Türkiye´de Yargı Ve Siyaset
Türkiye´de Yargı Ve Siyaset

SETA PANEL

Oturum Baskanı:
    Yılmaz Ensaroglu
    SETA Hukuk ve İnsan Hakları Koordinatörü

Konusmacılar:
    Ali Bayramoglu, Yeni Safak Gazetesi Yazarı
    Mithat Sancar, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ögretim Üyesi
    Vahap Coskun, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ögretim Üyesi

Tarih: 9 Nisan 2010 Cuma
Saat: 16.00 - 18.00

Yer: SETA, Ankara

Türkiye, önemli bir degisim ve dönüsüm sürecini yasıyor; ancak yargı makamlarının bu süreci kolaylastırıcı bir islev gördükleri söylenemez. Çünkü yargı, kendisini siyasal konularda bir taraf olarak konumlandırıyor, bu nedenle de her daim toplumsal tartısmaların merkezinde bulunuyor. Yargının, demokratik ve hukuki degerlerin savunuculugunu üstlenmemesi, hem halkın yargıya olan güveninin her geçen gün azalmasına neden oluyor hem de ülkenin içinde bulundugu degisim sürecinin daha zor ve daha çatısmalı geçmesine yol açıyor.

Yargı, neden toplumsal ve siyasal tartısmaların odagında bu kadar yer almaktadır?
Hukukun üstünlügünü esas alan gelismis demokrasilerde yargının yeri, rolü nedir ve korudugu degerler nelerdir? Türkiye’de yargı bu açıdan ne durumdadır?
TBMM’ye sunulan son anayasa degisikligi paketi, hukuk devleti ve hukukun üstünlügü ilkelerini gerçeklestirmeye ne ölçüde katkı saglayabilir?
Yapılmak istenen degisikliklerin ve ileri sürülen itirazların anlamı ve amacı nedir?

SETA’nın 09 Nisan 2010 Cuma günü düzenledigi panelde, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ögretim Üyesi Vahap Coskun tarafından hazırlanan “Yargının Çıkmazı: Devlet mi, Adalet mi?” baslıklı SETA Analiz kamuoyuna açıklanmıstır. Daha sonra, Yeni Safak gazetesi yazarlarından Ali BAYRAMOGLU, Ankara Üniversitesi Ögretim Üyesi Mithat SANCAR ve Dicle Üniversitesi Ögretim Üyesi Vahap COSKUN, yukarıdaki sorular etrafında SETA Analiz ve son anayasa degisikligi ile ilgili degerlendirmelerini katılımcılarla paylasmıslardır.

Konusmacıların her üçü de mevcut anayasa degisiklik paketinin tek bir bütün halinde halkoylamasına götürülmesini sakıncalı bulduklarını anlatırken Bayramoglu ve Sancar paketin, örnek olarak, ortak maddeleri bir araya getiren üç parça halinde halkın oyuna sunulmasını önerdiklerini açıkladılar.

Bugünkü anayasa degisikligi çalısmalarının Anayasa Mahkemesi’nde iptal edilmesi ya da benzeri bir sonuçla önümüzdeki seçimlere gidilmesi durumunda 2011 seçimlerinin tam anlamıyla bir anayasa referandumu seçimi olacagını anlatan Coskun, bugünkü yargının hukukilik degil yerindelik denetimi yaparak siyaset kurumunun alanını daralttıgını ifade etti. Bugünkü sorunlarımızın çogunun kökeninde 1961 Anayasası’nın oldugunu söyleyen Coskun’a göre bu anayasanın temel özelligi genel oya ve genel oydan çıkan organlara karsı tam bir güvensizlik içinde olmasıdır. 61 Anayasası’nın yarattıgı siyasal iktidar-devlet iktidarı ikiliginde yargının her zaman devlet iktidarından yana oldugunu ve hatta onunla baglı olduguna vurgu yapan Coskun, yargı, ordu ve CHP’nin birlikte bu devlet iktidarını teskil ettiklerini ifade etti. Bu yargı sisteminin adalet üretemedigini söyleyen Coskun’a göre yapılacak reformlarda sistemin öncelikli degeri olarak devleti degil insanı/milleti merkeze koymak gerektiginin altını çizdi.

Türkiye’de devletin adeta cemaatimsi bir yapı özelligi gösterdigini ifade eden Bayramoglu, her bir cemaatin/grubun kadrolar üzerinden bir güç mücadelesi yürüttügüne vurgu yaptı. Türkiye’de yasanan degisime askerin kendi içinde yırtılarak da olsa bir sekilde ayak uydurma çabası içinde olduguna isaret eden Bayramoglu, buna karsın yargıda herhangi bir degisiklik emaresi olmadıgını anlattı. Bugün gelinen noktada artık yargıyı degil yargıçları, savcıları konustugumuzu ifade eden Bayramoglu, bu durumun ciddi bir zihniyet tartısmasını beraberinde getirdigini ve halkın son zamanlarda yargıya güveninin ciddi biçimde (son yapılan bir arastırmaya göre %47) azaldıgını anlattı. Türkiye’de yargıya çok fazla yük yüklendigine isaret eden Bayramoglu, devleti koruma görevinin bir bölümünün de yargıya verildigini ve bu yük altında yargının adaletli kararlar vermesinin çok zor oldugunu anlattı.

Türkiye’de bir yargı vesayeti oldugunu anlatan Sancar, 27 Nisan sonrası süreçte ortaya çıkan %47 oy oranı ile milletin askeri vesayeti kırdıgına isaret ederken 2011 seçimlerinin de bir Anayasa seçimi olarak yargı vesayetini kıracak bir adım olabilecegine dikkat çekti. Vesayeti, halkoyu ile deger kazanan kurum ve otoritelerin terbiye edilmesi ve devletin temelde tanımlanan degerlerine uygun hale getirilmesi olarak tanımlayan Sancar, bu aklın önce Kürtler sonra da İslamcılar tarafından sorgulanmaya basladıgını anlat. 1982 sisteminin en zayıf noktası olarak Cumhurbaskanlıgını gören Sancar, bu düzeni kuranların bir gün Abdullah Gül gibi bir ismin Cumhurbaskanı olabilecegini hesap etmediklerini ifade etti. AK Parti’nin daha derinlikli ve incelikli bir demokrasi yaklasımına ihtiyacı oldugunu söyleyen Sancar’a göre bugünkü mevcut paket eskiye göre daha iyi olsa da yine de tadilata muhtaç.


Kaynak : Seta (Siyaset, Ekonomi ve Toplum Arastırma Vakfı)
Kayıt Tarihi : 9 - 4 - 2010
Bu sayfa 1021 defa ziyaret edilmiştir.