Çözüm Süreci Nereye Evriliyor? Tamam mı, Devam mı?
Çözüm Süreci Nereye Evriliyor? Tamam mı, Devam mı?


Son dönemde ülkemizde yasanan sürece dair hazırladıgımız basın açıklamamız, UHİM Hukuk Direktörü Av. Mustafa Demiral tarafından kamuoyuna sunuldu.
Asimetrik şiddet yoluyla siyasî ve ekonomik hedeflere yönelik yıkıcı eylemler olarak adlandırılan terör, 20. yüzyılın en ciddi meselelerinden birisi olmuştur. Görünürde sosyal, kültürel ve siyasî hedefleri elde etmek için yapılıyor olsa da, ülkelerin düşmanca ve çıkar amaçlı rekabetlerinde sıkça karşımıza çıkmaktadır. Yani terör eylemlerini icra eden örgütler, bilerek ya da bilmeyerek, aslında başka bir odağın hesapları doğrultusunda eyleme sürüklenen yapılara dönüşebilmektedir. Ancak arka planda kalarak örgütlere istikamet veren asıl planlayıcılar, yapılan eylemlerin siyasî ve sosyal mühendislik hesaplarını inceden inceye hesaplamaktadır.
İçinde bulunduğumuz stratejik coğrafya, tarihin her döneminde dünya hakimiyeti iddiası taşıyan küresel güçler tarafından kontrol edilmek istenmiştir. Bu nedenle Ortadoğu, son yüzyıl içerisinde terör eylemlerinin en sık gerçekleştirildiği bölge haline gelmiştir. Bölge halkının etnik ve mezhepsel farklılıkları ayrışmaya dönüştürülmekte ve terör örgütleri eliyle kaos ortamı oluşturulmaktadır. Böylece bölgede halkın refah ve huzura kavuşması engellenmeye çalışılmaktadır.
Tarihi tecrübeler bize, bir toplumun sorunlarının dış müdahalelerle çözülemeyeceğini göstermektedir. Türkiye de bu tarihi gerçeği görmüş, sorunlarını kendi gerçekleriyle yüzleşerek ve siyasî risk alarak çözme yolunu tercih etmiştir. Bu bağlamda, 2009 yılında resmi söylem düzeyinde çalışmalara başlanmış, 2013 yılından itibaren de idari ve yasal düzenlemelere gidilmiştir. ‘Çözüm süreci’ olarak adlandırılan bu politikanın pozitif getirilerinden, başta bölge halkı olmak üzere tüm ülke faydalanmasına rağmen, ülke içinde ve dışında bazı unsurlar süreci akamete uğratmak istemişlerdir. Nihai sonuca ulaşabilme düşüncesi ile bölgenin yaşam kalitesini arttıracak yatırımlara hız verilmiş, sosyal ve kültürel alanlarda gerçekleştirilen iyileştirmeler sayesinde halkla devlet arasında güven bağı yeniden tesis edilmiştir. Bu uygulamalar çözüm sürecine olan inancı arttırmış, bölge üzerinde yıllardır küresel sistemin taşeronluğunu yapan terör örgütünü de anlamsızlaştırmıştır. Bölge halkı da, terör örgütü tarafından kandırılarak ellerinden alınan çocuklarını geri almak için, sivil eylemler yaparak şiddetin meşru bir yol olmadığı itirazını net biçimde ortaya koymuştur. Sorunlu devlet politikalarının terk edilmiş olması meyvelerini vermeye başlamışken yeniden saldırı ve öldürme eylemlerine başlanması, devleti yeniden güvenlikçi yöntemlere zorlayarak halk ile devlet arasında oluşan bağı zayıflatmayı hedeflemektedir. Görünen o ki çözüm sürecinin kalıcı bir sonuca ulaşmasını isteyenler ile istemeyenler arasında paravan örgütler üzerinden çetin bir rekabet yaşanmaktadır.
Küresel sistemin bölgeye yönelik uzun vadeli hesapları olduğu bilinmeli ve son dönemde coğrafyamızda ve ülkemizde yaşanan süreç bu gözle değerlendirilmelidir. Bölgeye ve ülkemize kazanımlar üreten süreci, anlamsız ve akıldışı saldırı eylemleri ile sonlandırmaya çalışan PKK’nın da harici güç merkezlerinin hizmetinde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak artan terör eylemleri sebebiyle bölgede kamu güvenliği sağlanmaya çalışılırken, devlet ile toplum arasında tesis edilen güven ortamının zedelenmemesine dikkat edilmelidir.

 

BASIN BİLDİRİSİ / 17 Ağustos 2015
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul

Kayıt Tarihi : 17 - 8 - 2015
Bu sayfa 759 defa ziyaret edilmiştir.