Suriye’nin Operasyona Değil Barışa İhtiyacı Var!
Suriye’nin Operasyona Değil Barışa İhtiyacı Var!
Barışın ve sulhun hâkim olması gereken İslam coğrafyasında yaşananlara baktığımızda; savaşın, kaosun, kanın ve gözyaşının hâkim kılınmaya çalışıldığını görmek hiç de zor değil... Yüzlerce yıldır tüm farklılıklara rağmen insanların barış içerisinde yaşadıkları topraklar, küresel aktörlerin etkin neopolitik müdahaleleriyle kan gölüne çevriliyor.
Afganistan, Irak, Lübnan, Libya derken iki yıldır Suriye’nin de aynı kadere doğru sürüklendiğini seyrediyoruz. Bugüne kadar “birbirimizin kanını akıttığımız hiçbir savaşın en ufak bir faydasını görmediğimiz” gerçeğini, Suriye’de yaşanan çatışmalar maalesef bir kez daha acıyla teyid etmektedir.
Suriye’de iki yıldır devam eden bu süreçte bugüne kadar hayatını kaybedenlerin sayısı resmî rakamlara göre yüzbini, vatanını terk etmek zorunda kalan insanlar milyonları aşmış durumdadır. Tarihe kök salan müesseseler, medeniyetimizin yüzlerce yıllık birikimini taşıyan insanlığın ortak mirası şehirlerimiz yok edilmektedir. Ölen her insan, geride yetim ve dullardan oluşan devasa bir topluluk bırakırken; aileler parçalanmakta, nesillerin dimağı savaşın acımasızlığıyla zehirlenmekte ve Suriye’de hayatın akışına kanlı bir set çekilmektedir.
Bütün bunlar yaşanırken, Suriye’de rejimin halka karşı kimyasal silah kullanması üzerine, başta ABD olmak üzere uluslararası güçler Suriye’­ye karşı bir operasyon hazırlığına girişmişlerdir. Daha önce de halk­ları, başlarında bulunan diktatörlüklerden kurtaracağı iddiasıyla Afganistan’a, Irak’a, Libya’ya, Somali’ye giren küresel aktörler, kirli operasyonlarında milyonlarca masum insanın yaşamını yitirmesine ve söz konusu ülkelerin derin bir kaosa sürüklenmesine sebep olmuşlardır. Bu çıplak gerçek gün gibi ortadayken, Suriye’de yaşanan acıların, küresel aktörlerin operasyonlarıyla dineceğini vehmetmek büyük bir yanılgı olacaktır. Böyle bir operasyonun en büyük misyonu, daha önce birçok örnekte olduğu gibi ülkedeki farklı din, mezhep ve etnik kökene mensup unsurları büyük bir çatışmanın içine çekmek olacaktır. Suriye’ye karşı girişilecek bir küresel operasyon da, öncelikle ülkedeki Sünnî ve Şiî unsurları birbirine düşman etmeyi, böylece ülkeyi ve böl­ge­yi bir içsavaşa sürüklemeyi hedefleyecektir. Bu sebeple çözüm yine bu coğrafyanın iç dinamiklerinde aranmalı, barış hala geçerli bir çözüm olarak ele alınmalıdır.
Bugün, devam etmesi halinde ne zaman biteceği meçhul; kime yarayacağı belli olan bir ayrışmaya sahne olacak Suriye’deki bu savaş, küresel aktörlerin operasyonlarına fırsat verilmeden derhal durdurulmalıdır. Suriye’de artık barışın söz konusu olamayacağını söyleyen, hu­zurun sağlanabilmesine dair umutlarını küresel güçlerin füzelerine bağ­layan anlayışa itibar edilmemeli, intikam söylemlerinden kaçınılma­lı ve bizim için olmayan bu savaşa son verilmelidir.
Barışın sağlanabilmesi için başta Türkiye ve İran olmak üzere tüm yerel ve bölgesel unsurlar harekete geçmelidir. İİT, Arap Birliği, böl­ge ülkeleri, İslam dünyasında ve özellikle Türkiye’de temsil gücü bu­lu­nan etkin kişi, kurum ve yapılar Suriye’de çatışan tarafların müzakere masasına oturmalarını sağlamak için katkı vermelidir.
Bu uğurda tüm hesaplar bir kenara bırakılmalı; Suriye’de dökülen her damla kanın ve düşen her bir tuğlanın Suriye halkına ve İslam coğrafyasına zarar verdiği görmezden gelinmemelidir. Küresel emperyal sis­te­min, operasyonlarını, halkların değil kendisinin menfaati için düzenle­yeceği ve bunu da kendisi için uygun şartlar oluşmadan yapmayacağı bilinmelidir. Suriye üzerinde gerçekleştirilecek herhangi bir küresel operasyonun, ülkeye huzur getirmek şöyle dursun, yaşanan dramı de­rinleştirici ve kalıcı hale getirici bir misyon üstleneceği unutulmamalıdır. Gelinen noktada insanları bir daha bir arada yaşayamayacak düze­ye götürecek ve faturası hem Suriye, hem İslam coğrafyası, hem de in­sanlık için çok ağır olacak bir küresel operasyona davetiye çıkarmak ye­rine, Türkiye başta olmak üzere tüm bölge ülkelerini, sorumlu kişi ve kuruluşları Suriye’de siyasal çözüm arayışına davet ediyoruz.
 
BASIN BİLDİRİSİ / 28 Ağustos 2013
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul
Kayıt Tarihi : 28 - 8 - 2013
Bu sayfa 1306 defa ziyaret edilmiştir.