Terörün Panzehiri Dayanışma
Terörün Panzehiri Dayanışma
“Terörün Panzehiri Dayanışma” başlıklı basın açıklamamız UHİM dernek merkezinde Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Öztürk tarafından kamuoyuna sunuldu.
Çözüm Sürecinin küresel aktörlerce akamete uğratılmasından sonra Güneydoğu Anadolu Bölgemizde tırmanışa geçen şehir merkezli terör olayları karşısında başlatılan operasyonlar bir süredir kesintisiz biçimde devam etmektedir. Terör örgütünü hedef alan bu operasyonlar esnasında bölge halkının zarar görmemesi için azami derecede özen gösterilmekle birlikte, operasyon bölgelerini terk etmek zorunda kalan vatandaşlarımız barınma, sağlık, eğitim vb. alanlarda ciddi mağduriyetler yaşamaktadır. Vatandaşlarımızın söz konusu mağduriyetlerinin giderilmesi noktasında siyasi mercilere, insani yardım kuruluşlarına ve medya organlarına ayrı ayrı görevler düşmektedir.
Bu hususlar şöyle sıralanabilir:

Bölgeden göç etmek zorunda kalan ailelerin envanteri bir an önce çıkartılmalıdır. Kimin nereye göç ettiği, nerede kaldığı, neye ihtiyaç duyduğu hususunda sağlıklı verilere ulaşılmalıdır.
Bölgeden göç etmek zorunda kalan ailelerin barınma ihtiyaçları karşılanmalıdır. Bu yapılırken çadır kent gibi çözümler yerine, konut tahsisi ve kira yardımı gibi seçenekler üzerinde durulmalıdır.
Okullarından uzak kalan öğrencilerimizin eğitim ihtiyaçlarının giderilmesi için bulundukları yerlerdeki okullara nakilleri ivedilikle gerçekleştirilmelidir.
Sokağa çıkma yasağı sebebiyle zarara uğrayan bölge esnafının zararları tazmin edilmelidir. 
 
Operasyonlar sebebiyle işsiz kalan vatandaşlarımızın, İŞKUR’un “Toplum Yararına Çalışma Programı” kapsamında öncelikli olarak istihdamı sağlanmalıdır.
Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait işyerlerinde bulunan kiracıların kira ücretleri ertelenmelidir.
Ev ve işyerleri çatışmalarda zarar gören vatandaşlarımızın zararları, kiracı-ev sahibi ayrımı yapılmaksızın tazmin edilmelidir.
Yardım kuruluşları organize edilerek bölgede acil ihtiyaç duyulan maddeler için yardım kampanyaları başlatılmalıdır.
Yerel yönetimler ve sosyal yapılanmalar bölge halkının mağduriyetlerini giderecek “kardeş aile” tipi projeleri hayata geçirmelidir.
Medya organları, sürecin siyasi boyutu yanında, toplumsal dayanışma boyutunu da öne çıkartacak sorumlu yayınlara yer vermelidir. 
Konu ile ilgili yapılan tüm çalışmalarda bireyler ve aileler “sığınmacı” ya da “doğal afet mağduru” olarak görülmemeli, toplumsal dayanışma misyonu belirleyici olmalıdır.

                                                                                                                                                                                                                                                       BASIN BİLDİRİSİ / 31 Aralık 2015 Perşembe
                                                                                                                                                                                                                                                       Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi 
Kayıt Tarihi : 31.12.2015
Bu sayfa 1531 defa ziyaret edilmiştir.