Somali’deki Açlık Kader mi? Sömürge mi?
Somali’deki Açlık Kader mi? Sömürge mi?
Somali’de yaşanan açlık ve kuraklığın arkasındaki nedenleri araştırmak üzere, dernek başkanımız Ayhan Küçük, hukuk isleri direktörümüz Mustafa Demiral, yönetim kurulu üyelerimiz Veysel Basar, Abdullah Küçükaytekin ve Yusuf Sahin’den oluşan heyetimiz 11-18 Eylül 2011 tarihleri arasında Somali’nin başkenti Mogadisu ve Kenya sınırları içerisindeki Dadaab Mülteci Kampı’nda bulunmuslardır.
Heyetimizin gözlemleri, görüşme notları ve incelemeleri neticesinde hazırladığımız “Somali’deki Açlık: Kader mi, Sömürge mi?” başıklı raporumuzu ve raporumuzla ilgili basın açıklamamızı dikkatinize sunuyoruz. 

Bugün dünya üzerinde yaşanan sorunlar dikkate alındığında, hiç şüphesiz, Somali’de yaşanan açlık ve kuraklık, listenin başında yeralmaktadır. Biz UHİM olarak, gerek dünya siyasetine yön veren devlet ve kurumların, gerekse medyanın söylemlerinin etkisiyle, bölgenin coğrafî şartlarından kaynaklandığına inanılan bu sorunu ele almayı ve bu durumu hazırlayan gerekçeleri tesbit etmeyi amaçladık. Raporumuz, 11-18 Eylül 2011 tarihleri arasında Somali’nin başkenti Mogadişu ve Kenya sınırları içinde bulunan Dadaab Mülteci Kampı’nda çalışmalar gerçekleştiren heyetimizin gözlemleri, görüşme notları ve tesbitleri doğrultusunda hazırlanmıştır. Ziyaret boyunca Somali ve Kenya’daki çeşitli kurumlar, üst düzey devlet yetkilileri ve STK’lar ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerde edinilen bilgiler ve heyetimizin yerinde yaptığı gözlemler esnasında, bugün Somali’de yaşanan dramın asıl nedeninin kuraklık ve kıtlık olmadığı, bu durumun tabiata ve topluma yapılan sorumsuz müdahalelerin doğal bir sonucu olduğu tesbit edilmiştir.

Asıl Sorun Siyasî İstikrarsızlık!
Bugün Somali’de yaşanan sorunların temelinde, ülkede 20 yıldır süren içsavaş nedeniyle devam eden siyasî istikrarsızlık vardır. Birçok köklü medeniyete evsahipliği yapmış Somali, dinamik ve genç nüfusu, jeopolitik ve jeostratejik önemi ve zengin yeraltı kaynakları nedeniyle çeşitli müdahalelere maruz kalmakta, ülkenin istikrara kavuşması ve diğer Afrika toplumlarına örnek olması engellenmektedir.
Ekonomik Dayatmalar Üretimi Sıfırlıyor!
80’li yılların başından itibaren Somali’de etkili olmaya başlayan küresel finans kurumlarının ekonomi politikaları ve yaptırımları, Somali ekonomisinin çöküşünü hazırlamıştır. Üretim alanları kısıtlanmış, ithal ürünlerle tarım durma noktasına gelmiştir. 10 milyon hektar ekilebilir tarım arazisine sahip olmasına karşın, Somali arazilerinin büyük çoğunluğu bugün Avrupalı tarım devlerine kiralanmış, ağaçlarının önemli bir kısmı da kömür üretimi için yine Batılı firmalarca kesilmiş durumdadır. 1992 yılında içsavaşın etkisi ile azalmış olmasına karşın 40 milyon olan hayvan sayısı, dünyanın pek çok ülkesinin sahip olmadığı bir zenginliğe işaret etmektedir. Ayrıca Afrika’nın en büyük kıyı şeridine sahip olan Somali’de balıkçılık ve deniz ticareti de, çeşitli manipülasyonlarla engellenmektedir. Somali açıklarında koca bir ülkeyi doyuracak balık olmasına karşın, insanların açlıktan ölmesi düşündürücüdür. Bugün dünyanın en lezzetli ve paha biçilemez balık çeşitliliğine sahip Somali’nin balıklarını Uzakdoğulular, yumurtalarını ise Batılılar yağmalamaktadır.
Korsanlığı Uluslararası Şirketler Körüklüyor!
Somali Afrika’da okyanusa en uzun kıyısı olan ülkedir. Buna karşın, balıkçılık, liman işletmesi ve turizm açısından son derece müsait olan Somali kıyıları, bugün uluslararası şirketlerin nükleer atık deposu olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda Somali açıklarında artan korsanlık faaliyetlerinin, buradaki kaos ortamının ve denetimsizliğin sürmesine zemin hazırladığı açıktır.
Eğitimsizlik Bilinçsiz ve Bağımlı Yığınlar Üretiyor!
Yakın geçmişe kadar Afrika kıtasındaki eğitim merkezlerinden biri olan Somali’de, bugün eğitim çağındaki 3 milyon çocuk ve gencin yaklaşık %80’i eğitim alamamaktadır. Bu durum bilinçsiz ve bağımlı yığınların oluşmasına neden olmaktadır.
Gıda Yok, Ama Silah Var!
Ülkede 1991 yılından bu yana süren içsavaş, güvenli yaşamı imkânsız kılmaktadır. Binlerce yıldır barış içinde yaşayan toplumların birbirine düşman edildiği pek çok coğrafyada olduğu gibi Somali’de de içsavaş körüklenmekte ve bitmesine izin verilmemektedir. Süreç içerisinde tarafların bu yönde attığı yapıcı adımlar manipüle edilmiş ve barış süreci her defasında baltalanmıştır. Bugün Somali, insanların yiyecek yemek bulamadığı halde silah sahibi olduğu ve en ufak sorunların dahi çatışmaya neden olduğu bir ülkeye dönüşmüş durumdadır. Bu durum normalleştirilmeye çalışılmakta, ölümler istatistik bilgi olmaktan öteye geçememektedir.
Dadaab Kampı Açık Bir Laboratuar İşlevi Görüyor!
İçsavaşın başladığı 1991 yılında kurulan Dadaab Mülteci Kampı, mevcudu her geçen gün artan bir açık laboratuara dönüşmüş durumdadır. İnsanların yalnızca tüketen varlıklar olarak hayatta kaldığı Dadaab Mülteci Kampı, Avrupa ülkelerinden gelen pratisyen hekimlerin staj mekânı olarak kullanılmaktadır. Kampta organ ticaretinin yapıldığı, insanlar üzerinde tehlikeli deneylerin uygulandığı ve BM’nin yapılanlara gözyumduğu iddiası da giderek kuvvetlenmektedir. BM’nin kontrolü altındaki kamplarda yaşanan bu olaylar, ölülerin yaşayanlardan daha şanslı sayılacağı hale gelmiştir. Bugün 650 bin kişilik mevcudu ile küçük bir ülkenin nüfusuna yaklaşan Dadaab Kampı, Somali’nin boşaltılmasında kullanılmaktadır. Yardıma muhtaç yüzbinlerce insana yaşadığı bölgelerde yardım ulaşmazken, insanlar Kenya sınırları içindeki Dadaab Kampı’na yönlendirilmektedir.
Somali, STK’ların Rekabet Alanına Dönüşüyor!
Somali’de uzun yıllardır devam eden bu sürecin aşılmasına katkı sunmak amacıyla bölgede faaliyet gösteren STK’ların, çalışmalarının merkezine gıda ve barınma sorununu aldıkları tesbit edilmiştir. Kısa-orta ve uzun vadeli projelerin hayata geçirilmesi noktasında STK’lar Somali’deki faaliyetlerinde yeni bir vizyona ihtiyaç duymaktadır. Öte yandan sürdürülen çalışmalarda STK’ların rekabet duygusuyla hareket ettiği, koordinasyon ve kendi aralarında yardımlaşmadan uzak oldukları tesbit edilmiştir. Heyetimizin tesbitleri doğrultusunda, UHİM olarak, Somali için hayata geçirilmesi gerektiğini düşündüğümüz çözüm önerilerini şöyle sıralayabiliriz:
Somali halkının kültürel dokusuyla uyumlu, dış müdahalelerden arındırılmış, demokratik tercihlerle belirlenmiş bir yönetimin işbaşına getirilmesi gerekmektedir. Türkiye ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın aracılığı ve Somali’deki tüm tarafların katılımıyla bir Somali Konferansı düzenlenerek devlet yapısına ilişkin eğilimler tesbit edilmeli, akabinde kurulacak hükümetle siyasal istikrarın oluşması sağlanmalıdır.
Acil olan açlık ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmasından sonra üretime yönelik programlanmış yardımlar devam ettirilmeli, halk üretime teşvik edilmelidir. Bu süreçlerde uygulanacak programlar, kalkınma odaklı ve sürdürülebilir olmalıdır.
Eğitim açığının hızlı bir şekilde giderilebilmesi için, eğitime uygun yapılar hızla tamirattan geçirilerek fiziki mekânlar sağlanmalı ve eğitim hizmetine sunulmalıdır. Türkiye’ye getirilecek öğrencilerin seçimi hızlı ve titiz bir şekilde yapılmalı, öğrenci seçiminde Somali’nin tüm bölgeleri değerlendirilmeye alınmalıdır.
Halkın geleneksel mesleği olan tarım ve hayvancılık, modern araç ve yöntemlerle teşvik edilmelidir. Tarım ve hayvancılığa elverişli araziler yabancı şirketler ve yerli feodal unsurlardan kurtarılarak halkın istifadesine sunulmalıdır. Ayrıca balıkçılık ve deniz ticaretinin hayata geçirilebilmesi için, uluslararası şirketlerin Somali açıklarındaki hukuk dışı uygulamalarına son verilmelidir.
İslam coğrafyasındaki devlet ve STK’lar, İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesindeki mekanizmaları etkin ve verimli kullanmalıdırlar. Söz konusu STK’lar, BM’nin bölgede gerçekleştirdiği faaliyetlerde de etkin bir biçimde yeralmalıdırlar.
BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı, Somali’nin altyapısını inşa etmeyi amaçlayan TİKA’nın çalışmalarına destek olmalı ve fon ayırmalıdır. - Bölgede yardım faaliyeti gösteren STK’lar rekabet duygusuyla değil, Somali halkının maddî ve moral değerlerinin yükseltilmesi amacıyla hareket etmelidirler.
Kamplardaki insanların yeniden yurtlarına dönmelerini sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır. Yardımlar kamplardan Somali içine kaydırılmalı, kalıcı projeler Somali içinde gerçekleştirilmelidir.
Hazırladığımız bu raporun Somali konusunun ‘insani yardım’ın ötesinde, sorgulayıcı bir yaklaşımla ve daha kapsamlı bir biçimde yeniden ele alınması sürecine katkı sağlamasını ümid ediyoruz.


 

BASIN BİLDİRİSİ / 30 Eylül 2011
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul

Kayıt Tarihi : 1 - 10 - 2011
Bu sayfa 853 defa ziyaret edilmiştir.