Mali Krizi Ve Afrıcom

Mali Krizi Ve Afrıcom

Afrika’da her askeri, etnik çatısma, ABD’nin askeri bakımdan Afrika’ya müdehalesiyle sonuçlanıyor. 2007’de kurulan ABD’nin Afrika’daki askeri birligi AFRİCOM, yeni krizlerle hem asker sayısını hem de üs sayısını artırıyor. Somali ve Uganda’daki çatısmalar, neredeyse Kenya, Cibuti, Etiyopya, Uganda, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Güney Sudan, bir ABD üs merkezlerine dönüstürdü. Kenya’nın Garissa, Mambasa, Manda Bay, Etiyopya’nın Dire Dava, Uganda’nın Kampala ve Entebbe, Güney Sudan’ın Nzara, Orta Afrika’nın Bangui ve Djema bölgeleri ile Cibuti’de ABD’nin askeri birlikleri ve üsleri bulunuyor. Her gün onlarca gemi sadece Cibuti limanından Etiyopya’ya petrol, askeri araç ve silah tasıyor.

ABD’nin Afrika’ya müdahalesi yalnız Dogu Afrika ile sınırlı degil. Kuzey ve Batı Afrika ülkelerinde de yeni ABD askeri üsleri açılmaya basladı. Cezayir, Nijer, Moritanya, Çad, Nijerya, Liberya, Mali, Burkina Faso, Nijerya, Fildisi Sahili, Liberya ve Senegal’de askeri birlikler bulunuyor. Resmi olarak, AFRİCOM içindeki askerlerin 3000-5000 arasında oldugu ifade edilse de bu sayının 50 bine ulastıgı iddia ediliyor.

Son aylarda Mali’de yasanan çatısmalardan sonra AFRİCOM’da fark edilir bir hareketlilik yasanıyor. Kuzey Mali’nin İslamcıların kontrolüne geçmesinden sonra ABD, Cezayir, Nijer, Tunus, Libya ve Moritanya’da yeni üsler kurma arayısına girdi. Sahel bölgesinin el Kaide’nin kontrolüne geçtigi, ABD çıkarlarını tehdit ettigi haberleri uzun zamandır ABD medyasında yayınlanmaya basladı.

Mali’de iç çatısmaların yasanmasında, dogrudan ABD’nin bir etkisi oldugu gözlerden kaçmıyor. Daha önce Libya’daki Kaddafi yönetimine karsı mücadele veren Tuareglerin kurdugu Ulusal Azavad Özgürlük Hareketi’nin(MLNA), ABD tarafından desteklendigi biliniyordu. Kaddafi’nin düsmesinden sonra Libya çöllerinden gelen bu hareketin üyeleri Timbuktu, Goa ve Kidal gibi sehirlerde Mali ordusuna karsı ayaklanmayı baslattılar. Ayaklanmaların sürdügü günlerde ABD’de egitim almıs Yüzbası Ahmedo Haya Sagona askeri darbe düzenleyerek, görevinin bitimine 1 ay kalmıs Devlet Baskanı Amedou Toure’yi devirdi. MLNA ve sadece Tuareg bölgesinde degil Mali’nin tamamında seriat yönetiminin kurulmasını isteyen Ensaruddin hareketi, birleserek Kuzey Mali’de bagımsızlıklarını ilan ettiler. Fakat bu bagımsızlıktan ilanından sonra ABD, Fransa ve Batı Afrika-özellikle Fildisi sahili ve Senegal- telkinleriyle laiklik yanlısı MNLA, Ensaruddin ile çatısmalara girdi ve Tuareg birligi bozuldu. MNLA’nın güç kaybetmesiyle bosluk Ensaruddin ve Cezayir menseli İslami Magrip Cephesi ve geçen Ekim ayının ortalarında kuruldugunu ilan eden Batı Afrika Cihad Birligi Hareketi (MUJAO) tarafından dolduruldu. Goa, Timbuktu ve Kidal sehirleri bu hareketlerin kontrolüne geçtigi için Fransa ve ABD, MNLA’yı destekleyerek Mali ordusuna aktardıkları teçhizat ve yardımları İslamcı örgütlerle mücadeleyi öncelikleri arasına aldılar.

ABD ve Fransa merkezli medyanın servis ettigi haberler, dünya kamuoyunun ilgisini Mali’ye çekti. Ensaruddin’e baglı askerlerin mezarlara ve türbelere yaptıgı saldırılılar bir vandalizm örnegi olarak gösterildi. Tabiî ki bu saldırılar hiçbir sekilde savunulamaz, yalnız bu gösterilerin arkasında kapsamlı bir sömürgecilik istila projesinin de var oldugu görülüyor. Suriye, Pakistan, Irak’ta her gün yüzlerce kisi öldürülürken Uluslar arası Ceza Mahkemesi’nin Mali’deki İslam medeniyetinin mirası olan türbelere ve kabirlere yapılan saldırıları savas suçu görmesi ve suçu isleyenler hakkında tutuklama kararı çıkarması manidardır.

ABD, Mali’de de el Kaide örgütünü bahane ederek olası bir askeri operasyona göz kırpmaktadır. Ensaruddin ile el Kaide arasında bir iliskinin olup olmadıgı henüz açıklıga kavusmus degildir. MUJAO ile ilgili bilgiler ise oldukça sınırlı olup sayılarının 300-400 olustugu ve Senegal, Fildisi Sahili, Benin, Gine, Gine Bisav, Batı Sahra, Kamerun’dan gelen gençlerden olustugu iddia edilmektedir. 2006’da el Kaide ile birlestigi söylenen İslami Magrip Cephesi’nin ise 100-150 kadar Cezayirlilerden olustugu belirtilmektedir. ABD’nin –simdilerde AFRİCOM’a baglı hareket eden Trans-Sahara Counterterrorism Partnership’e (TSCTP) her yıl 100 milyon dolar aktarmaktadır. Nijer, Çad ve Moritanya ordusuna 200 yakın füze verilerek uydu iletisim teknolojileri güçlendirip el Kaide’nin Büyük Sahra çölüne sızması önlenmek istendi.

Kaddafi’nin devrilmesinden sonra bölgede yeni olusan askeri bosluk, ABD’ye baglı askerler tarafından doldurulmak istenmektedir. Böylelikle Latin Amerika ülkelerinden baslayarak Gine Bisav, Senegal, Mali ve Cezayir’den Avrupa’ya ulasan uyusturucu ve silah ticareti kontrol altına alınabilecektir. Bu hattan Avrupa’ya gelen uyusturucunun 500 milyar doları buldugu ve Afrika’nın kuzey ve orta kısımlarına silah sevkiyatı yapan yüzlerce Batılı savas baronu oldugunu bilmeyen yok.

AFRİCOM’un Mali’ye gelmesi genis bir cografi alanda ABD’li askerlerin manevra gücünü artırabilecektir. Hem el Kaide ve benzeri örgütler bu sahaya çekilerek Cezayir, Libya, Batı Afrika ülkeleri arasında yeni bir asker yol olusturacaktır. Yıllardır Müslüman hacılara hizmet etmis bu yollar ABD’nin küresel imparatorlugunun yeni baharat yolu olacaktır.

Fransa’nın, Mali politikası baska bir yazının konusu olmakla birlikte, kuskusuz ABD’nin, Sahra’yı isgal etmesine en fazla sevinecek devletlerden biri oldugudur. Fransa; Benin, Senegal ve Fildisi’nde oldugu kadar Mali’de güçlü degil. Dogrudan bir operasyona girmesi Mali halkının tepkisiyle sonuçlanabilir, bu yüzden lojistik destek saglayabilecegi AFRİCOM’un konuslanması Fransız Devlet Baskanı Hallande için daha cazibeli görünüyor. Afrika’nın sözde istikrarı için Obama yönetimini ikna etmek için de fazla çaba sarf etmeyecegi de belli.

Mali’deki savas el Kaide ile ABD veya Fransa arasında degildir; bu savasın tarafları Tuaregler ve Mali yönetimidir. Tuaregler bagımsızlık, Ensaruddin ise Mali’de İslami bir yönetim istiyor. Bu savasın çıkmasının sebebi Batının dayattıgı ulus devlet anlayısı ve Fransa, ABD’de egitim almıs halkına yabancı asker ve bürokratların sorumsuz yönetimleridir. Tuareglerin bagımsızlık öncesi vatandaslık, insan hakları, esitlik, refahtan mahrum bırakılmaları bir Fransız projesidir ki bagımsızlık sonrasında da bu proje Batı yanlısı elitler kanalıyla uygulanmıstır. Fransa ve ABD simdi ise magdur ettikleri laik çizgideki Tuaregleri destekleyerek onlara demokrasi, özgürlük, esitlik vaat etmektedirler.

Mali’deki kriz lejyonerlerin gelmesi ile asılamaz, tersine içinden çıkılmaz bir hale dönüstürür. Mali’deki kanaat önderleri, Mali Yüksek İslam Konseyi, âlimler Birligi, Mali halkı arasında uzlasmayı saglayabilir. Seriat yönetimine geçip geçilmeyecegini, ABD veya diger küresel güçler degil, Mali halkı söyleyebilir. Basta İslam İsbirligi Teskilatı olmak üzere İslam medeniyetinin mirası ülkelere de görevler düsüyor. Mali’nin parçalanması, İslam dünyası için bir kayıp olacaktır. AFRİCOM’un bölgeye gelmesine ses çıkarmamak bir felaketin daha baslangıcı olacak. Çünkü sırada bekleyen Nijer, Moritanya’da felaketin içine sürükleneceklerdir.

İbrahim TIGLI

15.08.2012 / Dünya Bülteni