Hedef Birbirimiz Değiliz ve Olmamalıyız!
Hedef Birbirimiz Değiliz ve Olmamalıyız!
Ülkemizde onlarca yıldır kanayan kronik sorunları aşma noktasında atılan kayda değer adımlar, uluslararası güç odaklarının manipülasyonlarıyla akamete uğratılmaya çalışılıyor. İçeride sorunlarını çözmüş bir Türkiye’nin bölgesel ve küresel anlamda etkinliğini arttıracağını bilen küresel sistem, Türkiye’nin mevcut sorunlarla boğuşmaya devam etmesini hedefliyor. Toplumu önce ayrıştırmayı, ardından çatıştırmayı ve nihayet bölmeyi hedefleyen bu anlayış doğrultusunda finans kurumları, medya organları, siyasal merciler, istihbarat teşkilatları ve taşeron yapılanmalar eliyle dört bir koldan faaliyet yürütülüyor. 
Türkiye’nin sorunlarını kendi gerçekleriyle yüzleşip siyasî risk alarak çözme yoluna gittiği ve önemli kazanımların elde edildiği “Çözüm Süreci”nin ardından, son aylarda yaşanan olaylarla gelinen nokta da bu bağlamda değerlendirilmelidir.
Hemen her gün yeni terör olaylarının yaşandığı bir süreçte, Batı medyası ve siyasilerinin olaylara yaklaşımı bu gerçeği gözler önüne seriyor. Alman Der Spiegel, Türkiye’nin PKK’ya IŞİD’le savaştığı için operasyon düzenlediğini öne sürerek, “Türkiye IŞİD Düşmanlarına Karşı Savaş Açtı” başlığını kullandı. BBC, PKK’lı teröristleri şirin göstermek üzere kurgulanmış fotoları sayfalarına taşıyarak “PKK Savaşçıları IŞİD ile Savaşa Hazırlanıyor”  manşeti attı. BBC Türkçe ise, Twitter hesabındaki paylaşımda HDP’yi barış yanlısı, Hükümeti ise savaş suçlusu gibi gösterdi. Wall Street Journal, Independent, CNN, The Guardian gibi ABD ve Avrupa medyasının önde gelen organları da aynı bakış açısını sayfalarına ve ekranlarına taşıdılar. Benzer bir tavır, Türkiye’de siyaset yapmak üzere halktan oy alan bir partinin temsilcileri tarafından da sergilenirken, “Türkiye'de bir içsavaş yürüttüğümüzü söyleyebiliriz”, “Size saldırmaya gelenleri anasından doğduğuna pişman etme hakkınız da vardır” gibi akla ziyan demeçler verildi.
Öte yandan son günlerde artan terör olayları sebebiyle gerçekleştirilen protesto eylemlerini provokatif şekilde yönlendirmeye çalışan küresel medya organları ve Türkiye’deki embedded/ajan muhabirler, süreci şiddetten beslenenlerin lehine olacak şekilde yönetmeye çalışıyorlar. Bu manipülatif süreçte bölgeyi sekülerleştirmeye çalışan zihniyet önemli bir rol üstleniyor. Bunun en çarpıcı örneği olarak öne çıkan Cizre, yüzyıllardır milli, manevi ve toplumsal değerlerine sıkı sıkıya bağlı oluşuyla bilinmesine rağmen, bugün söz konusu zihniyet tarafından sürekli bu şiddet ve sekülerleştirme sürecinin merkezi şeklinde konumlandırılıyor. Bütün bunlardan hareketle, ülkemizi kaotik bir ortama sürüklemek isteyen tüm oyunların farkında olunması ve toplumsal duyarlılığın başta Cizre olmak üzere bölgenin bu yönüne duyarsız kalmaması, her zamankinden daha elzem bir duruma gelmiştir
 
Bütün bu yaşananlar bize göstermektedir ki;
  • Hedef birbirimiz değiliz ve olmamalıyız!
  • Hedef, bize kasteden küresel sistem olmalıdır!
  • Hedef, terörü körükleyen, teröristi sempatik, güvenlik güçlerini katil gibi gösteren uluslararası medya olmalıdır!
  • Hedef, Türkiye’de kaos isteyen ABD, Almanya, İngiltere, Fransa ve Brüksel’deki siyasi akıl olmalıdır!
  • Hedef, iç çatışma ortamı oluşturmak için provokatif faaliyetler yürüten yabancı istihbarat servisleri olmalıdır!
  • Hedef, bölgeyi sekülerleştirerek toplumsal ve manevi değerlerinden koparmak isteyen zihniyet olmalıdır.
  • Hedef, ekonomik manipülasyonlarla Türkiye’yi zor duruma düşürmeye çalışan uluslararası finans kuruluşları olmalıdır.
  • Hedef, bin yıllık bir arada yaşama kültürünü görmezden gelip, ülkemizi bölmeye çalışan şer odakları olmalıdır!
BASIN BİLDİRİSİ / 12 Eylül 2015 Cumartesi
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul
Kayıt Tarihi : 12 - 9 - 2015
Bu sayfa 1153 defa ziyaret edilmiştir.