Avrupa’nın “İzin Demokrasisi”
Avrupa’nın “İzin Demokrasisi”
Avrupa’nın “İzin Demokrasisi” basın açıklamamız UHİM Yönetim Kurulu Üyesi Celalettin Cingöz tarafından kamuoyuna sunuldu.
Ülkemiz 16 Nisan 2017’de gerçekleştirilecek referanduma hazırlanırken, Avrupa’daki vatandaşlarımızı bilgilendirmeye yönelik organizasyonlar, Avrupa devletleri tarafından sistematik bir biçimde engellenmektedir.
Almanya’da Türkiyeli siyasilerin planlanan salon toplantıları göstermelik gerekçelerle iptal edilmiştir. Angela Merkel ilk açıklamasında konunun yerel yönetimlerle ilgili olduğunu söylemiş, ikinci açıklamasında ise Türk siyasetçilerin önceden haber vermek ve izin almak kaydıyla toplantı yapabileceklerini belirtmiştir.
Almanya’yı diğer Avrupa ülkeleri takip etmiştir. Hollanda, Avusturya, Belçika ve İsviçre’den de benzer yönde gelen açıklamalar, Türkiye’nin kendi vatandaşlarını bilgilendirme hakkına yönelik sistematik engellemenin tüm Avrupa’ya yayıldığını göstermektedir.
Avrupa ülkelerinin bu tutumu aslında yeni değildir. Siyasilerimiz daha önce de benzer engellemelere maruz kalmıştır. Örneğin 2011 yılında sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili tasarı öncesinde Fransa’da toplantı yapmak isteyen TOBB ve TÜSİAD heyetinin otel rezervasyonu iptal edilmiş, 2013 yılında Almanya’da başlayan Neonazi davasında Türk medyasına akreditasyon verilmeyerek duruşmaları takip etmesi engellenmiştir. Son olarak 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Almanya’da düzenlenen mitinge Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telekonferans ile katılması engellenmiş, yine darbe girişimini anlatmak üzere Avrupa’da yapılması planlanan, gazeteci ve akademisyenlerin katılacağı panel organizasyonlarına da müsade edilmemiştir.
Türkiye, Avrupa’da oy kullanma hakkı olan milyonlarca vatandaşının siyasi tercihine bugüne kadar müdahale etmeyip demokratik hukuku korurken, Avrupa ise Türkiye’nin iç işlerine müdahale kastı taşıyan faaliyetleriyle demokratik hukuku çiğnemektedir.
Bütün bu yaşananlar çerçevesinde soruyoruz:
Avrupa Birliği ve Avrupa devletlerinin, yıllardır “Kürt sorunu”, “demokratikleşme”, “kadın hakları”, “cinsel tercih özgürlüğü” gibi gerekçelerle ülkemize gönderdiği ve Türkiye’ye karşı bir baskı aracı olarak kullandığı parlamenterler, gelirken Türkiye’den izin almışlar mıdır?
Terör suçundan yargılananlara destek vermek amacıyla duruşmaları takip eden ülkemizdeki AB büyükelçileri, ilgili mercileri önceden bilgilendirme ve izin alma ihtiyacı hissetmişler midir?
Alman yönetimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın telekonferansını engellerken, terör örgütü PKK’nın Almanya’da düzenlediği mitingde örgüt yöneticilerinin konuşmalarını izinli olduğu için mi engellememiştir?
Avrupa devletleri, Türk yetkililerin kendi vatandaşlarını bilgilendirme hakkını engellerken, AB’nin merkezi Brüksel’de PKK terör örgütüne ne tür bir izinle çadır kurdurulmuştur?
Uluslararası hukuk mercileri, sivil toplum kuruluşları, kültür-sanat mecraları, Avrupalı akademisyenler ve entelektüeller, bütün bu olup biteni görmek için kimden izin beklemektedir?
 
BASIN BİLDİRİSİ / 11 Mart 2017 Cumartesi
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi / İstanbul
 
Kayıt Tarihi : 11.3.2017
Bu sayfa 1088 defa ziyaret edilmiştir.