Askeri Darbeden Zihinsel Darbeye
Askeri Darbeden Zihinsel Darbeye
“Askeri Darbeden Zihinsel Darbeye” başlıklı basın açıklamamız UHİM Yönetim Kurulu Üyemiz Yusuf Şahin tarafından kamuoyuyla paylaşıldı.

Ülkemiz Cumhuriyet tarihi boyunca belirli periyotlarla darbe teşebbüslerine maruz kalmıştır. Öyle ki, Cumhuriyet tarihine, bir bakıma darbeler tarihi de diyebiliriz. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın; tarihi, stratejik ve sosyolojik öneminden dolayı Türkiye hiçbir zaman bu coğrafyada kendi başına bırakılmamıştır. 
Bütün darbe sonrası süreçlerde olduğu gibi, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında da yeni senaryolar ortaya çıkmaya başlamış, belirsizlik ortamından faydalanmaya çalışan yeni güç odakları be-lirmiştir. Her şeyden önce şu gerçeği belirtmekte fayda vardır: Bütün darbe teşebbüsleri dış desteklidir. 15 Temmuz darbe girişiminin de, küresel güçlerin yıllardır özenle ülke içerisinde konuşlandırdıkları, devşirdikleri bir yapı tarafından (FETÖ-PDY) yapıldığı aşikardır. Gerek ABD’den, gerek Avrupa ülkelerinden yapılan darbe sonrası açıklamalar bunu açıkça göstermektedir. 
Ancak küresel güç odaklarının/istihbarat örgütlerinin, başarısız bir darbe girişiminden sonra geri çekileceklerini beklemek aymazlık olur. Bütün olaylarda olduğu gibi,  bu darbeyi planlayanların da birkaç basamaklı bir süreç yürüttükleri bilinmelidir. Şöyle ki;
  • Darbe girişimi başarılı olsaydı, Türkiye’de dış bağlantılı vesayetçi sistem bütün organlarıyla hakim kılınacaktı.
  • Darbenin başarısızlığı halinde, ülke sonu belirsiz bir karışıklık sürecinin içerisine girerek adeta Suriyeleşecekti. 
Her iki ihtimal de milletimizin (siyasi, askeri  ve sivil toplum güçleriyle) ferasetli ve basiretli direnişi sayesinde bertaraf edilmiştir. Şimdi üçüncü plan devreye sokulmuştur. O da toplumda, dini/İslami olan değer yargılarına karşı hassasiyetleri tahrip etmek ve seküler hayat anlayışının önemi ve gerekliliği yönündeki söylemi yaygınlaştırmaktır. 
Özetle, 15 Temmuz darbe teşebbüsünü planlayan küresel güçlerin ülkemiz üzerindeki ameliyat çalışmaları devam etmektedir. Yani planın üçüncü evresi gündemdedir. Şu gerçek herkes tarafından bilinmelidir ki, bugüne kadarki darbe teşebbüsleri de özellikle küresel yapının diğer ayağı olan vesayetçi, laikçi militarist unsurlar tarafından yapılmıştır. Esas itibariyle dini kisve altında yapılanan, kırk yıldır tüm hükümet dönemlerinde korunup kollanan, 12 Eylül Darbesi sonrası özellikle önü açılan Gülen hareketinin bu noktaya gelmesinde de bu darbeci, seküler, ulusalcı odakların yapıp ettiklerinin olduğu bir gerçektir.  
Bütün bunlar ışığında 15 Temmuz darbe girişimi sonrası şunları söyleyebiliriz: 
  1. Devlet içerisinde FETÖ bağlantılı unsurlar ayıklanırken eski darbeci kliklere karşı temkinli olmak zarureti vardır. 
  2. FETÖ hareketinin panzehiri sekülerizm değildir. FETÖ’yü seküler zihniyet doğurmuştur. Yapıl¬ması gereken toplumun değerleri ve gelenekleriyle uyumlu vakıf, dernek ve cemaatlerin şeffaf hale gelmesini sağlamaktır.
  3. FETÖ kapsamındaki soruşturma ve hukuki işlemlerin titizlikle yürütülmesi sağlanmalıdır.
 
   
 BASIN BİLDİRİSİ / 25 Ağustos 2016 Perşembe
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi
Kayıt Tarihi : 25.08.2016
Bu sayfa 2003 defa ziyaret edilmiştir.