Myanmar Çelişkisi

Myanmar Çelişkisi

Suu Kyi bugünlerde Amerika'da… İkinci uluslararası gezisini gerçeklestiren Suu Kyi, Avrupa Kıtası'nda özellikle de demokrasinin besigi olarak bilinen İngiltere'de gördügü yogun ilginin bir benzerine Amerika'da tanık olunuyor. Bu ilginin somut göstergeleri Suu Kyi'nin Amerika'nın mesruiyetini ve gücünü sembolize eden kurumlarınca kabulünde yatıyor. Beyaz Saray'da aksam yemegine davet, New York'da Borsa'nın açılısını yapması, 'ABD Barıs Enstitüsü', 'Asya Birligi' ve 'Ulusal Demokrasi Vakfı” gibi düsünce kuruluslarında konusma yaparak ödüllere bogulması bunların göstergesi. Üstüne üstlük, belki de bu gezinin en önemli ayagı kabul edilebilecek Kongre ziyareti gerçeklesecek. Bu çerçevede, birkaç gün sonra kendisine, ABD'nin en önemli liyâkat ödülü kabul edilen Amerikan Kongresi Altın Madalyası takdim edilecek.

Bu ödülün verilme sebebi, Myanmar'da insan hakları, özgürlük, barıs, demokrasi vb. kavramları için eylemlerine dayanıyor. Tarih elbette bunları yazacak. Ancak yazacagı baska seyler de olacak… “Niçin simdi Amerika?” sorusuna cevap geçen hafta ABD yönetiminin Myanmar'a yönelik ekonomik yaptırımlarını resmen kaldırmasında yatıyor. Bu ziyaret vesilesiyle, ortada, Rohingya krizini takip edenlerin pek de yabancı olmadıgı bir çeliskinin varlıgı asikâr. Bu asikârlık, sadece Kyi'nin sahsında degil, onu araçsallastırarak Myanmar'ı dönüstürme projesine –ki bu proje, ülkeyi kapitalizm rotasına ayarlama girisimidir- ön-ayak olanları da baglayıcı kılıyor. Bu araçsallastırmada rol oynayan tarafları tanımak ve analiz etmek gerekiyor. Myanmar'ın henüz eline bulasan kan kurumamıs cunta rejiminin uzantısı ve eski general Thein Sein'in yönetimindeki yarı-sivil siyasi erk, bu ülkenin ekonomik varlıkları üzerine üsüsme yarısındaki uluslararası sirketler ve bunların siyasi alandaki temsilcileri vb. aslında karsılıklı çıkar iliskileri noktasında birlikte hareket eden aktörler konumundadırlar. Elbette bu aktörlerin biri digerine yön verme ugrasındayken, Amerika için giderek basagrısı haline gelen Çin'in ve de Putin'li Rusya'nın dıs müdahalelere açık Myanmar üzerindeki hesapları gözardı edilemez.

Arakan Eyaleti'nde etnik unsurlar arasında bas gösteren ve genis kitleleri etkileyen sosyal çatısmaların son evresi olarak degerlendirilebilecek Haziran'daki gelismeler sırasında Kyi küresel medyanın odagına yerlesecegi Avrupa ziyaretine çıkmıstı. Yirmi yıl önce kendisine verilen Barıs Ödülü'nü almak üzere gittigi İngiltere'de Arakan'da yasanan ve Rohingyalı Müslümanları hedef alan saldırılardan öte, Rohingyalıların Myanmar devletince yasal etnik unsur olarak kabul edilmemesi konusundaki sorular karsısında sessizlige bogulmustu. Kyi'nin belki de pek çok kisi tarafından beklenmeyen bu ketumlugunun oldukça ironik bir duruma yol açtıgına kusku yok. Yasadıgı topraklardaki bir etnik unsura karsı siyasal sistemi temsil makamındaki en üst katmandan baslayarak toplumun derinliklerine kadar nüfuz eden devasa bir ayrımcılık dalgası karsısında sessiz kitlelerin sözcülügüne girismis bir toplum liderinden beklenmeyecek bir davranıs onunkisi. Kyi'nin bu sessizligi ülkenin siyasi erkinin Rohingya sorununa karsı yaklasımını benimsedigi izlemini veriyor. Bu yaklasımı aynı zamanda, 1988 kusagının önde gelen isimlerinin konuyla ilgili verdikleri mülakatlarda Rohingya diye bir etnik unsurun Myanmar'ın parçası olmadıgı yolunda açıkça ortaya koydukları söylemlerde bulmak mümkün.

Bu davranısın niçin beklenmedik oldugunu ortaya koymak için yakın geçmiste Myanmar'da sürdürülen özgürlük mücadelesine atıfta bulunmak gerekir. 1988 Temmuz-Agustos-Eylül aylarında ülkeyi sarsan ve bugün sayet ortada 'demokratiklesme' denilen bir süreç varsa bunun tohumunu eken toplumsal ayaklanmalarda Rohingyalı Müslümanların Kyi'ye ve de gösterilere verdigi destek biliniyor. Aynı destek, 2007 yılındaki 'Kadife Devrim' girisimi sırasında da vuku bulmustu. Kyi'yi bu sessizlige sevkinde 88 Kusagı olarak bilinen, çogunlugunu Ulusal Demokrasi Cephesi (NLD) mensubunun olusturdugu kitlenin de Rohingya meselesine duyarsızlıgının ötesinde, aktif bir sekilde siyasi otoritenin kayıtsız, dıslayıcı ve ayrımcı politikalarına destek mahiyeti tasıdıgı dikkat çekiyor. Rohignyalı Müslümanlar, dün ülkenin insan hakları ve etnik özgürlükler mücadelesinde sessiz kahramanlar sınıflamasında yer alarak tüm bu süreçlerde üstlerine düsen vazifeyi yerine getirirken, anavatanlarından kapı dısarı edilme noktasına getirildikleri bugün ise dünyanın saygın insan hakları mücadalesi lideri sıfatı verilmeye devam edilen Kyi'nin sessizligi ile karsı karsıyalar.

Bu noktada dikkat çekilmesi gereken bir diger sorun su. Bir yandan kendisine sözde çeki düzen verme konusunda büyük bir özenle basta Birlesmis Milletler olmak üzere Batılı kurumların felsefi ve kurumsal yapılanmasını kendine devsirme yarısına katılan kurumların ve liderlerinin de nasıl bir çeliski ile karsı karsıya olduklarını da görüyoruz. Kendilerini ve kurumlarını her nedense Batı nezdinde “temize çıkarma”, “mesrulastırma” ugrası içerisindeyken, birdenbire Rohingya meselesi ile nasıl bir açmazla karsı karsıya kaldıklarını görebiliyorlar mı acaba?

Mehmet Özay

13.09.2012 / Dünya Bülteni