´Tarihten Bugüne Ülke İhlal Karneleri´ Raporu
´Tarihten Bugüne Ülke İhlal Karneleri´ Raporu
Gücü elinde bulunduranların diğerlerini ezmesi şeklinde cereyan eden senaryo, insanlık tarihi boyunca devam etti. Kimi zaman siyâsî, kimi zaman ekonomik, kimi zaman da toplumsal güç, iktidarı ele geçirmek için yeterli oldu; sahip oldukları güçle iktidarı ele geçirenler, çoğunlukla diğer alanlara da egemen oldular. Egemen güçler önce hakim oldukları topraklarda yaşayan insanları sömürdüler; daha sonra gözlerini başka topraklara diktiler ve daha fazlası için kan dökmeye devam ettiler.

Bu düzenek binyıllardır devam ediyor; fakat 15. yüzyılın sonlarında ‘coğrâfî keşifler’le başlayan ve bugüne kadar devam eden süreçte, dünyada yüzyıllardır medeniyetin, gelişmişliğin, refahın ve barışın timsali olduğu iddiasındaki Batı’nın, insanlık tarihine kara birer leke olarak düşecek uygulamaları, kendisinden önce yaşanan vahşetleri bile gölgede bıraktı.

Bugün dünyada yaşanan sorunlar irdelendiğinde, büyük çoğunlugunun kaynağının sözkonusu ülkeler olduğu görülecektir. Dünya’nın en zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip toprakları olan Afirka’nın, bugün açlık yüzünden her gün binlerce insanın yaşamını yitirdiği bir kıtaya dönüşmesi, Batı’nın asırlar boyu süren sömürge hareketinin sonuçlarından sadece biri. İnsan ve organ kaçakçılığı, uyuşturucu madde ve yasadışı silah ticareti gibi konularda da, bu ülkelerin izlerini takip etmek mümkün. Bütün bu politikalarla ellerindeki bütün imkanları sömürülen Afrika kıtası, bugün açlıkla mücadele ederek hayatta kalmaya çalışan yüzmilyonlarca insana evsahipliği yapıyor.

Büyük çoğunluğunu Afrika kıtası ülkelerinin oluşturduğu ve uluslararası kuruluşlar tarafından ‘En Az Gelişmiş olarak nitelendirilen bu ülkelerin bir adım ötesindeyse, üretim potansiyelleri, dinamik toplumsal yapıları, finans kaynakları ve genç nüfusları olan ülkeler bulunuyor. Küresel güçlerin ve onların çıkarları doğrultusunda hareket eden uluslararası kuruluşların politikaları ile bir türlü istediği ivmeyi yakalayamayan sözkonusu ülkeler, bir türlü aşamadıkları yoksulluk sorunu ile mücadele ediyorlar. IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve uluslararası şirketlerin uygulamaları, canlı bir sosyo-ekonomik yapıya sahip olan bu ülkelerde yoksulluğun kalıcı hale gelmesine zemin hazırlıyor. Üretimin azaltılması, istihdamın daraltılması, yatırımların yavaşlatılması gibi dayatmaların yanısıra, olumlu gidişatı baltalayacak ekonomik krizler de yine bu kanallar aracılığıyla devreye sokuluyor.

Dünyanın dört bir tarafında, işgallerle, sömürgeci faaliyetlerle ve ekonomik uygulamalarla yaşam alanlarını yok ettikleri milyonlarca insanın vatanlarını terk etmelerine sebep olan ‘gelişmis devletler’, müsebbibi oldukları bu soruna şefkat(!) ellerini uzatarak çözüm bulduklarını iddia ediyorlar. Bizzat bu ülkelerin işgal, ambargo ve benzeri uygulamaları neticesinde kendi vatanlarında yaşamlarını sürdürme imkanları ellerinden alınan bu insanlar, hayatta kalabilmek adına çareyi yine sözkonusu ülkelere göç etmekte buluyor. Talepleri ya baştan reddedilen, ya da ‘mülteci’ olarak kabul edilerek ikinci sınıf insan muamelesi gören milyonlarca insan, son derece zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor.

20. yüzyılda sömürgelerinden çekildiği izlenimini uyandırmaya çalışan küresel güçler, yerlerine kukla diktatörler ve kazanımlarını sürdürmelerine yetecek anlaşmalar bırakmışlardı. Dün destek vererek iktidarlarını sürdürmelerini sağladıkları diktatörleri, bugün özgürlük havarisi kesilerek hesaba çekmeye çalışan hegemon güçler, özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika coğrafyasında sömürge alanlarını yeniden dizayn etme kaygısıyla hareket ediyorlar.

Bütün bunları yaparken, insan hakları örgütlerini, sivil yapılanmaları ve uluslararası mercileri de kendi politikaları dogrultusunda yönlendiren küresel güçler, uygulamalarını meşrûlaştırmaya ve insanlık dışı faaliyetlerine hûkukî bir zemin oluşturmaya çalışıyorlar.

Siyâsetten hukuğa, ekonomiden sağlığa, medyadan kültür-sanata kadar hayatın her alanında gerçekleştirdikleri ihlallerle, bugün dünya üzerinde yaşanan sorunların çoğunda pay sahibi olan bu devletler, dünyanın kendileri dışında kalan kısmını sömürmeye devam ederken, bir taraftan da sahip oldukları güç ve yürüttükleri politikalarla kendilerini temize çıkarmaya çalışıyorlar.

Biz de, ‘Tarihten Bugüne Ülke İhlal Karneleri’ adlı çalışmamızda; medeniyetin, barışın ve özgürlüklerin temsilcisi olduğu iddiasındaki bu ülkeleri masaya yatırarak söylemlerinin gerçekliğini test ettik. Tarihsel sürecin genel bir fotoğrafını çekmeye, coğrâfî keşiflerden bu yana yaşanan ihlaller üzerinden bir değerlendirme yapmaya çalıştık. Dünya üzerinde yaşanan ihlallerin gerçek müsebbiplerinin deşifre edilmesi, kimin suçlu, kimin masum olduğunu tesbit etmemize yardımcı olacaktır. ‘Tarihten Bugüne Ülke İhlal Karneleri’nin, gözardı edilen bu alanın tartışmaya açılmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz.

 
Kayıt Tarihi : 30 - 6 - 2011
Bu sayfa 2432 defa ziyaret edilmiştir.