Manipülasyonların Kıskacında İslam
Manipülasyonların Kıskacında İslam
Bugün içinde yaşadığımız ve son birkaç yüzyıldır Batı dünyası tarafından şekillendirilen dünya, insanlığı geçmişte olduğundan daha iyi bir noktaya ulaştırmada başarılı olamamıştır. Tam aksine, özellikle son yıllarda yaşanan gelişmelere bakıldığında, Batılı devlet ve yapıların kontrolündeki mevcut küresel sistemin dünyayı felakete sürüklediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Nitekim şu veriler bu acı gerçeği teyit eder niteliktedir:
BM tarafından 1971 yılında yapılan düzenlemeyle “En Az Gelişmiş” olarak tanımlanan ülkelerin sayısı 25 iken, günümüzde bu sayı 49’a çıkmıştır.
Küresel Servet Raporu 2015 verilerine göre, 250 trilyon dolarlık küresel servetin %50’si, %1’llik kesimin elindedir.
Dünyanın en büyük 50 bankasının toplam varlıklarının büyüklüğü, 187 ülkenin bir yılda ürettiği gayrisafi yurt içi hasılaya denk gelmektedir.
Dünya üzerindeki gerçek mal ticareti günlük 50 milyar dolar iken, suni işlemlerle bu rakam 5 trilyon dolara ulaşmaktadır. Bir başka deyişle, küresel ölçekte ticari işlemlerin %99’u sanaldır. 
BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon tarafından aktarılan verilere göre, dünyada insani yardıma duyulan ihtiyaç 15 yılda 12 kat artarak yıllık 245 milyar dolara ulaşmıştır.
Dünya üzerinde hemen her yıl bir yenisi başlatılan içsavaş, işgal ve askeri operasyonların dünyaya maliyeti yıllık 15 trilyon Dolar’dır.
Her yıl yaklaşık 50 milyon hayvan kozmetik, ilaç, eğlence ve giyim endüstrileri tarafından katledilmektedir.
BM verilerine göre dünyada 250 milyon uyuşturucu bağımlısı bulunmakta ve her yıl 6 milyon insan tütün, 2.5 milyon insan ise alkol kullanımı sebebiyle yaşamını yitirmektedir.
OECD raporuna göre Avrupa’da doğan çocukların ortalama %50’si evlilik dışı ilişki yoluyla dünyaya gelmektedir. Bu oran bazı ülkelerde %60’ın üzerindedir.
Dünyada yaklaşık 1 milyar insan açlık çekmekte ve her yıl 2.3 milyon çocuk yetersiz beslenme sebebiyle ölmektedir.
Dünyamızın bu hale gelmesinin baş sorumlusu, hiç şüphesiz mevcut sistem ve bu sistemin temsilcisi olan kişi ve kurumlardır. Yaşanan sorunlara çözüm üretme potansiyeline sahip İslam medeniyetini oluşturan tüm unsurlar, bu potansiyeli sebebiyle çeşitli manipülasyonlara maruz kalmaktadır.
En genel ifadesiyle “İslam dünyası” olarak tanımlayabileceğimiz coğrafya, Batılılaşma süreci içerisinde, yani yaklaşık 200 yıldır siyasal, toplumsal, kültürel alanlarda manipülasyonun pek çok boyutuyla karşı karşıya gelmiştir. Ancak İslam’ın sistematik olarak, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde, siyaset, sanat, akademi, medya, sivil-toplum gibi pek çok alanda hedef tahtasına konulduğu görülmektedir. Bu manipülatif süreçte, İslam’ın kutsal değerleri, kavramları, inanç dünyasını şekillendiren semboller, kabuller, uygulamalar, kısacası bir Müslümanın hayatını şekillendiren maddi-manevi her şeyin hedef alınarak yıpratılmaya çalışıldığı görülmektedir. Bu yıpratma süreçleri ile birlikte toplumlar manipülasyona yatkın ve aldatılmaya hazır hale getirilmektedir. Tarihi süreç içerisinde benzerlerine şahit olduğumuz, İslam’ı ve Müslümanları hedef alan algı operasyonları, İslam’ın 14 yüzyılı aşkın tarihi boyunca kesintisiz biçimde süregelmiş ve bugün belki de en tehlikeli boyutlarına ulaşmıştır.
 
Bu kapsamda İslam’ı hedef alan manipülasyonlar raporumuzda şu yedi başlık altında ele alınmıştır:
1. İslam ile İlişkilendirme Yoluyla Manipülasyon 
2. İslam’ın Temel Kavramlarına Karşı Manipülasyon 
3. İslam’ın Kutsal Değerlerine Karşı Manipülasyon 
4. Dinî Vecibelere Karşı Manipülasyon 
5. Farklı İslam Algıları Oluşturma Yoluyla Manipülasyon 
6. Özgürlük Söylemi Üzerinden Manipülasyon 
7. İtibarsızlaştırma Yoluyla Manipülasyon
 
Bu manipülasyonların hayata geçirilmesinde kullanılan araçlar ise beş başlık altında incelenmiştir:
1. Yasallaştırma Araçları; Siyasî-Hukukî Merciler 
2. Kitleselleştirme Araçları; Yazılı, Görsel ve Sosyal Medya
3. Meşrulaştırma Araçları; Kültür-Sanat Kurumları 
4. Sondaj Araçları; STK’lar ve Akademi
5. Doğrulama Araçları; Taşeron Terör Örgütleri 
Kayıt Tarihi : 3.1.2017
Bu sayfa 3705 defa ziyaret edilmiştir.