Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler
Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler
“Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler”basın açıklamamız UHİM Danışma Kurulu Üyesi Fikri Cumhur tarafından dernek merkezimizde gerçekleştirilen basın toplantısıyla kamuoyuna sunuldu.

Dünya üzerinde devam eden işgal ve iç savaşlarda kamuoyu genellikle siyasi gelişmelere odaklanmakta, yaşanan kaos ortamında ortaya çıkan toplumsal sorunlar göz ardı edilmektedir. Bu süreçte kamuoyu küresel aktörlerin bölge üzerindeki politikaları doğrultusunda yönlendirilmekte, siyaset, medya, sivil-toplum ve akademi dünyasında da gelişmeleri bu sınırlı bakış açısıyla ele alındığı gözlemlenmektedir. Nitekim 11 Eylül sonrasında özellikle Afganistan, Irak ve Suriye’de yaşanan işgal ve içsavaşlarla Afrika kıtasındaki yoksulluk sebebiyle yüzbinlerce aile parçalanmış, milyonlarca insan mülteci konumuna düşmüş olmasına rağmen, bu küresel sorunların çözüme kavuşturulmak bir yana, sağlıklı bir şekilde tartışıldığını söylemek dahi mümkün değildir.
Bu kapsamda ele alınması gereken en önemli sorunlardan biri, hiç kuşkusuz “kayıp nesil” tehlikesidir. Ülkelerinde yaşanan işgal ve iç savaşlar sebebiyle aileleri parçalanan milyonlarca çocuk ve genç bugün dünyanın dört bir yanında hayati sorunlarla karşı karşıyadır. Bu çocuk ve gençler özellikle Avrupa’da fuhuş çeteleri ve organ tüccarlarının açık hedefi haline gelme, çocuk yaşta çalışmaya mecbur bırakılma, eğitim olanaklarından sağlıklı bir şekilde yararlanamama, anne-baba sevgisini tadamama, yaşadıkları sosyal ve kültürel travmalar sebebiyle kendi kültür ve geleneklerinden uzaklaşma, aidiyet hislerini kaybetme, sahip oldukları değerleri yitirme gibi sorunlarla karşı karşıya kalmakta, içinde bulundukları bu koşullar sebebiyle her türlü zararlı alışkanlığa ve şiddet eğilimine de açık hale gelmektedirler.
Siyasi mercileri, medya organları, sivil toplum kuruluşları, akademik yapıları ve diğer tüm etkin kurum ve kuruluşlarıyla ABD ve Avrupa’nın, özellikle son dönemde milyonlarca Suriyelinin yaşadığı mültecilik sorunu karşısında başarılı bir sınav veremediği açıkça görülmektedir. Öte yandan, BM, NATO, UCM gibi dünya üzerinde barış ve huzuru sağlamayı misyon edinmiş uluslararası yapılar da, bu süreçlerdeki yaklaşım ve uygulamalarıyla kayıp nesillerin oluşmasına adeta zemin hazırlamışlardır.
Bu süreçte Türkiye, resmî kurumları, STK’ları ve toplumsal dinamikleriyle inisiyatif almaktan çekinmemiş ve önemli bir misyon üstlenmiştir. Çok daha büyük ekonomilere sahip Avrupa devletlerinin mültecilere sırt çevirdiği, yüzbinlerce Suriyelinin Avrupa’ya göç yolculuğunun bir ölüm-kalım mücadelesine dönüştüğü, onbinlerce Suriyeli kadın ve çocuğunsa Avrupa ülkelerine giriş yaptıktan sonra kaybolarak fuhuş ve organ çetelerinin eline düştüğü bir süreçte Türkiye 3 milyon Suriyeliye koşulsuz şartsız kucak açmıştır. Bugün eğitim çağındaki Suriyeli çocuk ve gençlerin geleceğine dönük projelerin tartışılması da, Türkiye’nin bu alandaki olumlu yaklaşımını ortaya koymaktadır.
“Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler” kapsamında, siyaset, akademi, medya, sivil toplum ve kültür-sanat dünyasından pek çok şahıs ve kurumun görüşlerine müracaat edilmiş, sorunun sebep ve sonuçları irdelenmiş, çözüm önerileri üzerinde durulmuştur.
Kayıp nesil riskinin ortadan kaldırılması için ilgili kamu kuruluşlarından eğitim kurumlarına, medya organlarından akademi dünyasına, kültür-sanat camiasından sivil-toplum kuruluşlarına kadar tüm paydaşların üzerine düşeni yapması büyük önem arz etmektedir. Soruşturmamızın bu konuda yapılacak çalışmalara katkı sağlamasını ümit ediyoruz.
Soruşturmamıza katılan isimlerin görüşleri incelendiğinde, katılımcıların Türkiye’de bulunan Suriyeli mülteciler için bir kayıp nesil riskinin varlığı hususunda hemfikir oldukları görülmekte-dir. Kayıp nesil riskinin sebepleri arasında içsavaşın doğurduğu ve çağımızın en büyük küresel krizlerinden biri olarak öne çıkan mülteci krizi ve Batı toplumunun bu sorun karşısındaki duyar-sızlığı görülmektedir. Kayıp nesil riskinin Türkiye’de gerçekleşmesi durumunda yaşanacak muh-temel sonuçlar konusunda da katılımcılarımız, Suriye toplumunun geleceğinin yok olması ve başta Türkiye olmak üzere bölge güvenliğinin zaafiyete uğraması gibi hususlar öne çıkmıştır.
Katılımcılarımızın kayıp nesil riskinin ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere dair fi-kirleri incelendiğinde de özellikle eğitim hususunun belirgin biçimde öne çıktığı, bu konuda eği-time hayati bir misyon yüklendiği görülmektedir. Hemen her katılımcı, çözüm tekliflerinde eğitim ile ilgili hususlara dikkat çekmiştir ki, bu noktada öne sürülen fikirlerin ayrıntılarına raporumuzun sayfaları arasına ulaşılabilir. Raporumuzda soruşturmamızda öne çıkan çözüm önerilerinden bazıları şunlardır:
Mültecilere yönelik politikalar mültecilerin büyük kısmının Türkiye’de kalacağı senar-yosuna göre planlanmalıdır. Bu politikalar yalnızca çocuk ve gençlerin değil, mülteci ailelerin bütüncül olarak mahalle ve kent merkezli olarak uyumuna yardımcı olmalıdır.
Göçmenlerin ülkemizde kalıcı olduğuna güçlü bir biçimde inanılmalı, bütünlüklü ve uzun vadeli bir göç politikasının geliştirilmelidir.
Üretilecek devlet politikalarında çokkültürlülük esas alınmalıdır.
Türkiye’ye giriş yapan kişilerin biyometrik verileri alınırken meslek ve eğitim bilgileri de kaydedilmeli, gelen kişilerin sahip oldukları bilgi birikim ve yetenekleri topluma aktarmaları sağlanmalıdır.
Çocuk ve gençlerle ilgili kayıt kabul işlemleri sağlam tutulmalı, bu gruba yönelik sos-yal, kültürel ve ekonomik tedbirler alınmalı, çocuklar ve gençler için ayrı birim teşek-kül ettirilmelidir.
Çocukların hem kendi kültürlerini koruyabilecekleri hem de bulundukları toplumla entegrasyonlarını kolaylaştıracak içerikte eğitim almaları sağlanmalıdır.
Suriyeli genç ve çocukların mesleki becerilerinin geliştirilmesini amaçlayan politikalar geliştirilmelidir.
Suriye müfredatına bağlı eğitim veren “Geçici Eğitim Merkezleri”nin yanı sıra uzun vadeli bir gelecek perspektifi sunacak, Türkiye müfredatında ve Türkçe eğitim veril-mesini esas alan iki model etkin bir şekilde yürütülmelidir.
Toplumsal ortaklıklar ve farklılıklar konusunda STK’lar çalıştay düzenlemeli, toplum-ların birbirini kabulünde neler yapılabileceği tartışılmalıdır.
Savaş mağduru çocuklara savaşın izlerini sildirecek psikolojik destek sağlanmalıdır.
Suriyeli sığınmacıların psikolojik, ekonomik güçlendirme ve entegrasyon çalışmalarında sığınmacıların sosyo-kültürel değerleri göz önünde bulundurulmalıdır.
Sığınmacıların hak ihlalleri konusunda duyarlı olunmalı, onlara yönelik kötü muamele, ayrımcılık, şiddet ve diğer ihlallerin hızlı ve etkin bir takip ve tazmini sağlanmalıdır.
Suriyeli çocuk ve gençlere Arapça müfredatları ile Suriye’de verilen eğitime eşdeğer bir eğitimle başlanmalı, ek olarak içinde yaşadıkları ülkenin de dili öğretilmedir.

Rapora ulaşmak için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız:
https://www.uhim.org/_kayip-nesil-sorusturmasi-suriyeli-multeciler_-raporu-yayimlandi-4549.html
BASIN BİLDİRİSİ / 21 Ekim 2016 Cuma
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi
Kayıt Tarihi : 21.10.2016
Bu sayfa 1731 defa ziyaret edilmiştir.