Seçmen Bürokratik Vesayete / Siyasete Teslim Edilmemelidir!
Seçmen Bürokratik Vesayete / Siyasete Teslim Edilmemelidir!
“Seçmen Bürokratik Vesayete / Siyasete Teslim Edilmemelidir!” baslıklı basın açıklamamız UHİM dernek merkezinde yapılan basın toplantısıyla UHİM Yöneticilerinden Yusuf Sahin tarafından kamuoyuyla paylasıldı.
 
Devleti yöneten kadrolarla toplum arasındaki ilişki, sağlıklı bir yönetim açısından hayati önem taşımaktadır. Demokratik yönetimlerde, yönetim birimleri ve görev tanımları net biçimde belirlenmiş ve yönetim halkın tercihi ile vekâlet verdiği siyasi otoriteye bırakılmıştır. Devlet yapılanmasında ayrıca siyaset kurumlarına yardımcı olmak üzere birtakım bürokratik ve askeri yapılar tesis edilmiştir. Ancak kimi zaman asker ve bürokratların görev ve sorumluluk alanlarını aşarak, siyaset kurumunun alanına müdahil olduğu görülmektedir. Bu durum toplum açısından telafisi mümkün olmayan zararlar doğurmaktadır. Yakın geçmişimiz bunun acı örnekleriyle doludur.
Yaklaşmakta olan genel seçimler öncesinde, bürokratik kadrolardan siyasete büyük bir yönelim olduğu gözlemlenmektedir. Hukuk, eğitim, güvenlik, ekonomi gibi pek çok alandan bürokratın, seçimlerde özellikle iktidar partisinden aday olmak üzere istifa etmesi, bürokratik anlayışın siyasete taşınması tehlikesini beraberinde getirmektedir. Bu durum çoğulcu, katılımcı yönetim anlayışı için tehlike arz etmekte, tektipçi anlayışı besleme riski taşımakta, parlamentoların temsil kabiliyetini ve belirleyici gücünü zayıflatmaktadır.
Bürokratlara, devlet yönetiminde sorumluluklarını daha iyi yerine getirmeleri için birtakım imtiyazlar verilmiş, ancak bu imtiyazlar topluma karşı kullanılmış, zamanla da bürokratik/siyasi kazanımlar rant edinme aracı haline getirilmiştir. Böylece bürokrasi giderek toplumdan ve toplumun sorunlarından uzaklaşmıştır. Kendi sınırları içinde bile topluma zarar veren bu anlayışın siyasi alana taşınmasının sonuçlarını kestirmek zor değildir. Halktan kopuk, toplumun sorunlarına olan duyarlılığı zedelenmiş, seçkinci bir anlayışın siyasi mekanizmalar içerisinde kendine yer bulması, halkın yönetimle olan ilişkisinde mesafeleri daha da açacak, milletimizin kurtulmaya çalıştığı otoriter ve oligarşik yapının tekrar güç kazanmasına yol açacaktır.
Bugün yönetim alanında yaşadığımız sorunların en önemlisi, siyasetçilerin iktidar gücüyle karşılaşınca toplumsal hassasiyetini kaybetmesi, siyasi iktidarın bir güç kaynağı olarak toplum üzerinde kullanılmasıdır. Bu noktada bürokratik anlayışın siyasi güce ulaştığında toplum için daha büyük tehlike arz edeceği açıktır. Öte yandan bürokrasinin siyasileşmesi, siyasetin bürokratikleşmesinden daha tehlikelidir. Zira seçim sonrasında eski görev sahasına dönecek olan bürokratların artık siyasi kimlikleri ile hareket etme ve kamu gücünü kullanma riski doğacaktır. Nitekim bu hususta en sık karşılaşılan durum, iktidar partisinden aday adayı olan bürokratın seçilemeyip geri döndüğünde bu durumu daha yüksek (!) makamlar için kullanma eğilimi içinde olmalarıdır. Oluşan bu tablo diğer bürokratlara da büyük bir haksızlık anlamına gelmektedir.
Topluma yabancılaşmış, seçkinci, tektipçi bir yönetim anlayışının oluşmaması için; 
  • Bürokratlar asli görevlerini kendi görev sınırları içerisinde sürdürmelidir.
  • Katılımcı yönetim anlayışının varlığı için, yönetimde sivil düşüncenin etki alanı daraltılmamalıdır.
  • Adaylık sürecinden sonra aday olamayan işçilere geri dönüş hakkı tanınmayıp memurlara tanınması sebebiyle yaşanan eşitsizlik ortadan kaldırılmalıdır.
  • Seçim sebebiyle istifalar ve seçim sonrası geri dönüşler belli kriterlere bağlanmalıdır. Seçim sürecinde siyasi tercihini kullanmış ve objektifliğini yitirmiş kişilerin  bürokrasiye dönüşünün engellenmesi veya görev alacağı alanların sınırlandırılması gereklidir.
  • Devlet yönetiminde teorik düşünce, pratik siyasetle verimli hale getirilmelidir.
  • Sivil siyasete dahil edilecek bürokrat seçiminde, fikri entelektüel donanım ve sosyal deneyim dikkate edilmelidir.
  • Yaklaşan seçimlerde toplumun tercihine sunulacak milletvekili adayları belirlenirken sandık bürokratik vesayete bırakılmamalıdır.
 
BASIN BİLDİRİSİ / 17 Şubat 2015
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul
Kayıt Tarihi : 17 - 2 - 2015
Bu sayfa 1149 defa ziyaret edilmiştir.