
Dünyanın sessiz bakısları arasında katledilen Arakan Müslümanlarına yönelik komplonun gerçegini, kayıklarıyla gözyasları içinde ölüme iade edilen Burmalı Müslüman kadın ve çocukların halini İslamtoday yazarlarından Muhammed Vail kaleme aldı. İste o yazı:
Sokaklar, içlerindeki kadınlarla, çocuklarla ve yaslılarla evler atese veriliyor. Yangın kendisine isabet etmeyenler sonunda Budistlerin keskin ölüm aletleriyle karsı karsıya kalacak. Böylece sokaklar yine Müslüman azınlıga karsı fırkacı nefret tanrılarına adak olarak ceset ve kanla dolacak.
Burma’da gördügümüz, yeni bir sahne degil. Zira altmıs senedir sürekli islenen suçlar zinciri kapsamında, iktidardaki askeri hükümetin suç ortaklıgı ve uluslararası suskunlugun ortasında; bazen daha az bazen de daha fazla kanlı sekilde benzer sahneler tekrarlandı. Amaç ise nüfusları 750 bin olan, hiçbir vatandaslıgı bulunmayan ve Banglades sınırındaki Kuzey Rakhine Eyaleti’nde yasayan Müslümanları son sahsa kadar yok etmek!
Budistler tarafından kendilerine ‘ülke halkı olmayan sahıslar’ gözüyle baktıgı Arakan Müslümanları kendilerine karsı kısa süre önce Budist bir kızın tecavüze ugradıgı söylentisinden yola çıkılarak patlak veren siddet dalgasıyla ilan edilmis soykırım savası ve ırkçılık ruhu arasında yasıyor. Tabi ki bu tecavüz olayı da yalan. Zira bölgedeki Müslümanlar bu iddiayı yalanlayarak ardında kendilerine karsı bu mezhepçi siddet alevinin tutusturulmasının ardında etnik ve siyasi sebepler olduguna isaret etti.
Komplonun baslangıcı
Burma hükümetinin Arakan Bölgesi’nde yasayan Rohingya Müslüman azınlıga vatandaslık verecegini ilan etmesini Budist çogunlugu olusturan El Mag’lar yüzlerine atılan bir tokat gibi hissetti… Zira bu kararın, yeni dogmus cumhuriyet hükümetinin gölgesinde seçim sonuçlarına ne derecede etki edecegini çok iyi idrak ettikleri gibi, İslam’ın yayılmasına da büyük etki edecegini biliyorlardı.
Budistler fazla zaman geçmeden hükümetin Rohingya Müslümanlarına yönelik görüsünü ve konumunu degistirmek, kamuoyunun ve hükümetin önünde onları ‘teröristler’ ve ‘dısarıdan gelenler’ olarak gösterebilmek için Burma’nın dısından; özellikle de Rusya’dan, Rohingya Müslümanlarının tanınmalarını durduracak ya da en azından engelleyecek komplolarını uygulayıp ülkede kargasa çıkaracak bir grup genç topladı. Buna ek olarak dıs kamuoyunun yoklugu, El Maglar’ın dizginleri kontrolü altında tutması ve Budist polisin suça ortaklıgı ortamında Müslüman Rohingya halkını yok etmek için fırsat olusturulmak istendi.
Fitne
Bu gergin ve komploların kuruldugu atmosferde takdir-i ilahi; Müslüman alimleri ve davetçileri tasıyan bir otobüs, Müslümanların neredeyse hiç bulunmadıgı Budist kasabası Tass Wcokk’ta mola verdi. Otobüs mola verince Budistlerden bir grup kendilerine saldırdı. Yaklasık 466 Budist, Müslüman alim ve davetçilerin ellerini ve ayaklarını insanlık dısı bsr surette bagladıktan sonra yüzlerine ve kafalarına sopalarla vurarak öldürdüler. Bir de fitne çıkarmak için bunu, Müslümanlardan birinin tecavüz edip öldürdügünü iddia ettikleri Budist kızın intikamını almak için yaptıklarını, kıza tecavüz edip öldürenlerin kasabaya gelen davetçiler oldugundan süphelendiklerini savundular! Oysa davetçiler aslında o kasabadan dahi degildi. Sadece bir davet turundan dönüs yolunda kasabada mola vermislerdi.
Utanç verici konum
Bu olay karsısında hükümetin konumu ise her zamanki gibi utanç vericiydi ve açıkça El Mag Budistlerinin suçuna ortak oldu. Öyle ki tecavüz olayı süphelisi iddiasıyla 4 Müslüman genci tutuklarken o masumları (davetçi ve alimleri) öldüren yüzlercesini bıraktı. Hükümetin bu tavrı ise Müslüman azınlıgın kendilerine karsı uygulanan ayrımcılık ve ırkçılık politikasına tepki vermesine yol açtı.
Fitne büyüyor
8 Haziran 2012 tarihinde ordu, 10 davetçinin öldürülmesini protesto etmek için herhangi bir gösteri ya da ayaklanma olur beklentisiyle Müslüman çogunlugun yasadıgı Mangdo’daki camileri sardı. Aslında böyle bir sey El Mag Budistlerinin bekledigi bir fırsattı. Protestocularla çıkan çatısmalar sonucunda hükümet sokaga çıkma yasagı koydu. Ardından Rohingya Müslümanlarının mahalleleri Budist polis tarafından sıkı ablukaya alındı. El Mag Budistleri ise yaslı ve kadın Budistlerin dahi katıldıgı Müslümanlara karsı sistematik yoketme kampanyalarını baslatmaları için basıbos bırakıldı. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmasına, Müslümanların köylerini ve evlerini kılıç ve bıçaklarla basmasına göz yumuldu.
İste böylece Budist El Mag polisinin ve olayların yatıstırılması ve Budist çogunlugun yasadıgı Akyab ve Sittwe gibi daha baska mekanlara da sıçramaması için sadece bazı çagrılar yapmakla yetinen hükümetin gözleri önünde katletme, mahalle ve köyleri atese verme silsilesi baslamıs oldu. Müslüman çogunlugu yasadıgı bölgelerde hükümetin sokaga çıkma yasagını fırsat bilerek Müslümanların mahallelerini oldugu gibi atese verdiler. Hiçbir Müslümanın, Arakan’ın baskenti Akyab’a ilerleyemeyisini güvence altına aldılar.
Ölüme göç
Bu siddetin ve soykırımın sonucu olarak Arakan Müslümanları; evleri de yakıldıktan sonra çareyi köhne teknelerle kaçmakta buldu. Ancak yemeksiz içeceksiz çıktıkları bu yolculuklarında çogunun sonu daha komsu ülkelere varamadan ölmek olacaktı.
AFP’nin haberine göre Banglades’te sınır muhafızları bir hafta kadar önce Rohingya Müslüman azınlıktan 300 Müslümanı tasıyan 8 kayıgı geri gönderdi. Kayıklardakilerin çogunlugunu ise Burma’daki siddetten kaçmaya çalısan kadın ve çocuklar olusturuyordu.
Banglades Sınır Muhafızları Gücü üyesi AFP’ye yaptıgı açıklamada Sefik Er Rahman söyle dedi: ‘300’den fazla Rohingya Müslümanı teknelerle Burma’nın Akyab sehrinden geldi. Teknelerde kadınlar ve çocuklar vardı ve çogu aglıyordu.’ Er Rahman, 8 teknenin Burma’ya; yani ölüme geri gönderildigine isaret etti.
Burma Müslümanlarına karsı düsmanlıgın, Budistlerin toplumsal olusumunda ana temellerden birini olusturduguna isaret edilmektedir. Öyle ki Burma’da Budistler Müslümanlara karsı –ülkede Müslümanların tarihsel varlıgına karsın- yasadıgı yollarla ülkeye göçetmis bir toplum olarak bakıyor.
1962 yılında gerçeklestirilen askeri darbeden bu yana askeri hükümet Müslümanların hükümette devlet islerine ve orduya girmesini yasakladı. Geçen yüzyılın altmıslı ve yetmisli yıllarında binlercesini Banglades’e kovdu. Öte yandan Birlesmis Milletler Burma Müslümanlarını dünyanın en çok zulüm gören azınlıgı olarak kabul etmektedir.
Baskı
Burma’daki Budist rejim ülkedeki İslami kimligi bastırmak için oldukça sert tedbirlere basvurdu. Bu kapsamda camiler, tarihi okullar ve İslami eserler yıkıldı. Budist hükümet, zaman faktörünün etkisiyle yıkılan cami ve tarihi okulların onarımına da izin vermedi. Ekonomik baskılar da Budist hükümetin Burma Müslümanlarına karsı benimsedigi zalim uygulamaların bir parçasıdır. Öyleki hükümet Müslümanların çogunlugu olusturdugu mahallelerde zorunlu gıda maddelerinin fiyatlarını iyice yükseltmis, bu da kıtlık gibi bir durumun ortaya çıkmasına, binlerce Burmalı Müslümanın yasamlarını sürdürebilmek için Tayland ve Banglades’teki sınır kamplarına kaçmalarına yol açmıstır.
06 Temmuz 2012 Cuma
Defne Bayrak / TIMETURK