İslam Dünyasının Kendini Yenileme Sorunu
İslam Dünyasının Kendini Yenileme Sorunu

 

Kazım Sağlam’ın konuşmacı olarak katıldıgı Gündemi Değerlendirme Toplantısı bugün UHİM dernek merkezinde gerçekleştirildi. İslam dünyasında yenilenme sorununun tartışıldıgı toplantıda, Sağlam su tesbitlerde bulundu:
- Dünü olmayanın bugünü olmaz.
- İslam dünyası, kendini yenilemede ve hatalarını telafi etmede başarılı olamamıştır.
- İslam dünyasında kendini yenileyememe sorunu vardır. Devletler yenilenmeyi tek başlarına yapamazlar. Ancak halktan bir yenilenme talebi gelmelidir. Yenileme devlet eliyle değil halkın talebiyle olur. 
- Halihazırda Türkiye’de bile devletle halkın ilişkisi, devletin talebi üzerine gerçekleşmektedir. Örnegin güncel bir konu olan çözüm sürecinde bile devlet karar veriyor, halka da “Gel bana yardım et!” diyor. Bunu birçok örnekle ifade edebiliriz. Yine de her seye rağmen Türkiye İslam dünyası içinde halkı ile diyaloğ kurabilmede yeterli olmasa bile diğerlerine oranla başarılı sayılabilir. 
- Diğer İslam ülkelerinde ise durum içler acısıdır. Devletin halkıyla sorun yaşaması ve halkını ciddiye almaması aynı zamanda halkın devlete güvenmemesine de yol açmaktadır. Halka değer vermek, halkın hizmetini görmek değildir. Halkın beklentilerini, ideallerini, kültürel ve tarihsel derinligini dikkate almaktır. 
- İslam dünyasındaki birçok yönetici dünyayı çok iyi tanıyor fakat maalesef halkını iyi tanımıyor. 
- Halk yenileme talebini gerek birey olarak gerek organize bir şekilde gündeme getirebilmelidir. Fakat devlete yaşlanan yapılarla bu sağlanamaz.
- Bu yenilemenin sağlanması için teferruatlardan uzak durmak gerekmektedir. Çünkü teferruat çoğu kere ayrıntılara ve ihtilafa yönlendirebilir. Birçok farklılıgımızın zenginlikten çıkıp ihtilaflı bir konuya dönüşmesi mümkündür. Çoğu kere teferruat esasın yerine geçebilmektedir.
- Hırslarımızın olması gerekmektedir. Hırsı bugünkü anlamından ziyade hedefe ulaşma, ideallerin gerçekleşmesi için verilen mücadele olarak anlamamız gerekmektedir. Bir iddia varsa, bir hedef varsa ve bunları gerçekleştirmek için hırs yoksa, o hedef ve ideal hiçbir anlam ifade etmez. İdeal medeniyetimizi asr-ı saadet oluşturmaktadır.
- Hz. Ömer’in hutbede kadınlara fazla mehir verilmemesi yönündeki konuşmasına bir kadının ilgili ayeti hatırlatarak itiraz etmesi ve bunun üzerine Hz. Ömer’in hatasını anlayarak görüşünden vazgeçmesi, İslam medeniyetinde var olan yenilenme kültürüne dair çarpıcı bir örnektir.
- Cemaat cemaat gibi, devlet devlet gibi, birey de birey gibi davranmalıdır. Çünkü cemaat aklı, devlet aklı ve birey aklı birbirinden farklıdır.
- Sezai Karakoç’un ifade ettigi gibi; asıl medeniyet asrısaadet medeniyetidir. Müslümanların ilerleyen yıllarda kurdukları medeniyetler ise reel medeniyetlerdir ve doğruluklarını asıl medeniyet olan asrısaadet dönemine bakarak test etmelidirler.
Kazım Saglam’ın konusmacı olarak katıldıgı Yuvarlak Masa Toplantısı bugün UHİM dernek merkezinde gerçekleştirildi. İslam dünyasında yenilenme sorununun tartışıldıgı toplantıda, Sağlam su tesbitlerde bulundu:
- Dünü olmayanın bugünü olmaz.
- İslam dünyası, kendini yenilemede ve hatalarını telafi etmede başarılı olamamıştır.
- İslam dünyasında kendini yenileyememe sorunu vardır. Devletler yenilenmeyi tek başlarına yapamazlar. Ancak halktan bir yenilenme talebi gelmelidir. Yenileme devlet eliyle değil halkın talebiyle olur. 
- Halihazırda Türkiye’de bile devletle halkın ilişkisi, devletin talebi üzerine gerçekleşmektedir. Örnegin güncel bir konu olan çözüm sürecinde bile devlet karar veriyor, halka da “Gel bana yardım et!” diyor. Bunu birçok örnekle ifade edebiliriz. Yine de her seye rağmen Türkiye İslam dünyası içinde halkı ile diyalog kurabilmede yeterli olmasa bile diğerlerine oranla başarılı sayılabilir. 
- Diğer İslam ülkelerinde ise durum içler acısıdır. Devletin halkıyla sorun yaşaması ve halkını ciddiye almaması aynı zamanda halkın devlete güvenmemesine de yol açmaktadır. Halka değer vermek, halkın hizmetini görmek değildir. Halkın beklentilerini, ideallerini, kültürel ve tarihsel derinligini dikkate almaktır. 
- İslam dünyasındaki birçok yönetici dünyayı çok iyi tanıyor fakat maalesef halkını iyi tanımıyor. 
- Halk yenileme talebini gerek birey olarak gerek organize bir sekilde gündeme getirebilmelidir. Fakat devlete yaslanan yapılarla bu saglanamaz.
- Bu yenilemenin sağlanması için teferruatlardan uzak durmak gerekmektedir. Çünkü teferruat çoğu kere ayrıntılara ve ihtilafa yönlendirebilir. Birçok farklılıgımızın zenginlikten çıkıp ihtilaflı bir konuya dönüşmesi mümkündür. Çoğu kere teferruat esasın yerine geçebilmektedir.
- Hırslarımızın olması gerekmektedir. Hırsı bugünkü anlamından ziyade hedefe ulaşma, ideallerin gerçekleşmesi için verilen mücadele olarak anlamamız gerekmektedir. Bir iddia varsa, bir hedef varsa ve bunları gerçekleştirmek için hırs yoksa, o hedef ve ideal hiçbir anlam ifade etmez. İdeal medeniyetimizi asr-ı saadet oluşturmaktadır.
- Hz. Ömer’in hutbede kadınlara fazla mehir verilmemesi yönündeki konuşmasına bir kadının ilgili ayeti hatırlatarak itiraz etmesi ve bunun üzerine Hz. Ömer’in hatasını anlayarak görüşünden vazgeçmesi, İslam medeniyetinde var olan yenilenme kültürüne dair çarpıcı bir örnektir.
- Cemaat cemaat gibi, devlet devlet gibi, birey de birey gibi davranmalıdır. Çünkü cemaat aklı, devlet aklı ve birey aklı birbirinden farklıdır.
- Sezai Karakoç’un ifade ettigi gibi; asıl medeniyet asrısaadet medeniyetidir. Müslümanların ilerleyen yıllarda kurdukları medeniyetler ise reel medeniyetlerdir ve doğruluklarını asıl medeniyet olan asrısaadet dönemine bakarak test etmelidirler.
 
Kayıt Tarihi : 28 - 10 - 2014
Bu sayfa 860 defa ziyaret edilmiştir.