2022 Dünya Hak İhlalleri Raporu

2022 Dünya Hak İhlalleri Raporu

Dosyayı İndirmek İçin Tıklayınız…

2022 DÜNYA HAK İHLALLERİ RAPORU BASIN AÇIKLAMASI

“Güç, doğası gereği insanlar arasında dengeli dağılmadığı için yaşadığımız dünya en küçük birimine kadar tabakalı bir yapıda oluşmaktadır. Bu doğal eşitsizlik ortamı ise kaçınılmaz olarak hiyerarşiyi, sınıfları, zenginliğin dengesiz dağılımını, güçlü ve zayıfı doğurur. Bu eşitsizliğin haksızlığa dönüşmemesi için hukuk önünde herkesin eşit olduğu ideal bir yönetim biçimi tahayyül edilir. Bu eşitlik, güç sahibi kişiler tarafından bozuldukça hak ihlalleri ortaya çıkar.” demektedir bir düşünür.

2009 yılında kurulan Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi ( UHİM) bugüne kadar birçok çalışma ve rapora imza atmıştır. Gücün egemenliğinden hukukun egemenliğine giden yola katkı vermesi umuduyla 11.cisini hazırladığımız “Dünya Hak İhlalleri” Raporumuz kamuoyuna takdim edildi.

Raporumuzda öne çıkan başlıkları özet olarak;

Batı demokrasilerinin yapısal bir sorunu olarak yabancı düşmanlığı ve ırkçılığın, bilinçli olarak çözümsüz hale getirildiğine vurgu yapılan raporda İslam düşmanlığına (6270 saldırı rekoru) özellikle dikkat çekilmiştir.

Amerika ve Avrupa’da etnik ve dini ayrımcılıklar ile sığınmacılara yönelik tutumun, köklü demokrasilere sahip olduğu iddia edilen bu ülkelerde aşırı sağın yükselmesine, kimlik çatışmalarına ve hak ihlallerine neden olduğu ortaya konmuştur.

AB merkezli hak ihlallerinde İslam karşıtlığı eksenindeki saldırılar her yıl düzenli bir şekilde artış göstermektedir. Avrupa ülkelerinde aşırı sağcı popülist siyasetin etkisiyle inanç hürriyeti hakkı ve ayrımcılık yasağı yok sayılarak ırkçı ve İslam düşmanlığı saldırıları hem sayı hem de şiddet itibari ile kaygı verici boyutlara ulaşmıştır.

ABD’de ırk ve din temelli ayrımcılık en temel insan hakkı ihlali olarak öne çıkmaktadır. Washington Post İPSOS anketine göre, her on siyahi Amerikalıdan sekizi kendisine yönelik ırkçı bir saldırıdan korktuğunu ifade etmektedir. Küresel kölelik indeksinin 2022 yılı verilerine göre ABD’de 400.000 den fazla kişi modern köle koşullarında hayatını sürdürmektedir.

Amerikan Sivil Örgütler Birliği’nin raporuna göre ABD, mahkumların zorla çalıştırılmasından yıllık 11 milyar dolar gelir elde etmektedir. ABD’de sistem içerisinde yerleşmiş ırk asabiyeti siyahilerin beyazlara göre iki kattan fazla şiddete, üç kattan fazla tutuklanma riskine, %93 oranında nefret suçuna maruz kalmalarına neden olmaktadır. ABD siyasetinde, Afroamerikalılara ve Hispaniklere karşı yapısal ırkçılığın kurumsal hale geldiği ifade edilen raporda nefret suçları ve ayrımcılığın yükselişine dikkat çekilmiştir.

Öte yandan ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde kolluk kuvvetlerinin ölümlere yol açan hukuksuz ve orantısız şiddet kullanımında önemli ölçüde artış olduğu ve bunun daha çok mülteci ve göçmen gruplarına yönelik ayrımcı ve ırkçı unsurlar içerdiği görülmüştür.

Ayrıca CSHRS raporuna göre; Washington; savaş başlatma, sivilleri katletme, yaşam ve hayatta kalma hakkına zarar vermek dahil sistematik insan hakları ihlalleri gerçekleştirmektedir.

Avrupa Birliği’nin doğu sınırı olarak görülen Türkiye-Yunanistan sınır hattı ve Ege denizi, Avrupa Birliği Sınır Sahil Güvenlik Ajansı Frontex’in de gözetimi altında mülteci, göçmen ve sığınmacılar için bir ölüm kalım hattı haline gelmiştir. 2021 – 2022 yılının ilk yarısına kadar 41.523 düzensiz göçmen Yunanistan tarafından geri itilmiştir. Aynı dönemde 86 düzensiz göçmen donarak veya boğularak hayatını kaybetmiştir. Yapılan tespitlere göre hayatını kaybedenlerin birçoğu elleri kelepçeli ve can yeleği giymemiş halde bulunmuştur. Yunanistan sınırına giden yaklaşık 8000 mülteciden %88’inin dövülmeye, %97’sinin hırsızlığa, %49’unun zorla soyunmaya, %16’sının boğulmaya, %19 ‘unun silahla yaralanmaya, %5’inin cinsel saldırıya ve %8’inin de elektrik şokuna maruz kaldığı Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından kayıt altına alınmıştır.

Raporda Ukrayna – Rusya arasındaki savaşın hukuki boyutu analiz edilmiştir. 23 ocak 2023 itibariyle bu savaşta 7000’i aşkın sivil hayatını kaybetmiş yaklaşık 11 milyon kişi de mülteci haline gelmiştir. Bununla beraber AB’nin almış olduğu mültecilere yönelik geçici koruma yönetmeliği sadece Ukraynalı göçmenler için uygulanmıştır. Aynı durumdaki Suriyeli ve diğer etnik kökenlere ait mülteciler için ise önleyici tedbirler alınmış ve onlar korunmaya değer görülmemiştir.

Avrupa’da ayrışma, eğitimin temel enstrümanı haline gelmiş sosyo-ekonomik statüye, etnik kökene ve kültüre göre çocuklar belirli okul ve sınıflarda tasnife tabii tutulmuştur. Bu durumdan en fazla romanlar gibi azınlıklar ve çeşitli amaçlarla Avrupa’ya gitmiş diğer etnik topluluklar etkilenmiştir. Danimarka ilkokullarda başörtüsünün yasaklanması için 24 Ağustos 2022’de bir tavsiye kararı almıştır. Fransa ise tüm meslek kurslarına başörtülü kadınların gelmesini yasaklamıştır.

Ayrıca mülteciler için tam bir eğitim hakkından da söz edilemez. Avrupa ülkeleri mülteci, sığınmacı veya kamplarda doğmuş çocuklara vatandaşlık hakkı tanımadığı için söz konusu grupların sağlık ve eğitime erişimleri sınırlandırılmaktadır.

ABD’de ise devlet okulları ırksal, etnik ve sosyo-ekonomik açıdan büyük ölçüde ayrışmaktadır. Amerikalı öğrencilerin üçte birinden fazlası (18.5 milyon) aynı ırk ve etnik kökenden bir okula gitmiştir. Yine ABD’de akademik özgürlükler sınırlandırılmakta ve kontrol altına alınmak istenmektedir. Öte yandan AB ve ABD’de vuku bulan okul saldırıları eğitim hakkına dönük sistematik bir olumsuz etki oluşturmaktadır.

İsrail devleti kurulduğundan bu yana Filistinlere yönelik hak ihlallerini hem uygulamakta hem de benimsemektedir. İsrail 2022 yılında Filistin’de saldırılarına hız kesmeden devam etmiştir. Bu yıl İsrail Filistinlere ait 950 binayı yıkmış, 113.000 metrekareden fazla araziye de el koymuştur. Bu topraklarda 114 yeni yerleşim planı oluşturmuş ve 2220 konut yaparak Yahudi yerleşimcilere teslim etmiştir. Ayrıca Batı Şeria’nın C bölgesinde 4800 ilave konut yapılmıştır. Bu rakamlar bir önceki yılın 3 katına tekabül etmektedir. Sadece batı Şeria’da 48’i çocuk 220 kişi İsrail tarafında katledilmiştir. Filistinlilerin tarihi ve kutsal mekanları sistematik bir şekilde tahrip edilmekte ve Siyonist Yahudilerin müdahalesine açık hale getirilmektedir. İsrail’in insan hakları gözlemcilerine ve yardım kuruluşlarına saldırıları vaka-i adiyeden sayılırken, Al Jazeera muhabiri Filistinli gazeteci Shireen Abu Akleh tüm dünyanın gözü önünde katledilmiştir.

İsrail, Filistin kimliğini zayıflatmak için Doğu Kudüs’te İsrail teorilerini eğitim sistemi içerisinde dayatmaktadır. Buna aykırı eğitim verdiğini düşündüğü altı okulun lisansını iptal etmiştir. Bununla beraber okul çevrelerinde kullanılan göz yaşartıcı gaz, öğrencileri tehdit eden asker ve yerleşimciler, Filistinli öğrencilerin temel eğitim motivasyonlarını yok etmektedir. İsrail yayınladığı keyfi yönetmelikler ile Filistin üniversitelerinin uluslararası kimliğini yok etmekte ve yabancı araştırmacı ile öğrencilerin Filistin eğitim kurumlarına gelmesini engellemektedir. Öte yandan bilinçli olarak yok edilen alt yapı – ulaşım ve su kaynakları örgün eğitimi doğrudan olumsuz etkilemektedir.

Dünyanın en kalabalık nüfuslarından birine sahip Hindistan’da 2014’de seçimleri kazanan aşırı sağcı Hindu milliyetçisi BJP Partisi Müslüman vatandaşların haklarını kısıtlamış, kadınların başörtülü olarak kamu kuruluşlarında bulunmaları ve eğitim görmelerini engellemiştir. Batı dünyasında yükselen İslam düşmanlığına paralel olarak Hindistan’da linç kültürü ve şiddetten en fazla etkilenenler dini semboller taşıyan camiler, ibadethaneler ve başörtülü kadınlar olmuş, üniversite ve örgün eğitimde saldırılar ve engellemeler zirve yapmıştır.

Çin; Uygur, Kazak ve Tibetlere yönelik sistemik asimilasyon ve yok etme politikalarına bu yıl da devam etmiştir. Çin, Uygurların başta yaşam hakkı olmak üzere maddi-manevi vücut bütünlüklerine yönelik pek çok temel insan haklarını ihlal etmiştir. Ekonomik imkanların sömürülmesi bir yana; toplama kampları, “ Kırsal Emeğin İşe Yerleştirilmesi” projesi kapsamında insanların zorla başka bölgelere gönderilmesi, sistematik işkence, ailelerin parçalanması, cinsel şiddet, ihdas edilen terör yasalarının kötüye kullanılması, modern kölelik, nüfus ve aile planlamaları kapsamında zorla kürtaj ve kısırlaştırma uygulamaları, cami, mescit ve kültürel yapıların yıkılması ve amaçları dışında kullanılması, sıfır Covid tedbirleri kapsamında bölgeye ulaşımın büyük ölçüde sınırlandırılarak neredeyse tecrit edilmesi, bölgeye dışardan nüfus nakledilerek demografik yapının değiştirilmesi Çin’in Doğu Türkistan’da tam bir soykırım politikası uyguladığını göstermektedir.

Çin okul öncesi eğitiminin ilk 3 yılı ile ilkokul ve ortaokulun ilk yıllarında Mandarin Çincesi eğitimini sıkı bir şekilde uygularken, Uygurca metin, resim ve kültürel öğeleri yasaklamıştır. İki dilli eğitim yapan Kazak ve Uygur okulları kapatılmıştır. Toplama kamplarında zorunlu propaganda eğitimleri yapılarak Uygur bilinci yok edilmek istenmiştir.

Ukrayna, Doğu-Batı mücadelesinin bilek güreşi haline gelmiş, bunun sonucunda her türlü hak ihlali karşılıklı olarak gerçekleştirilmiş ve halen de gerçekleştirilmeye devam etmektedir.

Kazakistan’da gerçekleşen halk ayaklanmasında 225 kişinin hayatını kaybettiği rapor edilmiştir.

2022 yılı İran için de çok hareketli bir yıl olmuş, kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanması nedeniyle yaşam hakkı, maddi ve manevi vücut bütünlüğü, kişiyi özgürlüğünden mahrum bırakma hakları ihlal edilmiştir. Yapılan halk eylemlerinde 29’u kadın, 63’ü 18 yaşından küçük olmak üzere 458 kişi hayatını kaybetmiştir.

Sahra altı Afrika’sında Batılıların organize ettiği darbe geleneği halen devam etmekte olup, Burkina Faso’da peş peşe iki darbe gerçekleşmiş, Sudan, Çad, Gine gibi ülkelerde darbelere karşı halk hareketleri ve bunun sonucunda da kanlı çatışmalar vuku bulmuştur.

Covid-19 salgını gerekçesiyle yaygınlaşan dijital gözetim sonucunda mahremiyet hakları ihlal edilmiş ve dünyanın bir çok yerinde eğitim hakkı sekteye uğramıştır. Yeterli tedbirler alınmadığı için de öğrenciler üçüncü şahısların istismarına açık hale gelmiştir.

2022 yılında çevreyi en fazla ihlal eden sektörler; enerji, havacılık, uzay, dijital para, tarım ve gıda olarak öne çıkmaktadır. 2022 yılında ortaya çıkan enerji krizi batılı ülkeleri bir yandan alternatif arayışına iterken, diğer yandan fosil yakıtların kullanımında yoğunlaşmaya sebep olmuştur. Bunun bir sonucu olarak Afrika kıtasının kaynakları tekrar batı gündemine girmiştir.

Dünyamız kimyasal kirlilik, küresel ısınma, doğal yaşam alanlarının yok edilmesi, biyolojik çeşitliliğin kaybı ile aşırı nitrojen ve fosfor kirliliği konularında eşik sınırını aşmıştır. Bunun sonucu olarak da kuraklık, deniz seviyesinin yükselmesi ve ormansızlaşma sorunları öne çıkmıştır.

Dünya çapında beş yaşın altındaki her on çocuktan birinin ölümü hava kirliliğinden kaynaklanmaktadır.

% 99’undan fazlası fosil yakıtlardan oluşan toplam plastik kütlesi, günümüzde yaşayan tüm memeli canlıların toplam kütlesini aşmıştır.

2022 de dünyamızda çoğu Afrika’da olmak üzere yirmi salgın hastalık yaygın olarak görülmüştür.

Savaşlar sebebiyle hastanelerin bombalanması, alt yapı ve temiz su kaynaklarının azlığı, sağlık sektörünün ticarileşmesi sonucunda aşı ve ilaç yetersizliği gibi hususlar sağlık problemlerini ağırlaştırmıştır.

Raporumuzun kültür sanat bölümünde; sanat alanının bir yandan küresel ısınmaya dikkat çekerken diğer yandan nasıl iklim krizine katkı sağlayabileceği tartışılmış; kaçırılan ya da yağmalanan tarihi eserlerin ülkelerine iade edilmesinin nasıl uluslararası siyasi bir sorun olabileceği incelenmiştir. Ayrıca sanat eserlerinin ekonomik metalara dönüşüm süreci ve bunlar üzerinden kara para aklanması ifşa edilmiştir. Küresel ısınmaya dikkat çeken bir sergiye sponsor olan petrol şirketlerinin, başka coğrafya ve halklara ait çalınmış nadide eserleri restore edip ziyaretçilere sunan müzelerin, ya da milyon dolarlara satılan sanat eserlerini kara para aklama veya terörü finanse etmede kullanıldığının farkındalığı ortaya konulmuştur. Bu bölümde bazı ülkelerin kendi topraklarında yaşayan veya hedef alınan etnik ve dini azınlığın kültürel mirasını nasıl yok ettiğine de değinilmiştir.

İnsanlar, teknolojinin gelişmesiyle üzerinde taşıdığı telefonların kesintisiz veri akışı karşısında her an aktif olmaya zorlanmaktadır. Bu durum insanın ve dolayısıyla toplumun düşünsel ve eylemsel çerçevesini derin bir şekilde manipüle etmektedir. İstenilen algıların oluşmasının medya eliyle tetiklenmekte olduğu ırkçılık, mülteci temsilleri, İslam düşmanlığı gibi anahtar kavramlar üzerinden örneklenmiştir.

2022 yılında dünyada neredeyse tüm demokratik rejimler kırılgan hale gelmiş, güvenlikçi politikaların öne çıkmasıyla, hükümetler hak ihlallerinin ve şiddetin bizzat faili olmuş, bunun sonucunda da aktif yurttaşlık alanları ile demokratik ve sivil alanın etkinliği belirgin bir şekilde daralmıştır.

Raporun içeriğinden de anlaşılacağı üzere dünyada hak ihlalleri süreklilik kazanmış ve siyasal ajandaların güdümünde araçsallaştırılmıştır. İnsanlığın ortak mirası olarak kabul edilen, evrensel temel hakların gelişimi ve bu hakların herkes için eşit ve özgürce uygulanabiliyor olması dileğiyle 11.ci yıllık raporumuzu tarihe not düşmek üzere ilgi ve alakanıza arz ediyoruz.

BASIN BİLDİRİSİ / 22 Mart 2023 Çarşamba

Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi

RAPORLARIMIZ

Süreli Yayınlar

Raporlar

Kitaplar

Ülke İhlal Karneleri

Broşürler