Tanımlanma, İlişkilendirme, İtibarsızlaştırma
Tanımlanma, İlişkilendirme, İtibarsızlaştırma
"Tanımlanma, İlişkilendirme, İtibarsızlaştırma" başlıklı basın açıklamamız UHİM dernek merkezinde yapılan basın toplantısıyla UHİM Yöneticilerinden Avukat Metin Kutlubay tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.
 
Siyaset sahnesindeki hesaplaşmaların mecrası kimi zaman seçim meydanları ya da parlamentolar olabildiği gibi, kimi zaman da gayrimeşru yol ve yöntemler tercih edilmektedir. Nitekim ülkemiz kamuoyunda son günlerde bir sivil toplum kuruluşuyla irtibatlandırılan, kimsenin kabul edemeyeceği, gayri ahlaki ve hepimizi derinden sarsan iddialar üzerinden devam eden süreç detaylı biçimde ele alındığında, yaşananların bu gözle çok boyutlu bir değerlendirmeyi gerekli kıldığı görülmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; faili kim ya da kimler olursa olsun, hiçbir suç cezasız kalmamalı; suçu işleyen, göz yuman ve zafiyet göstererek suçun oluşmasına zemin teşkil eden kim varsa cezalandırılmalıdır. 
Ancak söz konusu gelişmeler sonrasında, ülkemizde daha önce yaşanmış benzer süreçlerde karşı karşıya kaldığımız gibi, yargıya intikal etmiş bir hususta suçun şahsiliği ilkesi bir kenara bırakılarak, kurumlar ve kavramlar üzerinden bir kampanya yürütülmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. “İtibar suikasti” niteliğindeki bu kampanyalarla, toplumun değer yargılarına müdahale edilmeye, eğitim-öğretim ve insani yardım faaliyeti sürdüren gönüllü teşekküllere zarar verilmeye, zekat, sadaka ve bağış gibi toplumsal dayanışmayı güçlendiren inanç değerleri yıpratılmaya ve bu gibi İslamofobik manipülasyonlarla toplumsal hafıza ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Bu itibarsızlaştırma çalışmalarının ana hedefi, söz konusu kurum ve kavramların toplum nezdinde temsil ettiği inanç değerlerini yıpratmak, toplumsal dayanışmaya zarar vermek, üye ve gönüllülerini demoralize etmek ve güven zafiyeti oluşturmaktır.
Bu manipülatif süreçler aracılığıyla insanlar kendilerini ifade edebilecekleri kavram ve değerlerden soğutulmakta ve böylece her türlü manipülasyona açık hale getirilmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde asıl amacın suçun kendisi değil, suç ve suçlu üzerinden kurumları yıpratmak olduğu görülmektedir.
Bu ve benzeri manipülasyonların önümüzdeki süreçte toplum nezdinde kabul görmüş kurum ve kavramları hedef almaya devam edeceği açıktır. Bu noktada şu hususlar büyük önem arz etmektedir:
  • Toplum tarafından kabul görmüş köklü kurum ve kuruluşlar, mevcut yapılarını daha şeffaf ve denetlenebilir, işleyişlerini daha nitelikli hale getirmelidir.
  • Siyasi merciler ve sivil toplum kuruluşları, bu tip manipülatif süreçlerde karşı karşıya kalabilecekleri “tanımlanma” ve “ilişkilendirilme” ithamlarını öngörerek ilişkilerine yön vermelidir.
  • Bu kurumlarda görev yapan yöneticiler, kurumların temsil ettiği değerlerin bilinciyle hareket etmelidirler.
  • Milletimiz, geçmişte pek çok örneği ile karşı karşıya kaldığımız bu gibi manipülatif süreçlere karşı bilinçli ve hazırlıklı olacak şekilde bilgilendirilmelidir.
 

BASIN BİLDİRİSİ / 21 Nisan 2016 Perşembe
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi
Kayıt Tarihi : 21.04.2016
Bu sayfa 3238 defa ziyaret edilmiştir.