Kadim Medeniyet ve Yeni Dünya Düzeni Arasında Hindistan
Kadim Medeniyet ve Yeni Dünya Düzeni Arasında Hindistan
“Kadim Medeniyet ve Yeni Dünya Düzeni Arasında Hindistan” basın açıklamamız Dr. Mehmet Özay ve UHİM yöneticilerimiz tarafından Haveran Restaurant’ta gerçekleştirilen basın toplantısıyla kamuoyuna sunuldu.

Birbirleriyle güçlü işbirliği kurma ihtimali bulunan ülkeler arasında gerilim ve düşmanlığı tırmandırma ya da hiç olmazsa söz konusu devletleri birbirinden uzak tutma politikası, Batılı küresel sistemin kendisine rakip ve düşman olarak gördüğü devletlere karşı izlediği stratejilerin başında gelir. 
Türkiye-Hindistan ilişkileri de, başta İngiltere olmak üzere, Batı dünyasının bu yönde en çok çaba harcadığı alanlardan biridir. Batılı üst aklın Türkiye ile Pakistan arasındaki “kardeş ülke” yaklaşımını, Türkiye’yi Hindistan’ın karşısında konumlandırmak için bir araç olarak kullanması ve İngiliz emperyalizminin Hindistan’ı işgal sürecinde ürettiği Müslüman-Hindu çatışmasını bahane ederek yerli toplumların kendi kendilerini yönetemeyecekleri düşüncesini yerleştirmeye çalışması bu durumun en tipik örneklerindendir. Buna karşın, İngiliz sömürge yönetimiyle mücadelede, Hindistan milliyetçiliği çatısı altında Müslümanlarla Hinduların bir araya gelmesi Hindistan ulusal direnişinin en dikkat çekici yanlarından biri olmuştur.
Küresel güçlerin bu tip tuzaklarının önüne geçmek için Türkiye ve Hindistan arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi, öncelikle söz konusu ülkelerin birbirini iyi tanıması ile mümkündür. Bu bağlamda, Türkiye-Hindistan ilişkilerinde tarihî referansların bir çıkış noktası olabileceğine kuşku yoktur. Türkiye’nin Avrupa ve Asya; Hindistan’ın ise Batı Asya ve Uzak Doğu-Güneydoğu Asya arasındaki jeo-stratejik konumu iki ülkeyi birbirine yaklaştırmada önemli bir referans niteliğindedir. Ayrıca, Türkiye gibi deniz yollarının bağlantı noktası üzerinde bulunan bir ülkenin, Hindistan’la turizm boyutunda kuracağı ilişkilerde yeni yaklaşımlarla yeni açılımlar yapma imkânı bulunmaktadır.
Hindistan’la hemen her alanda ilişkileri geliştirme imkanına sahip olan Türkiye, tıpkı 1956’da Pakistan Afganistan sınır anlaşmazlığında olduğu gibi, son dönemde küresel bir sorun haline gelen Hindistan-Pakistan arasındaki Keşmir sorununun çözümüne de katkı sunabilir. Bununla beraber, Hindistan topraklarında yaşayan Türk soylu toplulukların varlığı, Türkiye’nin dil-kültür ve sanat varlıklarının bölgeye ulaştırılmasını teşvik edici bir nitelik taşımaktadır. Bu sürecin söz konusu kitlelerin geçmişle bağlarını kurmak suretiyle, iki ülke halkları arasındaki ilişkinin güçlendirilmesine katkı sunacağı şüphesizdir.
Raporda bu amaca yönelik olarak, Hindistan hakkında genel bilgilerin yanı sıra; tarihi, coğrafyası ve kültürüne de değinilmiştir.  Öte yandan, Türkiye-Hindistan ilişkilerinin geliştirilmesinde başat rol oynama potansiyeli bulunan bilişim, ticaret, kültür-sanat ve turizm gibi alanlara dair perspektif ve öneriler sunulurken,  Hindistan Alt Kıtası’nda (Hindistan, Pakistan ve Bangladeş) yaşayan 500 milyondan fazla nüfusa sahip olan Müslüman halkla yakın ilişkiler kurmanın önemi de vurgulanmaktadır.
Raporda ayrıca, son yıllarda Hindistan’da tırmanışa geçen ırkçı eğilimlere ve uzun yıllardır devam etmekte olan Keşmir sorununa da değinilmiş, yaşanan ve yaşanması muhtemel ihlallere dikkat çekilmiştir. Siyaset, ekonomi ve kültür-sanat alanında geliştirilecek ilişkilerin sorunların çözümünde hayati öneme sahip olduğu gerçeğinden hareketle, bu amaca yönelik stratejiler sunulmuştur. 
Bu minvalde, Türkiye’nin bölgeye yönelik politikasında öncelik vermesi gereken hususlardan bir kaçını şu şekilde sıralayabiliriz:
Türkiye’nin bölgede kalıcı barışın tesisi ve korunması yönünde,  İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), BRICS, D-8, Şangay Beşlisi, Körfez Ülkeleri İşbirliği Konseyi gibi uluslararası kuruluşlar ile Japonya, Endonezya, Malezya ve bazı Arap ülkeleriyle yakın iş birliği içinde bulunarak, eğitim ve ekonomi ile ilgili alanlara belirli noktalarda katkı sunmalıdır.
Türkiye, Hindistan Alt Kıtası’ndaki her üç ülkeyle de (Hindistan, Pakistan ve Bangladeş) ilişkilerinde tarafları ortak paydada buluşturacak politikalara yönelmeli ve bu alanda öncülük etmelidir.
Hindistan’ın yaklaşık 150 milyonluk Müslüman nüfusunun temsil makamındaki sivil toplum kuruluşlarıyla sürdürülebilir temaslar kurulmalı ve Dünyanın en fazla Müslüman nüfusuna sahip ülkelerinden biri olan Hindistan ile daha yakın ilişkiler tesis edilmelidir.
Hindistan’daki Hindu, Müslüman ve Sih dini grupların arasında toplumsal barışın inşasına yönelik gayretlere destek sunulmalıdır. 
Hindistan, Bangladeş ve Pakistan ile eğitsel, dini, kültürel ve siyasi ilişkiler bölge barışına hizmet edecek şekilde, çok yönlü ve sürdürülebilir olarak yapılandırılmalıdır.
Hindistan’ın farklı etnik ve dil gruplarından daha çok sayıda öğrencinin Türkiye’de öğrenim görmesi sağlanmalıdır.
Türk akademi çevrelerinin, zengin Hindistan tarihi ve kültürü başta olmak üzere son dönemde gelişim gösteren mühendislik, tıp ve uzay bilimleri alanlarında çeşitli araştırma geliştirme projeleri çerçevesinde iki ülke arasında yapıcı sürece katkıda bulunması sağlanmalıdır.
Turizm ve kültürel değişim programlarıyla toplumların birbirlerini yakından tanıması teşvik edilmelidir.
Tarihî, dini, siyasî, sosyal ve ekonomik alanlarda akademik araştırmalar geliştirilmeli ve çeşitli enstitüler vasıtasıyla ortak çalışma grupları kurulmalıdır.
Çalışmamız temel olarak, tarihsel süreçte birbirini etkilemiş iki kadim medeniyetin vârisleri konumundaki Türkiye ve Hindistan’ın, Batının kolonyalist dönemden kalma bir alışkanlıkla aralarında  oluşturduğu ön yargıları aşarak bölge Müslümanlarının da yararına, yapıcı ilişkiler tesis etmelerine katkı sağlama amacı taşımaktadır. 
 
 
 
BASIN BİLDİRİSİ / 29 Mart Perşembe
 Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi
 
Rapora ulaşmak için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız:
Kayıt Tarihi : 29.3.2018
Bu sayfa 534 defa ziyaret edilmiştir.