
“Kara Vagon-38 Dersim Sürgünleri” adlı belgeselde o dönemde Dersim harekatına katılan askerler konustu. İki askerin anlattıkları insanın kanını donduracak cinsten…
Basbakan Recep Tayyip Erdogan'ın 1937-1938 yılında Dersim'de meydana gelen olaylar için “katliam” ifadesini kullanmasından sonra o günlere ait belgeler de gün yüzüne çıkmaya basladı.
Buna benzer bir açıklamayı daha önce de İhsan Sabri Çaglayangil yapmıstı, magaralara kaçan insanlar dısarı çıkarmak için zehirli gaz bombalarını atıklarını söylüyordu.
O dönem Dersim harekatında yer alan emekli generallerden Muhsin Batur ise “Anılar ve Görüsler” adlı kitabında katliamı dogrularcasına “okuyucularımdan özür diliyor ve yasantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum” diyecekti.
Son olarak “Kara Vagon-38 Dersim Sürgünleri” adlı belgeselde o dönemde Dersim harekatına katılan askerler konustu. İki askerin anlattıkları insanın kanını donduracak cinsten.
HAREKATA KATILAN İKİ ASKER KONUSTU
Ve simdi Dersim'de isyanın var olup olmadıgı, katliam yasandı mı tartısmalarının odagında yönetmen Özgür Fındık “Kara Vagon-38 Dersim' Sürgünleri” adlı belgeselle karsımıza çıkıyor. 5 Mayıs'ta Bilgi Üniversitesi'nde galası yapılacak olan belgeselde Dersim katliamında sürgüne gidenler, gittikleri yerlerden acı ve gözyaslarıyla “yasanılanları” ve “sürgünleri” anlatıyor.
Belgeselin en önemli yanı ise o dönemde Dersim'deki harekata katılmıs orduda görevli iki askerin anlatımı. Askerlerden birinin adı Haydar Dede.
Belgesele konusan Hayder Dede anlatıyor:
“Bir alay komutanımız geldi, Konya'dan. Dedi ki; 'Arkadaslar, vatandaslar dünyada dört hain vardır' dedi. 'Biliyor musunuz?' Biz nereden bilelim dört haini. 'bak' dedi. 'Biri fani (veya vali), biri kurt, biri domuz, biri de Kürt' dedi. Bu dördünü de aynı anda söyledi.””Adamları vurduk, vurdular. Simdi söyle kol kola taktılar. Söyle kol kola taktılar bes yüz, alt yüz kisiyi agır makineli tüfeklerle söyle öldürdüler. Harçik ırmagına koydular, ırmak kıpkırmızı aktı. Yanız bir kadın kendisini suya attı, kaçtı kurtuldu.”
Yine Haydar Dede adlı asker anlatıyor: “Bomba atıp içeri girdiler. Yetmis üç kisiyi içerden çıkardılar, yedisi erkekmis. Gerisi kadın ve çocuk.”
Belgesele konusan askerler birisi de Eskeri Akyol. Dersim olaylarının yasandıgı dönem 2. Tabur 9. Bölük'te askerlik yapan 101 yasındaki Eskeri Akyol, yasanılanları vahset olarak nitelendiriyor begeselde…
74 yıl sonra konusan Akyol, Dersim'e Diyarbakır'dan 7 gün 7 gece yürüyerek gittiklerini söylüyor: “Gittikten sonra bizi Ali Bogazı'na verdiler. Gittigimizde askerler evleri yakıyordu. Ulastıkları tüm evleri yakıyorlardı…”
Katliamdan kurtulabilenlerin magaralara saklandıklarını, kimisinin ise Munzur nehrini asarak İngilizlere ve Ruslara sıgındıklarını anlatıyor Akyol…
“ÜZERLERİNE GAZYAGI DÖKÜP YAKIYORLARDI”
Magaralara girmekten korkuyorlarmıs askerler, ama “girin” talimatı üzerine askerler magaraları atese veriyor; bu kısmı Akyol su sözlerle anlatıyor: “Bombaları atmak zorundaydık magaralara. Sonra gidip baktıgımızda öyle çogu yaslı benim gibi. Getirip üst üste yıgıyordu askerler ve üzerlerine gazyagı döküp atesliyorlardı… Öyle canlı canlı…”
Eskeri Akyol anlatıyor yine: “Çok öldürüldüler! Askerlerden de, ahaliden de çok insan öldürüldü. Yukarı Kutu deresinde ceset kokusundan durulamıyordu. İnsanları öldürüp atmslardı.Öylesine felaket görülmemistir. Askerler Allah'ın merine karsı geliyorlardı ha…”
Askeri Akyol, röportajı yapan muhabirin “Tahminen kaç kisi öldürdünüz?” sorusuna, “Valla ne bileyim iste kosturarak ates ediyorduk… Kalkıp yalan mı söyleyeyim. Askerdik 'ates' dediklerinde mecburduk ates etmeye…” sözleriyle cevaplıyor.
Akyol yutkunarak, gözyaslarını akıtarak anlatıyor vahseti… Zamanla öldürmelerin son buldugunu ve sürgünlerin basladıgını söylüyor.
03.05.2011
Milliyet