İşçi Bayramı’nın Taksim’de kutlanması gibi kangren olmuş bir sorunun çözümünde inisiyatif alan hükümetin, otoriter devlet refleksiyle hareket etmemesi, yasakçı zihniyeti temsil edecek uygulamalardan kaçınması gerekmektedir. Bir tarafta abartılı gösteriler eşliğinde kutlamalar gerçekleştirilirken, diğer tarafta anlamsız yasaklamalar getirilmesi derin bir çelişkinin tezahürüdür. Bu noktada devlet reflekslerinin sivil-toplumsal talepler karşısında esnek olması ve özgürlük ekseninde dönüştürülmesi gerekmektedir.
 

BASIN BİLDİRİSİ / 30 Ekim 2012
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul

Kayıt Tarihi : 30 - 10 - 2012
Bu sayfa 638 defa ziyaret edilmiştir.