Küresel Kültür Endüstrisi Soruşturması Raporu
Küresel Kültür Endüstrisi Soruşturması Raporu
“Küreselleşme” mefhumu, 20. yüzyılın ortalarından bu yana dünya kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri kabul edilmekte, başta internet ve medya sahası olmak üzere, son çeyrek yüzyılda yaşanan teknolojik gelişmeler, küreselleşmenin etkilerini dünya coğrafyasının en ücra köşelerine kadar ulaştırmaktadır.
Küreselleşme sosyolojik, felsefî, siyasî, ekonomik vd. bağlamlarda tartışıladursun, meselenin pratik yansımaları insan ve toplum hayatında belirgin biçimde görülür hale gelmektedir. Öte yandan, küreselleşmeye zemin hazırlayan fikrî altyapının temsilcilerinin, birtakım araç ve yöntemleri kullanarak, bireysel ve toplumsal yaşamı kontrol etmeye çalıştığı da, bugün artık genel kabul görmüş bir durumdur.
Soruşturmamızda, küreselleşmenin kültür-sanat alanındaki yansımalarına odaklanmaya çalışılmıştır. Küresel kültür endüstrisinin, millî kültürler üzerindeki olumlu-olumsuz etkileri masaya yatırılmış, bu alandaki sorun tespitleri ve çözüm önerileri üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda, kültür-sanat, akademi, medya, sivil toplum ve siyaset dünyasından pek çok ismin görüşlerine müracaat edilmiştir.
Katılımcıların görüşleri incelendiğinde, “küresel kültür endüstrisi”nin, genellikle, bugün başta ABD olmak üzere Batı’nın politik çıkarları doğrultusunda hareket eden bir yapı olarak anlaşıldığı, Batı dünyasının, bu yapıyı oluşturan sinema, televizyon, popüler kültür, moda, turizm gibi araçlar, Oscar, Nobel gibi uluslararası festival ve ödüllerle toplumları tektipleştirmeyi hedeflediği yönünde yaygın bir kabul olduğu görülecektir. Küresel kültür endüstrisinin millî kültürleri tahrip ettiği, toplumları bir arada tutan, onlara bir kimlik ve aidiyet kazandıran kültürel değerleri yok ettiği de katılımcılarımızın ortak kanaatleri arasındadır.
Öte yandan, katılımcılarımızın büyük çoğunluğunun, yaşanan süreci bir medeniyet krizi olarak gördüğü de anlaşılmaktadır. Modernleşme/Batılılaşma sürecinin, siyasî, toplumsal ve kültürel alanlarda köklü bir dönüşümü hedef alan bir proje olduğu, bugün Batılılaşma sürecine muhatap olan toplumlarda ortaya çıkan tablonun, bu projenin bir sonucu olarak okunması gerektiği vurgulanmıştır.
Varlığı üzerinde mutabık olunan bu sorunların çözümüne dair öne sürülen fikirler incelendiğinde, bugün küresel kültür endüstrisinin en önemli araçları olarak kabul edilen sinema, televizyon gibi araçların aynı şekilde millî kültürleri korumak ve zenginleştirmek için kullanılması gerektiğine dair de güçlü bir fikir birliği olduğu görülmektedir. Katılımcılarımız, bu yapılırken, kültürümüzü oluşturan aslî unsur ve değerlere uygun sanat eserleri, senaryolar, filmler, çizgi filmler, tiyatro oyunları üretilmesi, Batılılaşma süreci ile toplumsal yaşamımıza dahil olan sanat alanlarının yanı sıra, medeniyetimize ait sanatların da önemsenmesi gerektiğini belirtmiş, bu eserlerin genç nesillere ulaşabilmesi için gereken mecraların kullanımına özen gösterilmesi önerilmiştir. Ancak bu yapılırken küresel kültür endüstrisinin güç merkezli dil, üslup ve yöntemlerinin dışına çıkan özgün bir dil üretilmesinin elzem olduğu vurgulanmıştır.
Soruşturmamızın küresel kültür endüstrisinin farklı cepheleriyle tartışmaya açılmasına katkı sağlayacağına ve bu alanda yapılmakta olan çalışmalara yeni perspektifler sunacağına inanıyoruz.
Kayıt Tarihi : 4.10.2017
Bu sayfa 883 defa ziyaret edilmiştir.