Sandığın Mesajı Yalnızca Küresel Sisteme mi?
Sandığın Mesajı Yalnızca Küresel Sisteme mi?
“Sandığın Mesajı Yalnızca Küresel Sisteme mi?” başlıklı basın açıklamamız UHİM merkezinde Başkanı Ayhan Küçük tarafından kamuoyuna sunuldu.
 
Türkiye, son derece hareketli geçen bir sürecin ardından 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri’ni geride bırakmıştır. Gezi Parkı olayları ve 17 Aralık Operasyonu ile Türkiye’de gerçekleştirilmek istenen siyaset mühendisliği, toplumda genel kabul görmemiştir. Seçmen 30 Mart’ta bir siyasi partiyi desteklemenin yanı sıra; Batılılaşma süreci boyunca sürekli dış etkilere maruz kalan ve son dönemlerde yeniden hedefe konan ülkesine sahip çıkma refleksi göstermiştir.
30 Mart’ta seçmenin verdiği bu refleks, yalnızca Türkiye’de siyaseti dizayn etmeye çalışan küresel sistem tarafından değil, siyasal iktidar tarafından da doğru anlaşılmalıdır. Küresel ölçekte cereyan eden bu gelişmelere tepki veren milletin, on iki yıldır devam eden mevcut siyasal iktidarın yanlışlarının da farkında olduğu bilinmeli ve bu hassasiyet dikkate alınmalıdır. Küresel sistemin Türkiye’de siyasal iktidarın yanlışları üzerinden doğrularını hedef alan müdahalesine karşı siyasal iktidarı destekleyenlerin aynı zamanda iktidarın yanlış uygulamalarını da benimsediği düşünülmemeli ve seçim sonuçlarının özeleştiriye mani olmadığı görülmelidir.
Bu noktada siyasal iktidar tarafından dikkatle ele alınması gerektiğini düşündüğümüz hususları şöyle sıralayabiliriz:
  • Özgürlükleri kısıtlayıcı uygulamalarıyla hak ihlallerine sebep olan ve uzun yıllardır değişmesi beklenen mevcut anayasa yerine, siyasal iktidarın vadettiği, toplumun tüm ihtiyaçlarına cevap verecek sivil ve kuşatıcı yeni bir anayasa bir an önce çıkartılmalıdır.
  • Ahlaki ve manevi çöküntüye sebep olan cinselliğin alenileştirilmesi, aile kurumunun zayıflatılması ve zararlı alışkanlıkların yaygınlaştırılması gibi uygulamaların önüne geçilmeli, bu noktada atılan adımlar kararlılıkla sürdürülmelidir.
  • Toplumu oluşturan en önemli unsur olan aileye dair üretilen politikalara rağmen aile kurumu giderek zayıflamakta ve buna bağlı olarak kadına karşı şiddet tırmanmaktadır. Bu kapsamda yalnızca hukuki düzenlemelerle yetinilmemeli, aile kurumunu güçlendirecek çözümler üretilmelidir.
  • Genç nesiller için daha kapsamlı planlamalar yapılmalı; zaman zaman en üst düzeyde eleştirilen genç kuşakların mevcut siyasal iktidar döneminde yetiştiği unutulmamalıdır. Bu kapsamda medeniyet değerlerini özümsemiş, sorumluluk sahibi öncü kuşakların yetişmesi için adımlar atılmalıdır.
  • Büyük bir hızla tüketim toplumuna dönüştüğümüz görülmeli, küresel kapitalizmin sömürü aracı olan AVM’lerin sınırlandırılması başta olmak üzere bu gidişe dur denilmelidir.
  • Son yıllarda her gün bir yenisinin inşaatına başlanan toplu konutların yüzlerce yıllık şehir, mahalle ve komşuluk kültürümüzü yok ettiği görülmeli ve başta kentsel dönüşüm olmak üzere şehir politikaları kültürel dokumuz dikkate alınarak uzun vadeli planlamalara göre belirlenmelidir.
  • Yönetici kadroların rehavet, yozlaşma, çiftestandart gibi iktidarın yozlaştırıcı etkilerinden uzak durması için gerekli adımlar atılmalı, bürokratik tahakküm tedavülden kaldırılırken yerine seçilmişlerin tahakkümü ikame edilmemelidir. 
  • Genel ve yerel yönetimlerde kaynak israfı engellenmeli, yöneticilere sunulan imkanlarda aşırılıktan kaçınılmalı, yöneticiler yetki ve sorumluluklarını ranta dönüştürmemelidir.
  • Devlet STK’ları kendi politikalarını onaylayan kurumlar olarak görmemeli, karşıt fikirleri tehdit değil teklif olarak değerlendirmelidir.
  • Geçmişte devlet yapısını oluşturan kurumlara yerleşen ve halk tarafından seçilmiş yönetimlere yönelik hukuk dışı uygulamalarıyla toplumsal çatışmalara zemin hazırlayan statükocularla mücadele devam etmelidir. Ancak bu süreçler hakkaniyet ölçüleri içinde kişisel mağduriyetlere yol açmadan, hak ve hukuk gözetilerek sürdürülmeli, yakın geçmişte düşülen hatalar tekrar edilmemelidir.
  • Toplumda farklı düşünen kesimler arasında gerilim yaşanmasına sebebiyet verecek yaklaşımlardan uzak durulmalı, kuşatıcı bir söylem biçimi benimsenmeli ve toplumsal huzuru sağlamak adına yapıcı ve somut girişimlerde bulunulmalıdır.
  • Eğitim politikalarında geride bıraktığımız yıllar içerisinde yapılan ve adeta yapboza dönen yanlışlardan ders alınarak kalıcı ve köklü adımlar atılmalıdır. Akademik başarılar ve ahlaki kazanımları önemseyen uzun vadeli plan ve programlar yapılarak kalıcı ve istikrarlı eğitim politikası geliştirilmelidir.
  • Kültür alanında köklü ve uzun vadeli politikalar üretilmeli ve bu saha toplumun belli kesimlerinin tekelinden çıkartılmalıdır. Bütün kesimleri kuşatan ve medeniyet birikimimizi esas alan uygulamalar hayata geçirilmelidir.
  • Gelişen ve büyüyen ekonomik pastadan alt ve orta sınıflar aynı oranda pay alabilmeli, refah seviyesindeki farkın zaman içinde toplumsal barışı bozabileceği erkenden görülmeli ve sosyal kesimler arasındaki gelir farklılıklarının en aza indirilmesi için önlemler alınmalıdır.
  • Komşu ülkelerde yaşanmakta olan iç çatışmaların ve insani dramların son bulması için uluslararası sistemin yönlendiricileri ve komşu ülkelerle akılcı, etkin, sonuç almaya yönelik politikalar denenmelidir. Özellikle yakın komşumuz Suriye’de iki yılı aşkın süredir devam eden içsavaşın bitirilmesi, daha fazla kanın akmaması ve barışın sağlanabilmesi adına her türlü çözüm önerisi dikkate alınmalıdır.

BASIN BİLDİRİSİ / 28 Nisan 2014
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul

 
Kayıt Tarihi : 28 - 4 - 2014
Bu sayfa 668 defa ziyaret edilmiştir.