İngiltere Eski Başbakanı Tony Blair’ın, Müslümanlığı Seçen Baldızı Lauren Booth ile Röportaj Gerçekleştirdik
İngiltere Eski Başbakanı Tony Blair’ın, Müslümanlığı Seçen Baldızı Lauren Booth ile Röportaj Gerçekleştirdik
İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’ın eşi Cherie Blair’ın, 2010 yılında Müslümanlığı seçen kız kardeşi Lauren Booth, 14 Nisan Cuma günü Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde İslamofobi hakkında verdiği konferans sonrası UHİM adına yapılan röportajda sorularımızı yanıtladı.
 
Soru 1: Batı dünyasında her geçen yıl daha tehlikeli bir hal alan İslam düşmanlığının kökeninde yatan şey sizce nedir? İslam düşmanlığının tarihsel ve fikri arka planına dair neler söyleyebilirsiniz?
Şu an gelişmekte olan İslamofobi ile ilgili temel sebep başta İngiltere, Fransa ve Amerika olmak üzere Batı dünyasındaki iktisadi çöküştür. Böyle zamanlarda yabancılar ve mülteciler konusu gündeme gelmeye başlıyor. Bunlar bir problem gibi düşünülmeye başlanıyor. Çalışmalar bize İngiltere’de 4 çocuktan birinin yoksulluk sınırının altında yaşadığını ortaya koyuyor. Ekonomik-siyasi çöküşe girilince insanlar ötekini, kendinden olmadığını düşündüğünü suçlamaya başlıyor. 
İslamofobiyi artıran etkenlerden bir diğeri olarak ta kimlik krizini eklememiz gerekir. Bu da küresel bir fenomen bildiğiniz gibi. Eğer devletiniz inanç prensipleri veya ahlaki değerler seti üzerine kurulmamışsa veya değerler sürekli değişiyorsa bu da bir problemdir. Mesela, 40 sene önce İngiltere de homoseksüellik yasakken şimdi çocuklar için bile bu durum olağan karşılanıyor. Bu da insanlar arasında değerler krizine yol açıyor. Kendisinin değerleri değişirken karşı taraftaki “öteki”nin değişmez değerlere sahip olması bir tehdit olarak algılanıyor. 
 
Soru 2: Başta Hollywood olmak üzere, uluslararası kültür-sanat mecralarının ihlalleri meşrulaştırıcı bir misyonla hareket ettiği fikrine katılır mısınız? Bu bağlamda sizce küresel kültür endüstrisinin milli kültürler üzerindeki etkileri nelerdir?
Şimdi ihlallerin meşrulaştırılması onların normalizasyonu ile ilgili özellikle bunları çocukların oynadığı şiddet içerikli oyunlarda görebiliyorsunuz. Bunlar şiddet üzerinden meşrulaştırılıyor. Şimdi buna örnek vermek istiyorum bu beni çok şaşırtmıştı ilk duyduğum zaman. 7 yaşında bir müslüman çocuk bir atari oyunu oynuyor ve bu oyunda yerde bir Kur’an’ı Kerim var ve onu hedef olarak ateş etmeye çalışıyor. Bu şekilde insanlık dışına çıkartılan bir yapıya sürükleniyor. Bu ihlaller bu ortamlar sayesinde elde ediliyor. Burada özellikle zihnin kolonize edilmesi ile ilgili bir süreçten bahsediyorum özellikle duyulara hitap eden bir yönüyle bu ortaya çıkıyor artık istihzanın ve şakacılığın, empatinin, duyarlılığın ve entelektüelliğin yerini aldığını görüyoruz. Bu da batı tarafından pompalanıyor. Ben burada Allah resulünün bir hadisini zikretmek istiyorum. Eğer benim bildiğimi bilseydiniz çok ağlar az gülerdiniz hadisi söz konusu. Burada kast ettiğim gülmek fakat ben gülmekle mutluluktan kaynaklanan bir insani durumdan bahsetmiyorum bu mutluluğunun insanı taşlaştıran temayülünden bahsediyorum bu da insanı kendine daha da yabancılaştırıyor. Ve aslında kültürel bir hastalık olarak karşımıza çıkartıyor.
 
Soru 3: Batı ülkeleri neden Türkiye ye karşı tavır aldı, özellikle 16 Nisan referandum sürecinde?
İki ana faktör var bu konuyla ilgili; birincisi göçmenler meselesi, diğeri de vize serbestisi. Cumhurbaşkanınız bu konularda diplomatik oyunu karşı tarafın beklediği şekilde oynamıyor. Bu da Brüksel, Londra ve Paris te sert söylemlere sebebiyet veriyor.
 
Kayıt Tarihi : 26.4.2017
Bu sayfa 414 defa ziyaret edilmiştir.