Fransa’nın Sözde Aydınları Kimin Taşeronu?
Fransa’nın Sözde Aydınları Kimin Taşeronu?
Pascal Bruckner’ın kaleme aldığı ve 21 Nisan’da Fransa’nın Le Parisien gazetesinde yayınlanan, Fransa’nın eski cumhurbaşkanı Sarkozy ile beraber üç eski başbakanın ve sağ-sol ideolojiden toplamda 300 sözde aydın ve siyasetçinin imzaladığı “Yeni Anti-Semitizme Karşı Manifesto” başlıklı bildiride; 2006 yılından bu yana Yahudilere karşı gerçekleştirilen birkaç münferit saldırı baz alınarak, Müslümanların Yahudilere yönelik “etnik temizlik” faaliyeti içerisinde oldukları iddia edilmektedir.
"Fransa Yahudileri, Fransa Müslüman vatandaşlara göre 25 kat daha fazla saldırıya uğrama riskiyle karşı karşıya" olduğunu ileri süren bildiride ayrıca “yaklaşık 50.000 Yahudinin belirli şehirlerde güvende olmadıkları için ve çocukları artık okula gidemeyecekleri için göç etmeye zorlandığı" da iddialar arasındadır. Son olarak, “Fransa’da bir demokratik zaafiyet halini alan anti-semitizm ile mücadelenin milli bir dava haline getirilerek sürdürülmesini” talep eden bildirinin en akla ziyan kısmı ise gündeme geldiği üzere; Kuran-ı Kerim’den (Yahudilere karşı nefreti teşvik ettiğini iddia ettikleri) bazı ayetlerin çıkarılması talebi oldu.
 
Bu Bildiri Ne İfade Ediyor?
- Bütün bu hususlar dikkate alındığında, öncelikle Batı medeniyetinin bilhassa son yıllarda düşünsel bir kuraklık ve hezeyan hali içerisinde olduğunu belirtmekte fayda var. Bu bağlamda, söz konusu bildiri Batı’nın bu ruh halinin bir yansıması olarak değerlendirilmelidir.
- Kendini demokrasinin beşiği sayan Batı’nın kendilerini sözüm ona aydın, siyasetçi ve akademisyen olarak niteleyen bir kesiminin gelmiş olduğu nokta insanlığın geleceği açısından son derece umut kırıcı ve irticai bir bakış açısı ortaya koymuştur.
- İslam dünyasını ötekileştiren, insanların dini, etik ve kutsal değerlerini kendi küresel çıkarları ve stratejileri uğruna aşağılamaktan çekinmeyen bu anlayış esasen 500 küsur sene önce katliam ve soykırıma maruz bıraktığı Yahudilerin Kur’an’ı Kerim’in yönlendirmesi ile Müslümanlar tarafından kurtarıldığını bilinçli olarak göz ardı etmektedir.
- Tarih boyunca yaşanan en büyük Yahudi katliamının da İkinci Dünya Savaşı esnasında Avrupa’nın göbeğinde gerçekleştirildiğini hatırladığımızda bu iki yüzlü anlayışı daha iyi idrak etmiş olacağız.
 
Bu Bildiri ile Ne Amaçlanıyor?
- Batı’da İslam’a yönelik ilginin zirve yaptığı bir dönemde El-Kaide ve DAEŞ gibi terör örgütleri üzerinden gerçekleştirilen algı operasyonları ile bu ilginin önünü kısmen kesen Batı, uyguladığı politikalar ve kullandığı dille İslam’a ve Müslümanlara yönelik nefreti körükleyerek yeni bir “baskı ve terörist örgüt” dalgası yaratmayı mı hedefliyor?
- Bildirinin ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımayı planladığı 14 Mayıs tarihinden hemen önce yayınlanması da ayrıca dikkat çekicidir. Bu tip provakatif adımlarla Müslümanların muhtemel tepkileri bastırılmak mı isteniyor ya da Müslümanların “aşırı” tepki vermeleri mi amaçlanıyor?
- Avrupa’ya sığınan mültecilerin uğradıkları insanlık dışı muamele söz konusu bildiri ile suni bir gündem oluşturularak, görmezden gelinmeye mi çalışılıyor?
- İsrail’in bildirinin baz aldığı 2006’dan günümüze geçen süre bir yana, yalnızca bir günde, 12 yılda zulme uğrayan Yahudi sayısı kadar Filistinliyi öldürmesi de acı bir gerçek olarak ortada iken bu bildiri bu zulmü meşrulaştırmak mı istiyor?
- Her gün onlarca caminin yakıldığı, Müslüman kadınların sokaklarda hakarete uğradığı, hatta linç edildiği, insanların isimlerinden dolayı işe alınmadığı, ayrımcılığa maruz kaldığı, çocukların okullarda tacize uğradığı Avrupa’da şiddete maruz kalan Müslümanların yaşadıkları mağduriyetlerin üzeri bu bildiri ile örtülmek mi isteniyor?
 

BASIN BİLDİRİSİ / 9 Mayıs Çarşamba
 Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi

Kayıt Tarihi : 9.5.2018
Bu sayfa 233 defa ziyaret edilmiştir.