
Dün Gemi Olur, Bugün Uçak!
Küçük resimde, Türk savas uçagı, iki askeri pilot, uluslararası sular yahut uluslararası oyunların suları, vurulmaları, kaybolmaları var.
Tabii ki bu küçük denen resim, onları kaybeden aileleri, yakınları, arkadasları için en büyük resimdir.
Ama dünyanın önündeki Büyük resim baska türlü:
Eger Birinci Dünya Savası’nın, Arsidük Saraybosna’da bir Sırp eylemci tarafından vuruldugu için çıktıgını düsünüyorsanız…
Yahut Osmanlı’nın savasa iki Alman gemisi Bogazlar’ı geçti diye çekildigini sanıyorsanız…
Sizin albümde büyük resme yer yoktur zaten!
***
Küçük resimler, çogu zaman büyük resmi tamamlamak için, birer “yapboz” parçası gibi yerlestirilir.
Taammüden yahut tesadüfen.
O parça olmasa da resim hazırdır ama…
Ona da küçük bir ihtiyaç vardır.
Daha oturaklı olur!
Dün gemi olur…
Bugün uçak!
***
Küçük resmin hesabını sorabilirsiniz.
Haklı çıkarsınız veya haksız.
Düsmanca tutumumuz yok diyene inanırsınız veya inanmazsınız.
Hukuk, diplomasi yoluna basvurur veya benzer bir misilleme kollarsınız.
O da ne…
Siz, her iki devlet…
Hani dün sınır açan, vize kaldıran, karı koca tatil yapan, birbirine övgüler yagdıran iki devlet, iki hükümet; zaten, kendi resmi dillerinizle, “birbirinizin teröristleri”ini desteklemiyor musunuz; bir ötekinizin üstüne sürmüyor musunuz?
***
Büyük resim baska türlüdür.
Büyük resim, daha büyüklerin veya boyu küçük ama emeli büyük bölge devletlerinin büyük hesabı içinde, kendini komuta merkezi sanırken piyon olmaktır.
Kendini milli köfte sanırken elin hamburgeri içinde kimyon olmaktır.
Kendini kılıç sanırken kalkan…
Kendini bölgesel aktör sanırken figüran olmaktır.
***
Buna karsı çıkmak için hükümet muhalifi, devlet karsıtı filan olmaya gerek yok.
AKP’liler, CHP’liler, MHP’liler, BDP’liler, BBP’liler ve ötekiler; en azından hepsinin büyük çogunlugu, Türkiye’nin ezici çogunlugu; daha dün, daha önceki gün; Afganistan, Irak denirken neye, niçin kökten ve yürekten karsı olmussa, bugün de yine o gündür!
Gerisi bahane…
Gerisi palavra…
Gerisi palavra olamayacak kadar ciddi ve kötüdür!
Elbet Ortadogu, Suriye’den Körfez’e, her kösede insan hakları, inanç hakları, halkların hakları ihlalleriyle dolu.
İhlal dersek basit kalan kanlı bir hilal bu.
Ama bu mayını o halklar tek baslarına koymadı oraya.
Kim ki onların ruhunu, kültürünü, topragını, ufkunu isgal etmis, yaralamıs, sömürmüs; onlar da suçludur.
Bu Batı da olabilir, batın da, boyun egdikleri kukla veya despot diktalar da.
***
S. Arabistan-Katar ittirmesi ve maddi-manevi tesvikiyle, NATO ve ABD tezgâhlarıyla bölgede efelik, neferlik, seferberlik oynamanın; Rusya, Çin, İran gibi “öteki büyükler”le köprüleri atıp İncirlik-Kürecik küçücük fıçıcık olmanın âlemi yoktur.
Türkiye’nin, bu ülkedeki insanların, hatta tabulastırdıgınız devletin hayatiyeti ve haysiyeti…
İtidalle hesap sorabilmenin yanında, vicdan ve akılla; kimsenin tezgâhına, parasına, kıskırtmasına, paralı asker talebine boyun egmeden, ah elbet önce bu topraklarda, sonra en yakınlarımızda, barısı, hakikati, hakkaniyeti, haysiyeti kovalamaktır.
***
Tekrarlayayım:
Bush’a, İsrail kankası neo-muhafazakâr dümen ve düzenlerine ne için karsı çıkmıssanız…
Obama, babama fark etmez…
Hikâye aynı hikâyedir!
Muhafazakâr olmak baska, heves ve hızla neo-muhafazakâr haline gelmek baskadır…
Muhafazakâr olmak baska, esmer ya da beyaz sarayların muhafızı olmak baskadır!
***
Kim ve kimden, kimlerden olursak olalım…
Bize düsen…
Elbette devletlerin katliamlarına da ve elbette savasa, isgallere, istilalara da karsı çıkmaktır.
Umur Talu/Habertürk
27.06.2012