Vali Bey(Ler), Lütfen Siz De Bunları Öğrenin!
Vali Bey(Ler), Lütfen Siz De Bunları Öğrenin!
Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi olduğunu belirten Bartın Valisi Bülent Savur’un, Saadet Partisi Bartın İl Başkanlıgı’nı ziyareti sırasında sarfettigi sözler hakkında hazırladığımız “Vali Bey(ler) Lütfen Siz de Bunları Öğrenin!” başlıklı basın açıklamamız dernek merkezimizde Hukuk Direktörümüz Mustafa Demiral tarafından yapıldı.
 

“…Burada bir yanlış var. Ben buraya yardımcımı göndermedim. Bunları öğrenin! Kaldı ki, yardımcım da gelse başkan karşılar. Tamam mı! Bunları öğrenin! Öyle şey olur mu! Ben dedim ki, herhalde il başkanlığını beyefendi aldı. Başkan yardımcısı vali karşılıyor. Evet… Bunları öğrenin, yanlış yapıyorsunuz! Olmaz! Eğer yardımcının karşıladığını bilseydim ben, buraya girmezdim, onu söyleyeyim! Anladınız mı! Ben Cumhurbaşkanı’nın temsilcisiyim bu memlekette. Beni il başkan yardımcısı karşılayamaz. Arkadaşlar, siz siyaset adamısınız, siyaset yapıyorsunuz. Maksatlı yapmadığınızı biliyorum ama lütfen protokolü öğrenin. Tamam mı güzel kardeşlerim! Hadi bakalım, evet…” (Bartın Valisi Bülent Savur’un Saadet Partisi Bartın İl Başkanlığı’nı ziyareti sırasında sarfettiği sözler)
Devlet yöneticilerinde ve yönetimi elinde bulunduran zümrelerde hal­ka tepeden bakma, vatandaşı hizaya sokma anlayışı öteden beri sürege­len bir gerçekliktir. Yukarıda alıntı yapılan sözlerin sahibi Bartın Valisi Bülent Savur’un şahsında yaşanan olay gösteriyor ki; özellikle, 18. asır sonrası milletimizin Batılılaşma rüzgarına kapılması ve nihaye­tinde İttihat ve Terakki yapılanmasıyla kamu (devlet) yönetimine e­gemen olmuş zihniyetin tezahür ettiği bir durumla karşı karşıyayız. Bu zihniyete göre halk (sivil kesim) cahil, devlet gücünü elinde bulunduranlar ise aydındır. Bu elitist bürokrasi, halkı eğitme, hizaya sok­ma, şekillendirme hakkına sahiptir. Yönetilenler de tabi olarak bu bü­rokrat zümrenin emir ve talimatlarına uygun hareket etmek zorundadır. Bu anlayış Cumhuriyet’in kurulması ve akabinde uzun süren tek parti döneminde tam anlamıyla iktidar olmuş ve halkı, -sivil olanı- eze eze yönetmiştir. Zamanla bu anlayış bürokrasi kültürüne dönüşerek, aksi düşünülmesi kabul edilmez, eleştirilemez resmî ideoloji halini almıştır.
Çok partili siteme geçtikten sonra ve özellikle de yeni dönemde devlet aygıtına kısmen de olsa hükmetmeye başlayan siyasal iktidarlar; halkı dönüştürücü misyon yüklenmiş devlet ideolojisi yerine, halka hizmet eden, birey ve toplumun taleplerini eksen alan bir devlet anlayışına ge­çileceği vaadiyle geniş kitlelerin desteğini alarak halk iradesiyle iktidara gelmiştir. Bu bağlamda yasal ve kurumsal değişikliklerle devleti ö­ne alıp halkı hakir gören devletçi, bürokratik ve vesayetçi anlayış kısmen izale edilmiştir. Ancak son dönemde yaşanan bu ve benzer olaylar, halkı aşağılayan, devleti ve bürokratı yücelten bürokratik anlayışın devam etmekte olduğunu acı bir şekilde ortaya koymuştur. Devlet bü­rokrasisinde toplum eksenli paradigma değişikliğinin halen gerçekleş­mediği ve eski anlayışın devam etmekte olduğu gözlemlenmiştir.
Valilik makamına kadar yükselmiş bir bürokratın, geldiği makamın gerektirdiği oranda tecrübeye ve sorumluluğunu akledebilecek ortala­ma bir zekâya sahip olması beklenir. Oysa vaki olayın faili olan valinin zi­yaret sırasında sarf etmiş olduğu sözlerin ve sergilemiş olduğu davra­nışların nezaket kurallarına uymadığını bilmemesinin yanında, ülke­mizde oluşturulmaya çalışılan yeni siyasî anlayışı kavrayamayacak ka­dar tecrübe ve akıl düzeyinden mahrum olduğu görülmektedir. Yine ay­nı şekilde, otoriter anlayış ve tavırlarla hareket eden vali karşısında tem­sil etmiş olduğu siyasî misyonun vakarına uygun tutum takınmayıp sanki valinin anlayışının haklılığını teyit edercesine mahcup tavırlar sergileyen siyasî parti temsilcilerinin de ne denli sivil ve toplum ek­sen­li düşünceye sahip oldukları tartışılmalıdır.
Siyasî partiler, az ya da çok belirli miktarda halk desteğini almış olmaları yani topluma yaslanıyor olmaları münasebetiyle sivil karaktere sa­hiptirler. Yani toplumun temsilcileridir. Vali ise halkın verdiği vergilerle oluşan bütçeden maaş alan ve aldığı ücret mukabilinde de toplu­ma en iyi şekilde hizmet etmesi beklenen memurdur. Oysaki vaki o­lay­da, toplumun temsilcileri olan siyasî parti yöneticileri valinin hizmetinde çalışan memurları gibi görülmektedir.
Siyasî bir partinin temsilcilerine, emri altında çalışan memurlara dahi gösteremeyeceği küstah ve kibirli tavırlar sergileyen ve “özrü kabahatinden beter” dedirtecek kadar da ileriye giderek kendisinin Cumhurbaş­kanı’nın temsilcisi olduğunu belirten vali aynı keyfiliği mevcut si­yasal iktidar partisinin temsilcilerine de gösterebilecek midir? Siyasî par­ti temsilcilerine bile bu denli buyurgan ve üstten bakan valiyi örnek alan alt düzey memurların vatandaşa karşı nasıl davranması beklenir?
İnsanı merkeze alan siyaset anlayışıyla asla bağdaşmayan tutum ve davranışlar sergileyen valinin ivedilikle yaptırıma tabi tutulması beklenmekte olup, hadisenin fikri takibinin merkezimizce sürdürüleceğini kamuoyuna bildiririz.

BASIN BİLDİRİSİ / 12 Şubat 2013
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul

Kayıt Tarihi : 11 - 2 - 2013
Bu sayfa 704 defa ziyaret edilmiştir.