
Cumhuriyet’in kurulusunda dine karsı ciddi bir antipati ve kibirli bir bakıs temel ideolojik karakterdi. Pozitivist, radikal aydınlanmacı İttihatçılar ve onların B takımı Mustafa Kemal ile arkadasları, Osmanlı’nın yıkılıs nedenini, İslam’ın akıl ve çagdısılıgına baglamıslardı. 1793’te Jakobenlerin bir süre Hıristiyanlıgı yasaklamalarından feyz aldıkları belliydi. Maalesef Türkiye’nin koyu dindar halkları böyle bir seyi kabul edecek olgunlukta degildi henüz. O nedenle sadece İslam’ın kamulastırılmasına girisildi. Avrupa’nın dini sadece “öteki” dünyaya degil, baska bir evrene postalamıs olması ne iyi olmustu! Bu sayede Avrupa cenneti akıl aracılıgı ile yeryüzüne indirmis, zenginlige, adalete bu dünyada yasarken de ulasılabilecegini göstermisti. Bolsevikler de aynı yoldan gidiyor, Ortodoks-Çarlık arkaizmini dini çökerterek asıyorlarsa, bunda bir hikmet olmalıydı. Rasyonel Batı, arkaik Dogu’yu teslim almıs ve Dogu bu üstünlügü kabul etmisti. Artık Batı’yı taklit etmekle ondan nefret etme arasında debelenmekten baska bir sey yapamayacaklardı.
Markar Esayan'ın yazısının devamına asagıdaki linkten ulasabilirsiniz:
01.08.2013 / UHİM