Ayrımcılığa Teşvik: Doğu Türkistan Örneği ve Urumçi Olayları
Ayrımcılığa Teşvik:  Doğu Türkistan Örneği ve Urumçi Olayları
Ayrımcılıga Tesvik: Dogu Türkistan Örnegi ve Urumçi Olayları baslıklı basın açıklamasını UHİM adına, dernek merkezimizde Hukuk İsleri Direktörü Avukat Mustafa Demiral yaptı.


Dünya üzerinde küresel güce sahip olan ülkeler, gerek kendi topraklarında yaşayan topluluklara, gerek siyasî-ekonomik-kültürel alanlarda baskı altına almak istediği coğrafyalarda yeralan ülkelere karşı çeşitli stratejiler uyguluyor. Ayrımcı uygulamalar, asimilasyon politikaları, farklı etnik grupların çatıştırılması, temel özgürlük alanlarına yapılan hukuk dışı müdahaleler gibi pek çok yöntem, dünyanın dört bir tarafında uzun yıllardır uygulanıyor. Bugün Çin’in, Doğu Türkistan bölgesindeki milyonlarca insan üzerindeki uygulamaları bunun en önemli örneklerinden biri konumunda bulunuyor.
Örneğin, Avrupa ülkeleri, üretime katkı sağlayan, ekonomik-sosyal ve kültürel canlılığın birer parçası olan, dünyanın farklı ülkelerinden gelerek kendi vatandaşı olan milyonlarca insana karşı uyguladığı yanlı politikalarla, dilinden düşürmediği ‘barış’, ‘özgürlük’, ‘demokrasi’ gibi kavramlarla bağdaşmayan bir görüntü çiziyor. Özellikle 11 Eylül sonrası dönemde Arap ülkelerinden gelen Müslüman unsurlara karşı belirgin bir tavır alan Avrupa devletleri, kendi vatandaşlarına karşı hukuktan, adaletten ve hakkaniyetten uzak bir yaklaşım sergiliyor.
Öte yandan, işgal ettiği topraklar üzerinde kurduğu devletle Ortadoğu coğrafyasında 60 yılı aşkın süredir terör estiren İsrail, kendi sınırları olarak kabul ettiği bölgede yaşayan Filistinli Araplara karşı da benzer bir strateji uyguluyor. Bunun yanısıra, kendi vatandaşlarının birlikte yaşadıkları Araplara olan saldırgan tavrını da körükleyerek, kapsamlı bir sindirme hareketi yürütüyor.
Benzer bir anlayışın kurbanı olan Doğu Türkistan bölgesi de, Çin’in süper güç olma yolundaki stratejik hedefinden nasibini alıyor. Bugün dünya üzerindeki pek çok ülkeden büyük bir yüzölçümüne sahip olan Sincan Uygur Özerk Bölgesi, yüzyıllardır Çin devletinin sınırları içerisinde yer almasına karşın, çeşitli asimilasyon politikalarına ve ayrımcı uygulamalara maruz kalıyor. Devlet kendi gerçekleştirdiği bu hukuk dışı uygulamaların yanısıra, asimilasyon ve sindirme politikaları çerçevesinde bölgeye yerleştirdiği Çinlileri de Uygur Türklerine karşı kışkırtarak bölgede yaşanan şiddet ve terör olaylarının da hazırlayıcısı oluyor. Geçtiğimiz yıllarda pek çok örneğini gördüğümüz ve özellikle 2009 yılında Urumçi’de gerçekleşen olaylarla hafızalara kazınan bu politikalar, bir devletin kendi vatandaşlarına karşı hiçbir ayrım gözetmeksizin eşit davranması gerektiği noktasındaki evrensel kaidenin nasıl hiçe sayıldığını gözler önüne seriyor. Çin’in, 5 Temmuz 2009’da başlayan ve günlerce süren, tamamı sivil binlerce insanı katlettiği olaylar, uzun yıllardır devam eden şiddet ve asimilasyon politikalarının bir uzantısı konumundaydı. Benzer olayların gerek hükümet güçleri, gerek Uygur halkına karşı kışkırtılan Çinli sivil unsurlar tarafından sürekli tekrarlandığı ve her olayda çok sayıda can kaybının yaşandığı biliniyor.
Oysa dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun, farklı ırk, din, mezhep ya da dünya görüşüne sahip insanların birarada barış içerisinde yaşaması, medeniyetin ilk ve en önemli şartıdır. Kâğıt üzerinde her bakımdan eşit kabul edilen vatandaşlar, doğuştan gelen farklılıklarına ya da tercihlerine bağlı olarak ayrımcılığa ve adaletsizliğe maruz kalmamalı, bu farklılıklar toplumsal yaşamın canlılığını sağlayacak zenginlikler olarak kabul edilmelidir. Devletler, kendi topraklarındaki söz konusu unsurlara karşı kuşatıcı olmalı, varoluş sebebi olan vatandaşlarına karşı eşit mesafe almalıdır.
 

BASIN BİLDİRİSİ / 4 Temmuz 2011
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul

Kayıt Tarihi : 4 - 7 - 2011
Bu sayfa 426 defa ziyaret edilmiştir.